Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..

   Son 3 mesaj


   Seçkin Yazılar


   Günün Popüler Konusu - Ayın, Haftanın, Günün En Aktif Üyesi

Şu an forumda günün en popüler konusu: Kimler cennetlik (26)
Başlatan: inancveahlak Son yazar: inancveahlak
Ayın Üyesi: redyellow
Haftanın Üyesi: El-Cezeri
Günün Üyesi: El Fuego

Forumda en son açılan konular

xx Bu ülke gelişti mi? Et tüketimi öyle demiyor çok fakiriz | 31 Tem 10
zorless
21:06:37 Gönderen: zorless
Görüntülenme: 5 | Yorumlar: 0

ABD'deki et tüketimi ile gelişmiş başka ülkelerin ...


Sayfalar: [1] 2 3 ... 5
Seçme Şiirler

ANINDA TEPKİ/Seçme Şiirler => Yağmur Yıllardır boz bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir

A A A A
Gönderen Konu: Seçme Şiirler  (Okunma sayısı 1319 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Hosting firmasının Sunucusunda yaşanan bazı problemler nedeniyle zaman zaman ciddi şekilde sitemiz ağırlaşmaktadır. Bu nedenle bir müddet daha devam edebilecek bu olay için çalışılmakta olduğu bildirildi. Duyurulur.

manifest

Seçme Şiirler
« : 09 Aralık 2009, 22:06:51 »

                  Yağmur

Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım

Hasretin alev alev içime bir an düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü

Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyulâ, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım

Yağmur, gülşenimize sensiz, baldıran düştü
Düşmanlık içimizde; dostluklar yaban düştü
Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe
Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü

Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım
Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamış, mazide
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım

Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü
Yarılan göğsümüzden umutlar bîcan düştü
Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin
En son, avucumuzdan inci ve mercan düştü

Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım
O mücella çehreni izleseydim ebedi
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım

Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü
Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü
Katil sinekler deldi hicabın perdesini
İstiklal boşluğunda arılar nâdân düştü

Bazen kendine âşık deli bir fırtınaydım
Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım

Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana râm olanlara
Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü

Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım
Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım

Haritanın en beyaz noktasına kan düştü
Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü
Mahkumlar yargılıyor; hâkimler mahkûm şimdi
Hakların temeline sanki bir volkan düştü


Devlerin esrarını aynalara sorsaydım
Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım

Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü
İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü
Güvenilen dağlara kar yağdı birer birer
Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü

Madenî arzuların ardında seyre daldım
Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım

Şehirler kâbus dolu; köylere duman düştü
Tersine döndü her şey, sanki asuman düştü
Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayalî
Hazindir ki; dertleri aşmaya umman düştü

Saatlerin ardında hep kendimi aradım
Bir melâl zincirine takıldı parmaklarım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım

Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü
Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü
Bir kölelik ruhuna mahkûm olunca gönül
Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü

Yağmur, bir gün elimi ellerinde bulsaydım
Güzellik şâhikası gülümserdi yüzüme
Senin visâlinle bir gülmüş de ben olsaydım

Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü
Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü
İniltiler geliyor doğudan ve batıdan
Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

          Nurullah Genç
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 17:42:20 Gönderen: manifest »
Miracı anlatma, eşek değilim / Bildiğin kadar da melek değilim,
Günahkâr insanım, ördek değilim / Bu ağır gövdeyle uçamam hocam!  (Rıza Tevfik)

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #1 : 09 Aralık 2009, 22:20:07 »
           

            Tahir ile Zühre Meselesi

Tahir olmak da ayıp değil
Zühre olmak da.
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte
Yani yürekte.

Mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbunu keşfe giderken
mesela denerken damarlarımda bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahir'i Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

                                   Nâzım Hikmet  1947
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 18:15:03 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #2 : 09 Aralık 2009, 22:35:35 »
         
           Gülce

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nâzır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir gamzelik rüzgâr yetecek.
Ha itti beni, ha itecek

Uçurumun kenarındayım Hızır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gözleri bir ret, bir davet
Gülce uzak uzak dolanır
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce semavi bir afet

Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir beyaz sihir
Canıma bedel bir haz
Nur
Nar ve nurdan bir zehir
Gülce Araf`ta infaz
Bir tek bakışıyla suyum ısınır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Cahil cesaretimi alem tanır
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarzdan
Deccal`dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce`den
Ödüm patlıyor Gülce`ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

Uçurumun kenarındayım Hızır
Bir dilber kalesinin burcunda
Vazgeçilmez belaya nâzır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adımı çağırır
Kaldım parmaklarımın ucunda
Uçurumun kenarındayım Hızır

                     Ömer Lütfü Mete
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 15:18:42 Gönderen: manifest »

manifest

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #3 : 09 Aralık 2009, 22:50:16 »
     
        DALGIN

Gözlerin yaş dolu, bakışın kırık,
Derin sular gibi durgunsun yine.
İçinden bitirmiş seni hıçkırık,
Galiba gönlünden vurgunsun yine.

Dünyaya boş vermiş aldırmıyorsun,
Alnından perçemi kaldırmıyorsun,
Bir derdin var ama bildirmiyorsun,
Akşamdan uykusuz yorgunsun yine.

      Hacı Verdî KANKILIÇ
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 15:00:28 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #4 : 09 Aralık 2009, 23:00:39 »
          
             Deniz ve Ben

O akşam ki elemim ne sonsuzdu bilseniz;
Başını boş sahile vurdu, inledi deniz.

Ben muzdarip, uykusuz, onunsa bir sırrı var;
Ip ıssız kayalara bunu söyler dalgalar...

Her ayrılan kişinin hicranı onda gizli.
O'nun terennümleri her âşık canda gizli.

O dinledi, ben dedim; o söyledi, dinledim;
Denizin hali sanki benim halimdir dedim.

Perişan bir inilti sürdü sabaha kadar;
Ağlayıp saç yolmalar, nâleden âha kadar...

                         Hacı Verdî KANKILIÇ
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 14:45:53 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #5 : 10 Aralık 2009, 14:31:35 »

YİNE Mİ GURBET GENÇ KAPTAN

Miçoluk bizimkisi akşam mimozasında
Yolların boynuna dolanan serin yel gibi
Gelişimiz ve gülüşümüz böyle
Serin bir sesle dokuyoruz şiiri
Yollar uzadıkça saniyeler mâr
Yollar uzadıkça düşler tarumar
 
Bildim dilim kekredir ve biraz mayhoş
Sözü terleterek konuşur ağzım
Ve yüreğim çarptıkça yüreğime
Aşkı bir kez daha alkışlamak gerekir
Çünkü konuşursam bu tozlu havada
Çöreklenecek duygular kalkar şaha
 
Siz kentleri sıkı sarmalayan dostlarım
İnsan olmanın ne önemi var yoksa
Sözünüzü bölmeden konuşun herkesle
Şair yürekleriniz var kanı aşkla yoğuran
Şair yürekleriniz var sözü aşkla doğuran
Miçoluk bizimkisi akşam mimozasında

                        Ahmet DOĞRU
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 15:06:21 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #6 : 10 Aralık 2009, 14:35:50 »
                 
                Gözlerin

Ruhumda gizli bir emel mi arar
Gözlerime bakıp dalan gözlerin?
Aklıma gelmedik bilmece sorar
Beni hülyalara salan gözlerin!

Nigâhın gönlüme - ey peri-peyker!-
Leyâl-i hasretin hüznünü döker;
Karanlık gibi yığılır çöker
İçime yer edip kalan gözlerin!

Huzurunda ba'zan benliğim erir,
Tavrın hulûsumdan şüphe gösterir,
Ba'zan da ne olmaz ümitler verir
Sabr u karârımı alan gözlerin!

Gamzende zâhir, ey ömrümün varı!
Füsûn-ı hüsnünün bütün esrarı,
Neşr eder âleme reng-i bahârı
Koyu menekşeye çalan gözlerin!

Sihirdir, şüphesiz, bütün bu şeyler;
Bakışın zihnimi perişan eyler,
Bana aşk elinden efsâne söyler,
Aşka inanmayan yalan gözlerin

      Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 15:20:18 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #7 : 10 Aralık 2009, 14:48:07 »


         Tramvayda Birisine

Efendi! Yan gözle hor bakma bana,
Senin baban kadar benim yaşım var
Belki tuhaf gelir şu halim sana:
Geçinmek uğrunda çok savaşım var.

Halimden hoşnudum; düşkün değilim.
Süste senden elbet üstün değilim!
Bahtıma mağrurum, küskün değilim.
Ne korkum, ne hırsım, ne telâşım var.

Elimde kuvvet var; eldivenim yok.
Yakamda gülüm yok, yâsemenim yok.
Zengince bir dayım, bir yeğenim yok,
Benden daha fakir bir kardeşim var.

Esirci değilim, esir değilim.
Sizin kumpanyada müdir değilim.
Üç tuğlu, beş tuğlu vezir değilim,
Başımda sorguç yok, fakat başım var!

Her neyse muradım, ben ona yettim:
Değersiz ömrümü hayra sarfettim.
Kâbe-i maksûde dosdoğru gittim,
Benim “namus” gibi bir yoldaşım var.

Şu açık alnımda kara istemem;
İzzetinefsimde yara istemem!
Zillete mukabil para istemem,
Evimde yiyecek bulgur aşım var! 

Zâhire bakanlar belki yanılır;
Kisbinden sorulup kişi tanılır.
Feylesof Rıza'yım adım anılır,
Dünyada malım yok. Mezar taşım var!

                      Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 18:11:44 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #8 : 10 Aralık 2009, 14:57:55 »
     

Sensiz yarım

Her şey yarım
Dışarıda sensiz bir pazartesi
Yeniden başlamak lazım
Hatırlamamak en iyisi

Sensiz yarım
Yaşanacak ne varsa
Bir yarım
Merhaba diyor sabaha
Zifir karanlıkta kalmış
Sensiz yarım

Şarkılar yarım
Susmuş radyolarda aşk
Çekip gidişin gibi
Kapkara büyüyor yokluğun cehennemi
Yanıyor tutuşmuş yarım

Resimler yarım
Gözlerin yok saçların yok
El ele gülmüşüz güllerin önünde
Ellerin yok
Ağlıyor gülen yarım

Sözler yarım
Unutulmuş ne varsa sevdaya dair
En güzel yerinden vurmuşsun aşkı
Seni seviyorum desem ne olur
Lal olmuş söyleyen yarım

Kapılar yarım
Vurup gidişin arkana bakmaksızın
Bir sızı bırakmışsın
Acıyor her kapı çalınışta
Seni bekleyen yarım

Sensiz yarım
Yaşanacak ne varsa
Bir yarım
Merhaba diyor sabaha
Zifir karanlıkta kalmış
Sensiz yarım

Aşk yarım
Ben yarım
Her şey yarım
Dışarıda sensiz bir pazartesi
Yeniden başlamak lazım
Hatırlamamak en iyisi
Hatırlamamak en iyisi
 
              İbrahim Sadri
« Son Düzenleme: 10 Aralık 2009, 18:12:10 Gönderen: manifest »

manifest

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #9 : 10 Aralık 2009, 15:03:28 »


         Sorma Hocam

Bana sual sorma, cevap müşküldür,
Her sırrı ben sana açamam hocam.
Hakkın hazinesi darı değildir,
Cami avlusunda saçamam hocam.

Kayd-i âhiretle düşmem mihnete,
Ben burda memurum şimdi hizmete,
Hayvan otlatırken gidip cennete,
Sana hülle donu biçemem hocam.

Miracı anlatma, eşek değilim,
Bildiğin kadar da melek değilim,
Günahkâr insanım, ördek değilim,
Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.

Halka korku verme velvele salıp,
Dünya ve âhiret bu köhne kalıp,
Ben softa değilim cübbemi alıp,
İmaret imaret göçemem hocam.

Ölümden ürker mi tez ölen kimse?
Çoktan mazhar oldum ben hak nefese,
Bu demi sürerken ecel gelirse,
İşimi bırakıp kaçamam hocam.

Şarabı men etme, o değil hüner,
Aşıkım bâdesiz pek başım döner,
Gönlümde muhabbet ateşi söner,
Özrüm var, sade su içemem hocam.

Nâr-ı cehennemi önüme serme,
Günahımı döküp kaygular verme,
Kitapta yerini bana gösterme,
Ben pek o yazıyı seçemem hocam.

Feylesof Rıza'yım dinsiz anlama,
Dini ben öğrettim kendi babama,
Her ipte oynadım cambazım amma,
Sırat köprüsünü geçemem hocam.

                                    Rıza Tevfik

yecüc

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #10 : 10 Aralık 2009, 15:07:44 »
Çok güzel şiirler manifest insan okudukça dalip gidiyor

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #11 : 10 Aralık 2009, 15:13:01 »

      Aşk İki Kişiliktir

Değişir rüzgârın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

                Ataol BEHRAMOĞLU

manifest

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #12 : 10 Aralık 2009, 15:27:12 »
Çok güzel şiirler manifest insan okudukça dalip gidiyor
[/quote



Şiirleri beğenenmene sevindim yecüc, ilgine çok teşekkür ederim...

manifest

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #13 : 10 Aralık 2009, 17:55:33 »
         
       BİRAZ GELİR MİSİN?

Zaman biter bir yerde,insan ölür çaresiz
Ölür kuşlar,ağaçlar,ölür sâhil ve deniz

Silinir bütün renkler,dağılır koku,ışık
Yeni bir âlem başlar karanlıklarda sessiz

Kemik çürür,kaybolur parıltısı gözlerin
Kımıldamaz orda ayağımız,elimiz

Öyleyse neden bunca düşmanlıklar,savaşlar
Ergeç çağrıyı duyup gidecek değil miyiz?

Ergeç kulağımızın dibinde çınlayacak
Ölümün soğuk sesi:”Biraz gelir misin?”

                   Ümit Yaşar OĞUZCAN

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #14 : 10 Aralık 2009, 18:06:12 »
           
           VEDA

Elimde sükûtun nabzını dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin!
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin!

Yürü gölgen seni uğurlamakta,
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta,
Yolu tam dönerken arkana bak da
Köşede bir lahza kalıver gitsin!

Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgâra salıver gitsin!..
 
              Necip Fazıl KISAKÜREK

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #15 : 10 Aralık 2009, 18:10:07 »
         
          YİNE SANA DAİR

Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
Ve bir avcı iştihasıyla etini dişlemek senin.
 
Sende, ben, imkânsızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil...

                       Nâzım Hikmet RAN

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #16 : 10 Aralık 2009, 18:18:42 »


      GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

                  Orhan Veli KANIK

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #17 : 10 Aralık 2009, 18:26:52 »
           
    BİNBİRİNCİ GECE
           (Yolcudan Hancıya)


Gurbetten gelmişim,yorgunum hancı
Şuraya bir yatak ser,yavaş yavaş..
Aman karanlığı görmesin gözüm
Beyaz perdeleri ger yavaş yavaş.

Sıla burcu burcu,ille ocağım
Çoluk çocuk hasretinde kucağım..
Sana her şeyimi anlatacağım
Otur başucuma,sor yavaş yavaş.

Güç bela bir bilet aldım gişeden,
Yolculuk başladı Haydarpaşa’dan..
Hancı n’olur elindeki şişeden,
Birkaç yudum daha ver,yavaş yavaş.

Ben o gece hem ağladım,hem içtim
İki gün diyardan diyara uçtum
Kayseri yolundan Niğde’yi geçtim;
Uzaktan göründü Bor yavaş yavaş.

Garibim,her taraf bana yabancı,
Dertliyim,çekinme doldur be hancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı,
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş.

Bende bir resmi var yarısı yırtık,
On yıldır evimin kapısı örtük
Garip,bir de sarhoş oldu mu artık
Bütün sırlarını der yavaş yavaş.

İşte hancı,ben her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor,ne ben söyleyim
Kaldır artık boş kadehi neyleyim,
Şu benim hesabı gör yavaş yavaş...

                      Bekir Sıtkı ERDOĞAN

manifest

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #18 : 10 Aralık 2009, 18:29:21 »
           

          Hancıdan Yolcuya

Elbette yorulur gurbet gezenler,
Serdim yatağını gir yavaş yavaş
Gerecek perde yok pencerelerde
Arkanı o yana ver yavaş yavaş.

Sılana kavuştun ocağın yansın
Çoluk çocuk etrafına dolansın
Söyle ki derdini gönlüm inansın
Sırrını ortaya ser yavaş yavaş

Uzak yoldan geldin belli trenle
Al şu kadehini derdin frenle
Benim derdimi de sonra sen dinle
Hangimiz dertlidir gör yavaş yavaş

Garipler gurbette hicranı sever
Ne gurbeti sever ne de vazgeçer
Bir gün olur elbet sılaya göçer
Göç Niğde!den Bor’a ver yavaş yavaş

Sencileyin bende çok bade içtim
Bir çok güzel sevdim çoğundan geçtim
Nihayet bu hanı,kendime seçtim
Sen de bu uzlete gir yavaş yavaş

Bir resmi var dedin, o da yok bende
Güllerim solmuştur,taze gül sende
Yeter ötesini söylemesen de
Soluk yaprakları der yavaş yavaş

Gördüm yüreğinde derin yarayı
Seçtirdin bu gece akla karayı
Hesap sorma benden aldım parayı
Benim de yaramı sar yavaş yavaş...

                            Yakup POLAT

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #19 : 10 Aralık 2009, 18:41:03 »
               KARDELEN

Bu  bendeki  bir dert ki  anlatamam  kimseye
Kulak verip de  beni dinler misin  kardelen?
Sardı  tüm benliğimi  mecalim  yok  gülmeye
Sende benle ağlayıp inler misin kardelen?

Mis gibi sıla kokan eş, dost mektuplarında
Taze güller yeşerir eski anılarında
Hatıralarla dolu gurbet akşamlarında
Hasret denen türküyü söyler misin kardelen?

Bütün duygularını bir deftere yazmanın,
Dertlerini duymayan duvara anlatmanın
İçinde ne var ise, hep içine atmanın
Ne demek olduğunu bilir misin kardelen?

Dostu oldum kaç defa sabahsız gecelerin
Defterimde yeri yok anlamsız hecelerin
Çözemedim bir türlü bu zor bilmecelerin
Cevabını sen bana çözer misin kardelen?

Ne kadar tattırsa da ayrılık acısını
Unutamazsın yine onun hatırasını
Bir kenara bırakıp acısı, tatlısını
Hepsini bir kalemde siler misin kardelen?

Anlat sende içini dök dışına ne varsa
Hiç düşünme kalbimi bırak yansın yanarsa
Bu derdi sen benimle paylaşır mısın yoksa
Bakıp bakıp halime güler misin kardelen?

Bilirim ben yerini sormam sana nerdesin
Senin yurdun dağlarda sen hep yükseklerdesin
Nasıl gelsem yanına her zaman göklerdesin
Eğilip de elimden tutar mısın kardelen?

Ah gurbet,sen içimde dinmeyen bir sancısın
Bazen iyisin ama çoğu zaman acısın
Ey kardelen sen bana neden çok yabancısın?
Çaldım işte kapını açar mısın kardelen?

Senin de gözlerin yaş ağlamışsın besbelli
Yoksa sen de benim gibi naçar mısın kardelen?
Bu topraktan çıkıp da karları delmişsin ya
Mevsimin gelmeyince açar mısın kardelen?

Derdimi de dinledin sana ağır gelirse,
Yine toprak altına kaçar mısın kardelen?
Ya ölüm günü gelip alırsa ruhumu
Benimle gökyüzüne uçar mısın kardelen?

                             Hayrullah PAŞALIOĞ

liaty

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #20 : 10 Aralık 2009, 18:55:58 »
manifest hocam ellerine sağlık. Siz de edebiyatçı ya da şair falan mısınız? Şiir ilginize hayran kaldım.

Alıntı
Efendi! Yan gözle hor bakma bana,
Senin baban kadar benim yaşım var
Belki tuhaf gelir şu halim sana:
Geçinmek uğrunda çok savaşım var.

Halimden hoşnudum; düşkün değilim.
Süste senden elbet üstün değilim!
Bahtıma mağrurum, küskün değilim.
Ne korkum, ne hırsım, ne telâşım var.

Elimde kuvvet var; eldivenim yok.
Yakamda gülüm yok, yâsemenim yok.
Zengince bir dayım, bir yeğenim yok,
Benden daha fakir bir kardeşim var.
Çok harika dizeler oku oku bir daha okuyorum  ''!X+

WWF

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #21 : 10 Aralık 2009, 19:51:02 »


Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
İblisin talim ettiği yola minnet eylemem

Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren hüdadır kula minnet eylemem

Oy nesimi can nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem

NESİMİ
Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın
WWF Türkiye

manifest

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #22 : 10 Aralık 2009, 23:34:55 »
manifest hocam ellerine sağlık. Siz de edebiyatçı ya da şair falan mısınız? Şiir ilginize hayran kaldım.
 Çok harika dizeler oku oku bir daha okuyorum  ''!X+


 “Şair, şair doğar anadan / Asarı görünür iptidadan…” diyor Ziya Paşa, yani şairlik Allah vergisi bir yetenek, o da bizde zuhur etmedi maalesef. Ancak edebiyatı, şiiri severiz, haz alırız. Hislerini kavgasız gürültüsüz şiirle dışa vuranları takdir ederiz...

Bu arada, şairlerimizin seçkin şiirlerinin, bu platformun yoğun tartışma konuları arasında pek de ilgi göreceğini tahmin etmiyordum açıkçası. Paylaşımın için çok teşekkür ederim liaty…

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #23 : 11 Aralık 2009, 16:03:34 »

Aşk İle Eğlenen Bir İşvebaz

Güzelim afetsin lakin ben sana
Divane olsam da aşık olmazdım.
Pek açık söylersem darılma bana
Aşık olsam bile sadık olmazdım.

Sen gibi şahbazlar semiz kaz arar.
Bilirim çok alık âşıkların var.
Ben bu koleksiyona girsem de naçar
Onların birine faik olmazdım.

Ben de senin gibi çapkınım biraz
İki cambaz aynı ipte oynamaz
Beni sevsen bile sen ey işvebaz
Ben o muhabbete layık olmazdım.

                          Rıza Tevfik
« Son Düzenleme: 11 Aralık 2009, 16:12:13 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #24 : 11 Aralık 2009, 16:06:07 »

            Serzeniş

Yürü bi-vefa hercayi güzel
Gönlüm o sevdadan vazgeldi geçti
Soldu açılmadan gonca-i emel
Sonbahara erdik, yaz geldi geçti

Sana şerh ederken hicran-ı aşkı
Dizinde okudum destan-ı aşkı
Buselerle aldım peyman-ı aşkı
Unutma, arada söz geldi geçti

Hüsnünle bu kadar niçin öğündün
Bir yanar ateştin sinemde söndün
Ahd-ü peyman ettin, sözünden döndün
O da bir hevesmiş tez geldi geçti

                        Rıza Tevfik
« Son Düzenleme: 11 Aralık 2009, 16:12:37 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #25 : 11 Aralık 2009, 16:11:18 »
           

             CANIM İSTANBUL

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey;hava,renk,edâ,iklim;
O benim,zaman mekân aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız,suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak,yalnız onda ermiş visale;
Ve kavuşmuş rüyalar,onda,onda misale.
                         İstanbul benim canım;
                         Vatanım da vatanım...
                                            İstanbul,
                                            İstanbul...

Tarihin gözleri var,surlarda delik delik;
Servi,endamlı servi,ahirete perdelik...
Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler,belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mâna : Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı ölüm,günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...
                        O mânayı bul da bul!
                        İlle de İstanbul’da bul!
                                            İstanbul,
                                            İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal,kaynatır serinliği,
Çamlıca’da yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun,resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak,koca bir şehir kadar...
Bir ses,bilemem tanbur gibi mi,ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir “Katibim”i...
                        Kadını keskin bıçak,
                        Taze kan gibi sıcak...
                                            İstanbul,
                                            İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk,yedi sesten sayısız belirişler...
Eyüp öksüz,Kadıköy süslü,Moda kurumlu,
Adada rüzgâr,uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.
Ana gibi yâr olmaz,İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun,ağlayanı bahtiyar...
                        Gecesi sümbül kokan
                        Türkçesi bülbül kokan
                                            İstanbul,
                                            İstanbul...
 
                              Necip Fazıl KISAKÜREK

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #26 : 11 Aralık 2009, 16:25:00 »


              DAVET

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!

Bilekler kan içinde,dişler kenetli,ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
Bu cehennem, bu cennet bizim!

Kapansın el kapıları,bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu.
Bu davet bizim!

Yaşamak!Bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine.
Bu hasret bizim!

                              Nâzım Hikmet (1947)

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #27 : 11 Aralık 2009, 16:31:45 »

             
            MAHZEN
 
  Çevir gözlerini içimden yana
  Sırrını saklayan mahzeninim ben

  Uzat umutlarını düşlerime dek
  Hiçbir şeyin değil hep seninim ben

  Bu yazgı bizlerin ortak ülkesi
  Hüznün sevincin ve güveninim ben

  Toprağım güneşim mevsimim sensin
  Suyunum havanım ekmeğinim ben

  Birlikte uyandık aynı uykudan
  Öncen sonran eskin ve yeninim ben

  Seninle ilgimiz bir heves değil
  İyi bil neyimsin benim nenim ben

                  Mehmet Akif İNAN 

                       


« Son Düzenleme: 11 Aralık 2009, 16:44:54 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #28 : 11 Aralık 2009, 16:51:09 »


      İSYANLI SÜKÛT

Gitmişti makama arz-ı hal için,
“Bey” dedi,yutkundu,eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim...
“Şey” dedi,yutkundu,eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
Gözler çakmak çakmak,benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı.
“Vay” dedi,yutkundu,eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı,
Açtı tabakasın,sigara sardı.
Daldı..neden sonra garsonu gördü,
“Çay” dedi,yutkundu,eğdi başını.

İçmedi masada unuttu çayı;
Kalktı ki garsona vere parayı,
Uzattı çakmağı ve sigarayı
“Say” dedi,yutkundu,eğdi başını.

Döndü gözlerinde bulgur bulgur yaş,
Sandım canevime döktüler ateş.
Sordum:”memleketin neresi gardaş?”
“Köy” dedi,yutkundu,eğdi başını.

Yürüdü,kör-topal çıktı şehirden,
Ağzına küfürler doldu zehirden;
Salladı dilini..vazgeçti birden,
“Oy” dedi,yutkundu,eğdi başını.

                 Abdurrahim KARAKOÇ



manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #29 : 11 Aralık 2009, 17:03:39 »

          SEVİ ŞİİRİ

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman,taze bir ekmek gibi
Önce aşkla çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost,her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde,küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kah çocukça mavi,kah inadına yeşil
Aydınlıklar,esenlikler,mutluluklar
Hiçbiri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren,içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları,güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini,zalime direnişini
Haksızlıklar,zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin,her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı,benimle bütünleşmeni
Mertliğini,yalansızlığını,dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim,ben seni sevdim,ben seni...
               
                    Ümit Yaşar OĞUZCAN




Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #30 : 11 Aralık 2009, 20:24:08 »
gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu, ağlardım

en sevdiğim dizeler


manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #31 : 11 Aralık 2009, 21:26:32 »


     Hatırlama

Gezdiğin sofalarda,
Yattığın odalarda,
Seni görür gibiyim,
Gördüğün edalarda.

Merdiven ayak sesin,
Sıcak odam nefesin,
Kırda açan çiçeği,
İsterim sen göresin.

Gün derken yıllar geçti,
Onmaz yaralar açtı,
Umarım dualarım,
Geldi sana ulaştı.

Karanlık soğuk yerin,
Üşüdü mü ellerin!
Niçin cevap vermiyor,
Bana tatlı dillerin.

Bunu dilim söylüyor,
Tüylerim ürperiyor.
Ölümünü andıkça,
Ciğerlerim eriyor.

Derdin acep nereden,
Aciz kaldık çareden,
Bana layık ölümü,
Sana verdi yaradan…

Hacı Verdî KANKILIÇ  (1983)


manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #32 : 11 Aralık 2009, 22:39:56 »
         
          VEFASIZ ÇIKTIM

Unutmadım seni, vefasız çıktım!
Hani sen ölürsen yaşamam derdim.
Ayaklarım tutmaz, yere basamam;
Enginleri bile aşamam derdim.

Oysa yaşıyorum köhne hayatı,
Yorgun omzuma çökmüş olsa da.
Dilim konuşuyor, yüzüm gülüyor;
Gözlerim kanlı yaş dökmüş olsa da.

Dişlerim kesiyor taze ekmeği,
Sensiz boğazımdan geçmez diyordum.
Yine satılıyor al gelinlikler;
Terziler de artık biçmez diyordum.

Baharın müjdesi çiçekler açtı,
Sen olmadan onu derer miyim ben.
Cennet kapısında seni görmesem;
Mümkün mü içeri girer miyim ben!

Unutmadım ama vefasız çıktım!
Yine uyuyorum, uyanıyorum.
Ayrılığına hiç dayanmam derdim;
Yokluğuna nasıl dayanıyorum!

  Hacı Verdî KANKILIÇ  (1983)




manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #33 : 12 Aralık 2009, 13:57:58 »

 
             Ve Gelir 

Bu yurda her bela içinden gelir;
"Hep"leri hep, hiçin hiçinden gelir.
Gelemez bir ithal malıdır akıl,
Kafdağından, Çinden, Maçinden gelir.

Dünküne eş, bugün küfür yobazı;
Bütün derdi festen, lapçinden gelir.
"Allah vardır!" dersin; sorarlar: Niçin?
Sonra tokat, puta "niçin" den gelir.

Benim nur mayama pislik atanlar,
Şeytan, senin büyük elçinden gelir!
Biricik selamet yolu tarihte,
"Sormayın, görmeyin, geçin!" den gelir.

Genç Osman'ı lif lif yolan o güruh,
Kahbe devşirmenin piçinden gelir.
Bir gün bu gidişle çatlarsa yürek,
Dile vurdukları perçinden gelir...

     Necip Fazıl Kısakürek



manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #34 : 12 Aralık 2009, 14:19:49 »

             Ağa Camiî   
     
Havsalam almıyordu bu hazin hali önce
Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce

Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;
Allahımın ismini daha çok candan andım.

Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!
Böyle sokaklarda ki, anası can verirken,

Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var...
Böyle sokaklarda ki, çamurlu kaldırımlar.

En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini,
Üstünde orospular yükseltiyor sesini.
 
Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor,
Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor.
 
Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu,
Anlıyorum bu yerde azap çeken ruhunu.

Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen
Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen!

Ey bu caminin ruhu: Bize mucize göster
Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer.
 
Bir gün harap olmazsa Türkün kılıç kınıyla,
Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla!'
 
                 Nâzım Hikmet

 
 
 

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #35 : 12 Aralık 2009, 14:47:16 »
           
        Tek Hece

Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim.

Bülbül benim lisanımla ötüştü,
Bir gül için can evinden tutuştu,
Yüreğime Toroslar'dan çığ düştü,
Yangınımı söndürmedi kar benim.

Niceler sultandı, kraldı, şahtı,
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim.

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim'i,
Her oyunu bozan gizli zor benim.

Yeryüzünde ben ürettim veremi,
Lokman Hekim bulamadı çaremi,
Aslı icin kül eyledim Kerem'i,
İbrahim'in atıldığı kor benim.

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di,
Hatrım için yüce dağlar delindi,
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi,
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim.

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm,
Yunus'umla öfkeleri dindirdim,
Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
Mevla'danım, hayır benim, şer benim.

Benim için yaratıldı Muhammed,
Benim için yağdırıldı o rahmet,
Evliyanın sözündeki muhabbet,
Embiyanın yüzündeki nur benim.

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da,
Görünmezim cismim de yok resmim de,
Dil üzmezim tek hece var ismim de,
Barınağım gönül denen yer benim.
 
                Cemal Safi
 

« Son Düzenleme: 12 Aralık 2009, 15:04:17 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #36 : 13 Aralık 2009, 12:25:04 »

Kimseden ümmid-i feyz etmem, dilenmem perr ü bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-i esaretten girândır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdânı hür bir şâirim...

                                Tevfik FİKRET



Kimseden yardım ummam, kol kanat dilenmem,
Kendi boşluğumda, kendi göklerimde kendim uçarım,
Eğilme tutsaklık boyunduruğundan ağırdır boynuma;
Düşüncesi özgür, bilgisi özgür, vicdanı özgür bir şairim…


                                       

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #37 : 13 Aralık 2009, 12:32:01 »


                         GAZEL

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz

Çok da mağrûr olma kim meyhâne-i ikbâlde
Bir hezârân mest-i mağrûrun humârın görmüşüz

Top-ı âh-ı inkisâre pây-dâr olmaz yine
Kişver-i câhın nice sengîn-hisârın görmüşüz

Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz

Bir hadeng-i cân-güdâzın âhdır sermâyesi
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârın görmüşüz

Bir gün eyler dest-beste pây-gâhı câygâh
Bi-‘aded mağrûr-ı sadr-ı i’tibârın görmüşüz

Kâse-i deryûzeye tebdîl olur câm-ı murâd
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz

                                                 Nâbi

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #38 : 13 Aralık 2009, 12:39:06 »
           
          Uçun Kuşlar

Uçun kuşlar uçun doğduğum yere;
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır.
Ormanlar koynunda bir serin dere,
Dikenler içinde sarı gül vardır.

O çay ağır akar, yorgun mu bilmem?
Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem?
Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem?
Yüce dağ başında siyah tül vardır.

Orda geçti benim güzel günlerim;
O demleri anıp bugün inlerim.
Destan-ı ömrümü okur dinlerim,
İçimde oralı bir bülbül vardır.

Uçun kuşlar, uçun burda vefa yok;
Öyle akar sular, öyle hava yok;
Feryadıma karşı aks-i seda yok;
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.

Hey Rıza, kederin başından aşkın,
Bitip tükenmiyor elem-i aşkın,
Sende -derya gibi- daima taşkın,
Daima çalkanır bir gönül vardır.

                               Rıza Tevfik BÖLÜKBAŞI



WWF

Cvp: Seçme Şiirler
« Yanıtla #39 : 14 Aralık 2009, 21:25:41 »
ey zahit saraba eyle ihtiram
insan ol cihanda bu dunya fani
ehline helaldir na ehle haram
biz iceriz bize yoktur vebali
ehline helaldir na ehle haram
biz iceriz bize yoktur vebali

sevap almak icin iceriz sarap
icmezsek oluruz ducari azap
senin aklin ermez bu baska hesap
meyhanede bulduk biz bu kemali
senin aklin ermez bu baska hesap
meyhanede bulduk biz bu kemali

kandil geceleri kandil oluruz
kandilin fitili oluruz
hakki gostermeye delil oluruz
fakat kor olanlar gormez bu hali
hakki gostermeye delil oluruz
fakat kor olanlar gormez bu hali

sen munkirsin sana haramdir badeh
bekle ki icesin obur dunyada
baha acma harabi-i bundan ziyade
cunku bilmez haram ile helali

Edip Harabi

Türküsü de vardır. Bir 4lüğü hariç forumdaki alkolcanlara gelsin. :Pp

Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın
Fuat Saka - Ey Sofu Şaraba Eyle İhtiram

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #40 : 15 Aralık 2009, 15:26:09 »

     TUT ELLERİMDEN

Sırat’tan incedir sevda köprüsü
Beraber geçelim tut ellerimden.
Niyet ak güvercin, vuslat gökyüzü
Beraber uçalım tut ellerimden

Gönüldeki birlik kalkandır dışa
Aldırma ayaza, yele, yağışa
Giden ilkbahara, gelecek kışa
Beraber göçelim tut ellerimden.

Birleşmek üzredir şafakla gurûp
Korku beklenilmez kapıda durup
İster zehir olsun, isterse şurup
Beraber içelim tut ellerimden.

Çağır hayallerin en ötesini
Yakından duyarsın aşkın sesini
Sonsuz mutluluğun penceresini
Beraber açalım tut ellerimden.

Hatırla kaybolan hatıraları
Elmastan ışıklı, altundan sarı
Zaman tortusundan işte onları
Beraber seçelim tut ellerimden.

Şüphe “başlangıç”tır, karar “nihayet”
Zamanı zamana etme şikayet
Kaçmak kurtuluştur diyorsan şayet
Beraber kaçalım tut ellerimden.

     ABDURRAHİM KARAKOÇ



manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #41 : 16 Aralık 2009, 11:52:22 »

Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair

"Telgrafın tellerini kurşunlamalı’’
Öyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
Haberler bilirim mektuplar bilirim.

Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının.

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
İsyanın kapkara sularına dalan.

Nice akşamlar bilirim ki
Karanlığını
Bir millet hastanesinde
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
Başını kalorifer borularına gömmüş
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
Haber sormaya korkan
Genç kızların yüreğinden almıştır.

Bir de baharlar bilirim
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mahpushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü

Güzler bilirim ülkeme dair
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
Kalbim gibi
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
Titreyen kenar mahalle çocukları
Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

Müslüman yürekler bilirim daha
Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
Eller bilirim haşin hoyrat mert
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
Her kırışığı sorulacak bir hesabı
Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum, umudum, canım sevgilim.
 
          Erdem BEYAZIT


manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #42 : 27 Aralık 2009, 11:38:41 »
           
              ON MUHARREM HİSLERİ
                        (Kalpsiz)


Ben ağlarken kanlı yaşla, sende bir âh görmedim
Hüseyn dedim titremedin, bir intibâh görmedim
On Muharrem deyip güldün, böyle küstâh görmedim

Bilmez misin ki sen o gün ne kadar baş kesilmiş
Merhameti unutmuşsun, yüreğin taş kesilmiş

O an için nazarımda Yezîd değil gâvurdun,
Geçmiş şey’e boş ver dedin, ciğerimi kavurdun,
Ağlamak mı? neye lazım diye çığlık savurdun

Hangi günü bekliyorsun ki dökülsün gözyaşın
Yarın rûz-i kıyamette Yezîd olsun yoldaşın!

         Hacı Verdi KANKILIÇ (1966)



gazman

Ynt: Seçme iirler
« Yanıtla #43 : 27 Aralık 2009, 12:15:39 »
Bu ne harika dizeler

manifest

Ynt: Seçme Şiirler
« Yanıtla #44 : 27 Aralık 2009, 14:40:02 »
Bu ne harika dizeler

İlginize teşekkür ederim gazman, katkılarınızı bekleriz...

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #45 : 27 Aralık 2009, 15:40:22 »

         KARMAKARIŞIK

Sanki yırtıp kefeni mezarımdan fırladım
Hangi bir ülkedeyim bilmedim anlamadım
Gördüğüm her şey bana acı acı sırıttı
Zihnimde çakan şimşek dimağımı kuruttu
Bağrı yanmış bir ceylan gibi koştukça koştum
Kâh ben bene söylendim, kâh dağlarla konuştum
Çığlığıma uzaktan bir kahkaha işittim
Bana bir tek yardımcı yok bir daha işittim
Kahkaha bir ses oldu, dedi: “behey serseri”
Nedir bu halin senin, nedir yıllardan beri
Gözlerin mahmurlaşmış uykusuz bir geceden
Zihnin karmakarışık çözülmez bilmeceden
Kısa boyunla uzun mesafeye girişin
Benliğinden ürkerek titreyip irkilişin
Bugün aczini idrak edip yarın devlerle
Güreşmeye gidersin yanmaya alevlerle
Esrar yırtılsın dedin fezadan ses bekledin
İlk önce koştun fakat sonradan emekledin
Benimle bu boşluklar güldüler eğlendiler
Neler dediler bana ve neler söylendiler
Uğraştığın şey seni boynuzunda taşıyor
Bu kördüğüm yumağı çözdükçe dolaşıyor
Amanın bana bir yol gösteren yok mu dedim
Benliğimi tüketen bu düzlük çok mu dedim…

       Hacı Verdi KANKILIÇ (1964)


WWF

Ynt: Seçme Şiirler
« Yanıtla #46 : 07 Ocak 2010, 00:57:22 »
...
...
...

üç gün aç tutuk
üç gün meme vermedik sana
adiloş bebem,
hasta düşmeyesin diye,
töremiz böyle diye,
saldır şimdi memeye,
saldır da büyü...

bunlar,
engerekler ve çıyanlardır,
bunlar,
aşımıza ekmeğimize
göz koyanlardır,
tanı bunları,
tanı da büyü...

bu,namustur
künyemize kazılmış,
bu da sabır,
ağulardan süzülmüş.
sarıl bunlara,
sarıl da büyü.
.

ahmed arif

liaty

Ynt: Seçme Şiirler
« Yanıtla #47 : 13 Ocak 2010, 11:03:08 »
          
             Deniz ve Ben

O akşam ki elemim ne sonsuzdu bilseniz;
Başını boş sahile vurdu, inledi deniz.

Ben muzdarip, uykusuz, onunsa bir sırrı var;
Ip ıssız kayalara bunu söyler dalgalar...

Her ayrılan kişinin hicranı onda gizli.
O'nun terennümleri her âşık canda gizli.

O dinledi, ben dedim; o söyledi, dinledim;
Denizin hali sanki benim halimdir dedim.

Perişan bir inilti sürdü sabaha kadar;
Ağlayıp saç yolmalar, nâleden âha kadar...

                         Hacı Verdî KANKILIÇ

Sanki şarkı sözü gibi ne kadar hoş dizeler. manifest teşekkürler. Devamları gelsin  8(=.

manifest

Ynt: Seçme Şiirler
« Yanıtla #48 : 28 Ocak 2010, 20:28:55 »
Sanki şarkı sözü gibi ne kadar hoş dizeler. manifest teşekkürler. Devamları gelsin  8(=.
[/qu
Sanki şarkı sözü gibi ne kadar hoş dizeler. manifest teşekkürler. Devamları gelsin  8(=.

İlginize teşekkür ederim liaty...
« Son Düzenleme: 28 Ocak 2010, 20:34:28 Gönderen: manifest »

manifest

Seçme Şiirler
« Yanıtla #49 : 28 Ocak 2010, 20:31:34 »

Kar Düşleri

negatif

adını andıkça kavrulan yüreğim
buz kesiyor soğuk havada
senin dokunmaya kıyamadığın dudaklarıma
acımasızca sarılan karayel
çatlayan kuru dudaklarımı
bırakır kara kanın içinde
aydınlık soğuk yüzüyle ay
nem çökertir uzayan gecelere
Ankara’ya kara kar yağar

kar yağarken kırılır
bu ateşten asfalta
beyaz sürgün veriyor kaldırım ağaçları
rüzgar bekler dört gözle
sona kalan her yaprak
yüz üstü ellerime kapanırken kar beyaz
ayağımın altına serilirken kar kara
üşüyesin yol boyu yatıp kalan Çankaya
kalmasın gölgelerin ayak izi ortada
Ankara’ya kara kar yağar

buz tutar içimin kararan okyanusu
gözümün dehlizine taze bir çığ iniyor
aşk kurbanlarının ölü doğan düşleri
gökte dans eyleyen karlara bürünüyor
beni görmeyen gözün miyoplaşmış olmalı
sen şimdi gözlerine sıcak yağmurlar dola
kar suyuyla belenir gönlüme gömülen aşk
al benizli güneşin himmetine muhtacım
Ankara’ya kara kar yağar

aşka ‘çöl ağıdı’ diyenin
dudakları kurusun
işte kara kışta açılan yaramı
kar örtmüyor
aşık değil apaşığım mı
bilemezsiniz
ters doğum yapan kentler
sezaryenle doğurur
sakat doğmuş çocuktur
serseri gökdelenler
yüzlerini örtmeyen karı anlayamazlar
bu deli divaneler kara karşı kayıtsız
anlayamazlar ne kadar çırpınsam da
Ankara’ya kara kar yağar

beyaz ümitlerime bürünen kar
ela izler bırakır şaşkın gönlüme
senin solan yüzünü kar örter
beni sara nöbetleri tutar
yağarken kar
ateşler içinde
ağır hasta
aşkım var
donar bakışlarım bir kat daha
kar kadar
Ankara’ya kara kar yağar

incecik ezgiyle hafiften yağan kar
örtecek içimdeki sönmeyen ateşini
ağıtlara son verip üşüyen caddelerde
rüzgar devam edecek yarım kalan şarkıma
buz gibi uğultuyla esecek yalnız tipi
kar savrula savrula yığılacak içme
kar kapatacak artık gönül evimi aşka
sızlayan damarlarım uyuşacak birazdan
birazdan kuşatacak gözlerimi uykular
tut gözbebeklerimi n’olur
karanlığa bırakma
yalvarırım kar tutmasın elimi
yalvarırım sen tut buz tutan elimi
Ankara’ya kara kar yağar

aydınlığımı yazmaya bağlıyorum
yazmayı uzattım gölgene
Ankara kara kar/altında

Ahmet Doğru



Google-Etiketleri


 


Pagerank

Unutmayalım Anayasa: MADDE 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

MADDE 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.