ANINDA TEPKİ - YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE - ANINDA TEPKİ



Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..
31 Mart 2019 Türkiye Genel Yerel Seçimine Kalan Süre:
Anlık değişen canlı forum verileri...

Mesajlar: 1 Açılan Konular: 0 Okunan sayfa sayısı: 55088 Online Üye ve Ziyaretçi: 668

GönderenKonu: YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE  (Okunma sayısı 1970 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

ONUNCU KÖY

  • AS Üye Olacağım!
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 5
  • Toplam Konu: 2
  • Süper Puan: -30211
  • PuanBank: 0
  • anindatepki
  • Katılım: 04/2012
    YearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE
« : 23 Nisan 2012, 16:41:15 »


 




1960'lı yıllarda işte böyle bir zaman bir kum fırtınası sonrası Konya Karapınarlılar sabah uyandıklarında kasabalarının çöl'e döndüğünü gördü, milyonlarca ton kum Sahra'dan gelip bir kasabanın üstüne çöktü, Türkiye'de tek çöl Karapınar'dadır..

Tıpkı bu kış olduğu gibi dört-beş metre kar yağdıktan sonra, işte böyle güçlü bir lodosla hızla eriyen karlar, mitolojilerde dinlerde anlatılan o büyük 'sel tufanlarını' meydana getirdi..

İş bu yazıyı altı-yedi saat önce gönderecektim, ancak, terasa bakan ahşaptan çift kapının menteşeleri koptu ve bir saat kadar kapıyı ellerimde dayayarak tuttum ve hemen tamirci aradık, geldi, kopan menteşe yerine tahtalar çaktık.

Bu yazıyı yazdığım sırada fırtınayla kapı kırılıp birden patlayınca bugüne kadar bağırmadığım şekilde içimde bir ses korkusuyla beni birkaç saniye içinde yorgun düşürdü..

Koca kasırgalardan kelime olarak bahsetmek edebiyatçı için ne kadar kolaymış.. Gerçekte kasırgayla karşılaşınca ise, sanki Allah yazarı uyarıyor, abartma yalnız benim kudretimdedir, ikazı gibi.. Bu da bana ders olsun kelimeleri hak ettikleri ölçeğinde kullanmak için, öyle her yazıya sanki çok ucuzmuş gibi fırtına kelimelerini yerleştirirken artık bir kimyacı gibi hassas davranmalıyım, görüldüğü üzere, umutsuz bir siyasi atmosfer içinde bizler de artık 'ilahi işaretler'le konuşmaya başladık, bile..

                                  …

Sevimsiz bir kadın yazarla aynı kitap fuarı nedeniyle aynı otelde kalıyormuşuz, otelin döner kapısından girerken ister istemez göz göze geldik, içimden bu kadın o yazar değil mi, derken, kadın geri döndü ve helaya gitti.. Akşama doğru yorgun argın otele döndüm, resepsiyondan oda anahtarını alıyordum ki tekrar kadınla göz göze geldik, yahu bu kadın o kadın mı diye birkaç saniye gözlerim kadında kalmış olabilir, aynısı oldu, kadın hızla helaya yöneldi.. Fuar alanında tekrar bir tesadüf, yine o mu değil mi diye gözlerim tereddütle kadında kaldı, bir müddet sonra kadın yine helaya koştu..

Benimle göz göze geldikten birkaç saniye sonra helaya koşmasına doğrusu anlam veremedim, ancak, Kafası Güzel Filler kitabındaki bir yığın birbirinden güzel deneyleri okuyunca neler olduğunu anladım. Durum şu, insanlar koyunların gözüne bir müddet baktığında koyunların hemen işemesi geliyormuş ve tarihin bugününe kadar bilim adamları bunun sebebini bir türlü bulup çıkartamıyormuş..

Olsun, sıkı bir bilgi bu deney, aşığınızla masaya oturup göz göze geldiğinizde işinize yarar, gözlerine daldığınız sevdalınız hemen helaya koşarsa, bu Allah'ın bir koyunu deyip masayı ebediyen terk edebilirsiniz..

                                …

Yukarıda anlattığım hikayenin koyun deneyi doğru kadınla karşılaşmam gerçek değil, uydurdum, sırf okuyucular eğlensin diye.. Benim kuşağım birkaç eğlenceli söz söyleyebilmek için hayatlarını mahvetti, işte hala ınternet'in bin ayrı köşesinde yüz binlerce insan bir 'eğlenceli laf' edebilmek için çırpınıp duruyor.

Eğlenceli söz etme iştahı hayata nereden nasıl baktığınızla alakalı.. Benim kuşağım sıkıntıyı depresyonu kasveti kederi bunalımı yalnızlığı çaresizliği yoksulluğu çok derin ama çok derin, kişiliği karakteri bambaşka bir şeye dönüşünceye kadar yaşadı..

Bu satırları yazmama sebep Serdar'ın (Akinan) Zaman Gazetesi'nde yayınlanan 'twittırımın solcusu' başlıklı yazısına kafayı takıp karşı bir yazı kaleme alması..

Twittirimin Solcusu yazısı, twitter üzerinden muhalefet yapan şehirli insanları alaya alan bir yazı ve Serdar, bu yazı sıradan bir yazı değil, kendine muhafazakar diyen insanların hayata bakışlarıyla çok derinden ilişkili bir yazı, diyor..

Önce şunu söyleyeyim 'muhafazakarlık' kavramını bolca kullanıp üstelik bir siyasi sosyal kimlik olarak üzerlerine alan insanlar asla kat'a 'muhafazakar' değil, bu tartışma uzundur.. Tıpkı Serdar'ın dediği gibi, muhafazakar külliyat içinde mesela Hacivat Karagöz, mesela Yunus Emreler mesela dünyayı sarhoş etmiş İranlı şairler var, Karacaoğlan da var Pir Sultan da..

1980'li yılların başında bugün kendilerine 'muhafazakar' diyenlerin yine 'muhafazakar' bir edebiyatçı kabul edebileceğimiz Yahya Kemal'e, Peyami Safa'ya ve kuşkunuz olmasın Tanpınar'a dahi hiç sıcak bakmıyorlardı.. Çünkü o yıllarda kendilerine 'İslamcı' diyorlardı..

Ki, İslamcılıkları 1960'lı yıllardan sonra Orta-Doğu'da zuhur etmiş, yepyeni bir şeydi, hatta kendi medeniyetlerini dahi yok sayan 'selefilik' o günlerin en revaçta ideolojisiydi, (uzun hikaye girmeyelim).

Şimdi şimdi şu Amerikan köpeklerinin piyasaya sürdüğü 'ılımlı İslam' lafzından sanki rahatsızlık duymuşlar ve alelacele 'kimliklerini tanımlayan kavramlarda' kaş göz arası çaktırmadan değişikliğe (revizyon) çalışıyorlar.

(Ki, bu kimlik kavramı telaşına birkaç aydır cemaat'in kapıldığı çokca oldu, hala kendilerine nasıl sesleneceğimiz konusunda bir karara varamadıkları için bizler de 'bocalayıp' duruyoruz, cemaat mi camia mı hizmet mi Fethullah Gülen Hareketi mi Nurcu Hareket mi, lütfen rica ediyoruz ama, bizi de zor durumda bırakmayın…Elinizi çabuk tutun, size bey mi diyelim efendi mi diyelim, köpek mi diyelim köle mi diyelim uşak mı diyelim altın kuşak mı diyelim.. Yoksa hiçbir şey demeden bir pazarlık mı yapalım, sizlerin her yaptığı hukuksuzluğa şak şak şak diye alkışlasak arkadaşlarımızı bırakır mısınız?)

Velhasıl muhafazakarlık'a laf ettirmem, 'gün boyu komşunun kedisine havlamaktan başka işleri olmayan köpekler'e de hiç bırakmam.

Muhafazakarlık üzerine siyaset ve sosyal bilimcilerin on binlerce makalesinin özeti şudur: Muhafazakar, sabırlı devrimcidir.

Dışarıdan topluma giren şey'ler karşısında   gibi birden ani refleks göstermez. Düşüne taşına tanışa koklayarak tanıyarak elleyerek eleyerek hazmede hazmede kendi sosyal bedenine uygun bir 'tarz' bulur..

Oysa söz konusu 'İslamcılar' toplumumuzun Batılı değerlerle karşılaştığı yüzelli yıldan beri, dışarıdan gelenlere karşı, misal, tiyatroya, karikatüre, sanata, ve bu günlerde ınternet'e tavırları hiç değişmedi. (Oysa aynı Batı'nın teknolojik değerlerini, TV, radyo, telefon ve hatta dinleme cihazlarını anında kabul edip bağırlarına öpe koklaya seve seve bastılar)

Hakim olamadıkları ve yasak sansür getiremedikleri her konu'dan korkuya kapılmaları onların gerçekte muhafazakar olmadıklarını bize gösterir.

Çünkü muhafazakar içimizde kendine güveni en yüksek insandır, dünyasından da Allah'ın'dan da emin insandır..

Şaşırtıcı bir örnekle süsleyeyim, muhafazakar insanın hayata bakışını Bilge Kağan'ın taşlara kazınmış şu sözlerinde saklıdır, üstte gök çökmedikçe altta yer yarılmadıkça, senin ilini töreni kim bozabilir.. Bu cümlelere dikkat edin kendine güven ve kendinden emin olmanın rahatlığı vardır..

Şaşırtıcı bir örnek daha vereyim, 1950'li yılların başında 'din elden gidiyor' diye kasabalardan meclise iktidara gelen DP'nin katıksız her ferdi, tarih 1970'li yılları gösterdiğinde, çocuklarını tiyatroya, baleye hiç çekinmeden afiyetle gönderir hale geldiler..

Muhafazakar, düşünsel felsefi sosyal tedbirleri dayanakları olan insan'dır. Anlamadığı şaşırdığı şeyler de olabilir, ancak muhafazakar'ın en tipik özelliği, paniğini sosyal çatışma ya da sosyal dışlama alanına asla taşımaz, muhafazakar 'zaman'a güvenir gönlünün beyninin yatması yatışması için zamanını bekler..

Dünya, mehtap, insan, teknoloji, bilim, vs. üstünde fikirleri donanımı olan insanlar korkuya kapılmaz, anlamaya çözmeye eleştirmeye ve gözden geçirdikten sonra yeniden inşa'ya çalışır.

Osmanlı'nın çözülüş ve çöküş nedeni de bu 'korku ve panik'tir', kendine güvenini yitirmesi ve sansür ve yasaklamayı siyaset edinmesidir..

Tıpkı bugünün İslamcılarında teşhis ettiğimiz gibi, her şeyi herkesi ısrarla kontrol, gaddarlıkla hakimiyet iştahları maşallah hala yerinde, ama kendilerine güvenleri 'sıfır'.

Bu da bize çöküş zihniyetinin çürüme döneminin devamı olduklarını gösterir ve ne acıklıdır ki İslamı da bu çürümüşlük içinde yorumlamayı inadla sürdürmekten bir gün olsun geri adım atmadılar..

Mahalle baskısı, İran mı olacağız gibi tartışmalara hiç girmedim, bence de abes, olacağını söyleyeyim, sokaklar caddeler sinemalar ekranlar üniversiteler, aklınıza gelen herşey, gittikçe çölleşecek gittikçe yavanlaşacak ve gittikçe içinde modern insanın yaşamayacağı sıkıcı yorucu kasvet alanları haline gelecek, ki, İran'da olan da budur, renksizlik..

Eleştiriyle güzel renklerle cilalanmayan her şey pörsür, küf tutar, katlanılmaz hale gelir.. Hiçbir şey üretmeden, sadece 'ona dokunma' 'bunu yazma' "şunu görme' "şundan bahsetme" dedikçe gittikçe kararan bir dünyanın içine düşersiniz, bir çarpıcı örnek daha, Latif Demirci gibi bir karikatürist yok olursa yüksek trajlı medyanın tadı tuzu kalır mı?

Hadi yazının ortasında bir nefes alalım, birkaç bilim adamının aklına hamamböceklerini yarıştırmak gelmiş, at yarışı gibi sıkı bir hamamböceği yarışı düzenlemişler, nasıl mı? Şöyle, bilindiği gibi hamamböcekleri ışıktan korkar, hatta hepimiz mutfağın ışığını yaktığımızda hamamböceklerin hemen kuytu yerlere doğru kaçıştığına ne çok şahit olduk. Aynen böyle, bilim adamları karanlık kutu içindeki hamamböceklerine ışık tutarlar ve hamamböceklerin her biri kaçmaya başlar, nereye kaçarlar, karanlığa doğru, karanlık da biraz ötede bir detarjan kutusunun içidir, cemaat odaları gibi..

Oysa bu topraklar şiirinden felsefesine mimarisine tarihlerin en mucizevi eserlerini vermiş artık evliya makamında anılan soylu insanların insanlık'ı sonsuzluğa yükselten dönemlerine şahit oldu, Anadolu onlardır..

Ama İslamcılar hala dogmatik bir gözü karalıkla çürüme ve çöküş döneminde kalmışlar ve zırnık hareket edemiyorlar..

Bunun onlarca siyasi sosyal felsefi sebebi vardır, ancak ilginç geleceği için çok farklı, yakın tarihten bir örnek göstereyim, I. Dünya Savaşı sonunda İslam Orduları Osmanlı Orduları topyekün yenildi, topyekün teslim oldu, topyekün silahları ellerinden alındı..

Mustafa Kemal, Osmanlı'yı yenmedi, iktidarı Osmanlı'nın elinden de almadı..

Şahsi yorumum, İslamcılar aradan geçen yüzyıla rağmen İslam Orduları'nın Batılı güçlere yenilgisinin travmasını henüz üstlerinden atabilmiş değiller..

Ve dönüp dönüp 2012 Türkiyesi'nde günbegün hala Atatürk'e saldırmaları bu travmatik hezimetin hezeyanlarından kurtulamadıklarını gösteriyor..

Ürkütücü olan, bu travmanın hezimeti İslamcılar'ı hala vatan hainleriyle işbirliği çemberinden kurtaramıyor.

1919'daki İslamcılar hangi batılı güçlere kurtarıcı gözüyle bakıyorsa bugün de aynı ittifak, bu travmayı çözemedikleri için, yerinden zırnık oynamadı, yani sorun sen ben o Atatürk Cumhuriyet değil, batılı değerler ve dışarıdan gelen şey'ler yani modern toplumla konuşmayı tanışmayı düşünmeyi eleştirmeyi bir türlü öğrenemedikleri için gaddarlıktan vatan hainliğine kadar yasakçılığa kadar her alanda savruluyorlar..

Yüz yıl sonra bugün dahi İslam Orduları'nı topyekun teslim alan Batılı güçlerle ittifaklara girmelerinin asıl sebebi bu yüzden kendine İslamcı adı veren verilen aydınlardır.

Çünkü bu aydınlar, yeni yetişen İslamcı muhafazakar kuşağa, dünya, bilim, hayat, teknik, aşk, siyaset konusunu açacak derinleştirecek, kendilerine güveni tazeleyecek, coşkulu, kendine güvenen bir düşünceyle tanıştıramadı.. Bu İslamcı aydınlar tez elden beylere efendilere şeyhlere biat edip sadakatla bağlandılar, hepsi bu..

Yani kardeşlerim bu yeni İslamcı kuşaklara İslamcı denen aydınlar, hala İslam Orduları'nı topyekun yenilgiye hazırlayan çürüme, çöküş ve çözülüş dönemi zihniyetine, kara bayraklar açarak öncülük ettiler .Tıpkı 18 ve 19. yüzyılda olduğu gibi bir makam bir köşe elde etmek için ağaların beylerin eteklerini temennayla öpüp sessiz kaldılar alet oldular üstelik bu durumu Müslümanlıkla açıklamaya çalıştılar..

İslamcılar'a yaptığım her konferansta en sert cümlelerim hep şunlar olmuştur: Kardeşlerim yenilgiyi kabul edelim.. İslam Orduları yenildi.. Ve yepyeni bir dünya kuruldu.. Bu dünyayı beğenmeyebilir eleştirebilir hatta çok radikal şekilde karşısına dikilebilirsiniz.

Ama bu karşı duruşu, Osmanlı'yı çözen çürüten çökerten zihniyetle yaptığınız takdirde her yüzyıl yeniden büyük bir hezimete açık hale geliriz…

Ve böyle böyle bugün kendine İslamcı diyen aydınlar tam bir hukuksuzluğu yani katıksız bir gaddarlığı ülkemize el birliğiyle yerleştirip korkunç sonuçlara uzanan bir düşmanlığın kapısını açtılar, güya müslümanım diye diye Saddam'dan beter Nazi gestapolarına benzediler..

İslamcı gençlere usanmadan bir daha hatırlatacağım şey çok basittir, bir insan neden, hayat, dünya, ahlak, siyaset, edebiyat konusunda hepimizin korkuları'nı ilmik ilmik sinir sinir sinir çözüveren Nasreddin Hocalar'dan Karagözler'e Mevlana'dan Yunuslar'a muhteşem eserler verenlerin rahatlığına kendine güvenlerine ilgi duymaz, ve neden hala 18 ve 19. yüzyılın çürümüş korkak yasaklayan zindanlara atan kara cehaletin zihniyetini ısrarla savunur?

Dünyaya şan olmuş soylu eserler vermiş 11, 12, 13. yüzyılın bu büyük evliyaların çocukları, bugün, insanlıkdışı İslamcı aydınlar sayesinde bir söze, bir karikatüre, bir tiyatro sahnesine korkuyla panikle takılıp kalıyor ve hala sansür hala ambargo hala gaddarlıkla siyaset yapmaya çalışıyor ve bu yaptıklarını da utanmaksızın Müslümanlıkla izah ediyor..

Ne diyelim? Eğlenceli bir deney'in dersiyle bitirelim yazımızı..

Boğalar üzerine binmek için hangi inekleri kendisine seçer sorusuna cevap olsun diye çalışan bilim adamları, şu hayret verici sonuçla karşılaşır..

Eğer inekler hiç kımıldamıyor hareket etmiyorsa, boğalar üzerine atlamak için bu sessiz inekleri kendine düzmek için seçiyor. Sebebi şu, boğa, inekler'in hiç kımıldamayışını düzülmeye rıza gösteriyorlar şeklinde yorumluyor..

Yani boğalar, hareket eden kımıldayan yerinden duramayan ineklere asla yanaşmıyor.. Hareketsizlik 'çiftleşmeye' davet, hareket ise, seni istemiyorum, demek.

Kardeşlerim, üretmeden ekmeden imal etmeden tek yaptığınız jandarmalık, onu şikayet, buna yasak, şunu fişfişlemek, bunu kodese tıkmak…

Kardeşlerim, insan evladı değil misiniz, birazcık olsun seğirtin ayağa kalkın, HAREKET EDİN, kör müsünüz, saatteki hızı 120 km.'ye ulaşan fırtına bir benim kapılarımı mı parçalıyor. Sessiz köpekliğiniz sayesinde Anadolu'nun İran'a Suriye'ye kapıları çoktan bin parça, silahlar gidiyor, yasaklar geliyor ve bunu da 'İslamla müslümanlıkla' ne güzel açıklıyor İslamcı aydınlarınız..

Nihat Genç

Odatv.com


matti

  • AS Üye Olacağım!
  • *
  • Toplam İleti: 3
  • Toplam Konu: 0
  • Süper Puan: 22025
  • PuanBank: 0
  • anindatepki
  • Katılım: 02/2012
    YearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE
« Yanıtla #1 : 23 Nisan 2012, 17:35:41 »
Ben büyümemişsem o büyümemişse kim büyümüş te türkiye büyümüş merak ettim


craig

  • ALTIN Üye
  • *
  • Toplam İleti: 1886
  • Toplam Konu: 473
  • Süper Puan: 31660
  • PuanBank: 117748
  • İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır!
  • Katılım: 03/2009
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE
« Yanıtla #2 : 24 Nisan 2012, 13:03:26 »
Ülkenin büyüdüğü falan yok hepsi fasarya hepsi sıcak paranın sayesinde geçici bahar yaşıyoruz bu sene görürüm ben büyümenin hasosunu


myway

YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE
« Yanıtla #3 : 08 Şubat 2015, 20:59:42 »
bu ülke büyümüyor sadece hantal hantal oturuyor şişmanlıyor göreceksiniz kalbi duracak


Onuncuköy

  • Zümrüt
  • *
  • Toplam İleti: 237
  • Toplam Konu: 11
  • Süper Puan: -33890
  • PuanBank: 0
  • anindatepki
  • Katılım: 08/2011
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE
« Yanıtla #4 : 11 Şubat 2015, 01:09:13 »
Bu kimdir ya.. Bir Forumda iki kişi aynı isimle  olur mu ? Sistem buna nasıl izin veriyor.  İsim Kıtlığı olsa hadi neyse .  Bu; mevcut nicki Manipüle etmekten başka bir şey değil. 

« Son Düzenleme: 11 Şubat 2015, 01:27:20 Gönderen: Onuncuköy »



YAVANLAŞARAK VE AZALARAK BÜYÜYEN TÜRKİYE
 

Benzer Sayılabilecek Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
434 Gösterim
Son İleti 02 Ağustos 2010, 02:37:56
Gönderen: indigo
32 Yanıt
17529 Gösterim
Son İleti 28 Haziran 2013, 14:54:35
Gönderen: gölge
4 Yanıt
772 Gösterim
Son İleti 20 Mayıs 2011, 00:55:53
Gönderen: mevladi
3 Yanıt
508 Gösterim
Son İleti 27 Temmuz 2011, 16:58:32
Gönderen: gearW
0 Yanıt
1652 Gösterim
Son İleti 24 Mayıs 2017, 14:06:51
Gönderen: halukgta



UNUTMAYALIM Anayasa: Madde 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Madde 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

Madde 19 : Herkesin düsünme ve anlatma özgürlügü vardır. Buna göre, hiç kimse düsüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düsünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir.



Sitemiz forum sistemi olduğu için önceden izin alınmaksızın ve sonradan haber verilmeksizin konular açılabilmekte ve yorumlar yapılmaktadır. Eğer bu siteyi şu anda geziniyor ve size, yahut kanuni temsilcisi bulunduğunuz gerçek ya da tüzel kişiler aleyhinde uygun olmayan, yasalar çerçevesinde problem oluşturan bir sorun gördüyseniz, altta görülen resmi e-mail adresimize haber edebilirsiniz. E Mailiniz bize ulaştığında gerekli incelemeyi yaparak durumu açıklığa kavuştururuz. Sürekli yayında olan sitemiz için bu tür durumları fark etmemiz, her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür durumlardan hemen her daima paylaşımları yapanlar sorumludurlar. Bunu gezinen tüm ziyaretçiler kabul etmiş sayılırlar. Aksi halde yayınların durumundan sorumlu tutulamayız.

A.T. Resmi e-mail Adresi


ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Forumdaki Aktif-Nonaktif listede değilseniz saat başına 2 SÜPER PUAN kaybınız vardır! Renkli konumda olanlar aktif konumda oldukları için saat başına puan kazanırlar. DİKKATİNİZE!
bayrak