Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..
31 Mart 2019 Türkiye Genel Yerel Seçimine Kalan Süre:
Anlık değişen canlı forum verileri...

Mesajlar: 1 Açılan Konular: 0 Okunan sayfa sayısı: 13896 Online Üye ve Ziyaretçi: 688

GönderenKonu: Nur Cemaati Kardeşlerime Bir Hatırlatmadır.  (Okunma sayısı 2344 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

halukgta

  • Zümrüt
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 233
  • Toplam Konu: 190
  • Süper Puan: 14347
  • PuanBank: 0
  • anindatepki
  • Katılım: 09/2013
    YearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Nur Cemaati Kardeşlerime Bir Hatırlatmadır.
« : 13 Mayıs 2014, 11:28:27 »
Allah Kur'an da, yarattığı kullarının özelliklerinden bahsederken, çok dikkat çekici üç özelliğinden bahseder.

—Tartışmaya meyillidir.
—Aceleci tabiatta yaratılmıştır.
—Zayıf yaratılmıştır.

Tüm bu özelliklerin üzerinde bir güç olarak da bizlere, akıl ve muhakeme gücü verdiğini ve bunu kullanarak tüm güçlüklerin, zayıflıkların, boş tartışmalardan kurtulmanın, hata ve yanlışların üstesinden geleceğimizi söyler. Aklını Kullanmayanlarında, yanlış yollara sapacaklarının örneğini verir. Allah bizlere çok önemli bir uyarıda da bulunup, bizlere rehber olsun diye Kur'an ı gönderdiğini, sakın velilerin ardına düşmeyin diye tembihlerde bulunarak, Kur'an a sarılmamızı bütün şan ve şerefimizin Kur'an da olduğunu söyler. Kur'an dan imtihan edileceğimizi de bizlere hatırlatır.

Allah gönderdiği ayetler üzerinde dahi düşünmemizi, aklımızı kullanmamızın öneminden bahsederek, bizlere aslında çok önemli bir işaret verir. Benim gönderdiğim ayetler üzerinde dahi düşünmenizi, aklınızı kullanmanızı istiyorsam, beşerin sözleri, kitapları ve sizlere anlatılan rivayetler üzerinde, çok daha dikkatli olmamız ve düşünmemiz gerektiğini anlatmaya çalışır bizlere. Aklını kullanmadan iman edenlerinde akıbetini, çok açık örneklerle verir.

Yunus 100: Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah, pislik içinde bırakır.

Bizler günümüzde inancımızı yaşarken, çok büyük bir hata yaptığımızın, farkında bile olamıyoruz. Ne yazık ki aklımızı devreye sokmadan inancımızı, imtihanımızı yaşıyoruz da ondan. Hatırlayınız bizlere, sizler Kur'an ı anlayamazsınız, Kur'an da her şey yoktur, onu veli insanlar anlar diye öğretmişlerdir. Bu Kur'an öğretisine tamamen aykırıdır.

Bizlerin Kur'an dan habersiz oluşumuz, Kur'an ile aramıza soktuğumuz veliler, bu yanlışın ardı sıra gitmemizi sağlamıştır. Tabi Kur'an ve akıl devre dışı kaldığından, Rahmanın sakın velilerin ardı sıra gitmeyin ayetlerinden de habersiz aklın, mantığın, düşüncenin gücünden uzak kalmamız nedeniyle, yaratılışımızın özelliklerinden olan, tartışmaya meyilli oluşumuz, nefsimizdeki zayıflıklar, aceleci olmamız, bizlerin din ve iman adına büyük hatalar yapmamıza neden olmaktadır.

Eğer Rabbim bizlerin bu Dünya da imtihanda olduğumuzu söylüyorsa, her beşer kendi imtihanı için çaba göstermeli, kendi imtihanını asla başkalarına havale etmeden, kendisi bizzat Kur'an ve akıl ekseninde imtihanını vermelidir.

Kur'an ile doğru bir bağ kuramayan bizler, aramıza Onunla inanılmaz yüksek bir duvar ördüğümüzden, din adına öğretilenleri, bunlar Allah katındandır denilen bilgileri, Kur'an ile karşılaştırma imkânını da bulamıyoruz. Böylece çok büyük hatalar yapmaktan da kurtulamıyoruz. Hâlbuki Allah çok açık bir şekilde bizlerin sarılacağı kitabın, bütün şanımızın şerefimizin Kur'an olduğunu, bakın nasıl hatırlatıyor bizlere ve aklını kullanmayanlara bakın ne diyor Rabbim?

Enbiya 10: Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şanınız ondadır; Hala akıllanmayacak mısınız?

Bu ayetleri indiren ve tüm şan ve şerefimizin Kur'an olduğunu söyleyen Allah ın sözlerini, hala duymazdan mı geleceğiz?

Tüm bu yazdıklarımı, neden sizlere hatırlatma gereğini duyduğuma gelince. Bazı din kardeşlerimizin farkında olmadan, günümüzde yaptıkları büyük bir hatayı, Allah ın izniyle sizlere, dilim döndüğünce anlatmak, hatırlatmak istiyorum.

Ne yazık ki İslam ı yaşarken bizler bazı cemaat, tarikat eksenli oluşumlara kendimizi öyle kaptırıyoruz ki, eğriyi doğrudan ayıran FURKAN dan habersiz oluşumuz, bizim yaptığımız affedilmeyecek, ÇOK AMA ÇOK BÜYÜK yanlışı fark etmemizi önlüyor.

Sizlere şöyle bir teklifte bulunsam ve desem ki, sizlere Kur'an ı aratmayacak, Kur'an ın geldiği yerden gelen bilgileri içeren bir kitap var elimde desem. Hatta elimdeki kitap, Kur'an ayetlerinin ayetidir ve gelin onu okuyalım, bunları okuduğunuzda imanla kabre girip, cennete gireceksiniz, bu kitaptan başka kitap aramanıza gerek yoktur, desem ne dersiniz? Aslında birçoğunuzun bu sözlerim karşısında, neler düşündüğünüzü duyar gibiyim.

Acaba bazı din kardeşlerimiz, farkında olmadan bu söylediğim kitapların olduğuna inanıp, böyle bir toplumun içinde imanını, inancını yaşayıp bu kitapların peşi sıra gidiyor olabilir mi?

Evet, bu söylediklerimi iddia eden ve günümüzde de, belki de farkında olmadan, bu düşüncenin ardı sıra giden din kardeşlerimiz ne yazık ki var. Bana düşen değerli din kardeşlerimi FURKAN ile uyarmak ve Kur'an gerçekleri ile yüzleşmelerini sağlamaktır. Gerisi kendilerine kalmıştır. Kimin doğru yolda gittiğini yalnız Rabbim bilir.

Benimde geçmiş yıllarımda kısmen girip çıktığım, değerli Nur cemaati mensubu kardeşlerim, acaba bahsettiğim kitaplarla ilgili, aşağıda yazılan bilgileri, düşünceyi biliyorlar mı? Ya da bu düşünceleri Kur'an süzgecinden geçirdiler mi? Yazacaklarım üzerinde lütfen dikkatle düşünmelerini, ondan sonra kararlarını vermelerini rica ediyorum. Çünkü herkes hesabını Rahmana, bizzat kendisi verecektir. Geri dönüşü olmayan yola girdiğimizde, eğer pişman olmak istemiyorsak, bugün çok ama çok dikkatle düşünmenin zamanıdır. Bir Müslüman a düşen, din kardeşini yalnız ve yalnız KUR'AN ile uyarmaktır.
Bakın Risale-i Nur kitaplarının, nereden geldiği söyleniyor.

( Resail-in Nur da aynı şekilde, ne doğunun kültüründen ve ilimlerinden nede batının felsefe ve fen bilimlerinden gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş (alıntılanmış) bir nurdur. Ama semavi olan Kur'an ın, doğu ve batı nın üzerinde olan Arş' da ki yüksek yerden alınmıştır.)

Yukarıdaki sözlere dikkatle baktığımızda, bahsedilen kitapların Kur'an ın geldiği yerden geldiği söylenebilmektedir. Bu apaçık Kur'an a şirk koşmak değil midir sizce?

Ne yazık ki Risale-i Nur kitaplarının kendisine, gaibi bir şekilde vah yedildiğini, bildirildiğini, kalbine geldiğini söyleyen Said-i Nursi, bakın bu konuda neler söylüyor.
( Ben gönderilen risaleleri mütalaa ettim. Bir kısım hakikatleri mükerrer gördüm. Makam münasebetiyle tekrar edilmiş. Benim arzu ve belki ihtiyarım olmadan niçin böyle olmuş, kuvve-i hafızama (hafıza gücüme) gelen nisyondan (unutmadan) sıkıldım. Birden şiddetle bir ihtar ile ( On dokuzuncu sözün ahirine bak) denildi.

Birden bir ihtar-ı gaybi (gaybi bir uyarı) ile kati kanaat verecek bir surette kalbime geldi.
Denildi ki: Ciddi alaka ile senin eskiden beri tekrar ettiğin bir ışık var, bir nur göreceğiz diye müjdelerin tevili ve tefsiri ve tabiri, sizin hakkınızda belki iman cihetiyle, alem-i İslam hakkında dahi en ehemmiyetlisi Risale-i Nur dur.) Risalei nur - Kastamonu lahikası sf.12

Değerli din kardeşlerim, bu işler asla şaka götürmez. Allahın kitabına şirk koşmak, adeta Kur'an ın karşısına, Allahtan geldiğini söyleyerek kitaplar koymak, insanı dinden çıkartır.
Son cümlenin üzerinde biraz düşünen, yapılan yanlışı sanırım anlayacaktır. İslam âlemi için en ehemmiyetli kitabın, bakın hangisi olduğunu söylüyor? Peki, Allah Kur'an da onlarca, yüzlerce kez ne diyordu bizlere? Kur'an ın ipine sarılın, bu kitapta sizlere, her şeyden nice örnekler verdik ki anlayasınız. Hadi bir benzerini getirsinler bakalım. Bütün şanınız ondadır. Bu kitap sizler için bir rehber, bir güneş, bir nurdur. Sizleri bu kitaptan sorumlu tutuyorum diyordu. Bu kitapta sorumlu olduğunuz her şey, nice örneklerle kolaylaştırılarak açıklanmıştır.

Allahın ayetleri, yukarı da ki söylenenleri onaylıyor mu? Elbette kime inanıp inanmayacağımız, herkesin kedisine kalmıştır. Buna kimse karışamaz. Lütfen hatırlayalım, Kur'an da Rabbim bir örnek veriyor ve bakın mahşer günü peygamberimizin, ümmetinin nasılda Kur'an ı terk ettiğini söyleyeceği, şimdiden bizlere iletiliyor.

Bu ayeti Allah boşuna bizlere iletmiyor, yaptığımız onca yanlışın farkına varmamız için bizleri şimdiden uyarıyor. Bu ayet üzerinde düşünüp ders almayanların halini, huzuru mahşerde düşünmek bile istemiyorum.

Furkan 30; Ey Rabbim! Benim toplumum bu Kuran' ı devre dışı tuttular.

Peygamberimiz mahşer günü, benim ümmetim Kur'an ı devre dışı bıraktılar sözünü söyleyeceğini, Rabbim bizlere şimdiden hatırlatıyorsa, gelin bu ayetten büyük dersler çıkartalım. Yoksa son pişmanlık fayda etmeyecektir.

Said-i Nursi bu kitapların kendi düşünceleri, kendi yazıları olmadığını, kendisine gaybi bir şekilde Allah tarafından bildirildiğini, bakın bir başka hangi sözlerle anlatıyor.

(Bu gelen Mukaddime, lüzumundan fazla izah edilmekle beraber, bir derece uzun olması, ihtiyarsız (iradem dışında) olmuştur. Demek ki ihtiyaç var ki, öyle yazdırıldı. - (Said Nursi, Ayet'ül Kübra s. 10)

Olan Risale-i Nur un harika yüksekliklerini ve ilmi tahkikatını benim fikrim den zannedip dehşet almuşlar.

Yazdığım vakit irade ve ihtiyarım ile olmadığını hissettiğimden, kendi fikrimle tanzim veya ıslah etmeyi muvafık görmedim.) Kastamonu Hayatı - s.2181

Çok açık bir şekilde bu kitapların iradesi dışında, Allah tarafından yazdırıldığını söylüyor. En son cümlede söylenen, bu kitapları kendi fikirleri ile yazmadığı için, onları tanzim ve ıslah etme yetkisini kendisinde görmediğini belirtiyor. Bugün bu kitapların anlaşılır Türkçeye çevrilmemesinin asıl nedeni, bakın nasıl açığa çıkıyor.

Allahın gönderdiği Kur'an ı, anladığımız dile ya da dillere çevrilmesine ses çıkarmayanlar, itiraz etmeyenler, Risale-i Nur kitaplarının günümüz diline çevrilmesine asla izin vermiyorlar. Doğrusu bunun karşılaştırmasını yapmak bile, bana azap ve üzüntü veriyor. Rabbim affetsin.

Yine bu kitapların özellikle anlaşılması için Türkçe indirildiğini, fakat bazen Arapça ve kısmen de Farsça kendisine indirilmesini bakın nasıl açıklıyor.

(Şu fıkra (bölüm) Arabî geldiği için, Arabî yazıldı.)

(Yani bu münacat, kalbe Farisi olarak tahattur ettiğinden Farisi yazılmıştır.) (S: 208)

Bu düşünce ve fikirler için, benim söyleyecek çok fazla sözüm yok. Allah tarafından Arapça ya da farsça indirildiğini söyleme cesaretini, doğrusu ben izah edemiyorum, bu sözler karşısında adeta ürperiyorum. Hepimiz Allah ın imtihanından geçiyoruz. İsteyen istediğini seçmekte özgürdür. Yine aynı düşünce ve inanç, bakın bu kitaplar için neler söylüyor.

(Kimin haddidir ki, bu nurlarda yanlışlık bulsun…. Onun için bir harfe dokunmayı azim bir günah işliyorum telakki ediyorum.) Barla Lahikası, 56

Hatırlarsanız bu sözleri Allah Kur'an için söylüyordu. Hadi bir benzerini getirsinler diye de meydan okuyordu. Gerçekten Kur'an eşi benzeri olmayan, tek harfine dahi dokunamayacağımız bir güneş, bir rehberdi. Ya bahsedilen kitaplar? Doğrusu ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Yapılan karşılaştırmalardan, Yüce Rabbim e sığınırım. Bakın Allah kendisine vahiy geldiğini söyleyenlere karşı, nasıl bir ayetle bizleri uyarıyor? Anlayana anlamak isteyene.

Enam 93: Yalan düzüp Allah'a iftira eden veya kendine bir şey vah yedilmediği halde "Bana vah yedildi" diyen kişi ile "Allah'ın ayet indirdiği gibi ben de indireceğim" diyen kimseden daha zalim kim vardır! Bir görsen o zalimleri ölüm dalgaları içindeyken. Melekler ellerini uzatmış, "Çıkarın canlarınızı!" diye! Bugün zillet azabıyla cezalandırılacaksınız; çünkü Allah'a karşı gerçek dışı şeyler söylüyorsunuz ve çünkü O'nun ayetlerine karşı büyüklük taslıyordunuz.

Yukarıdaki ayette, Allah ın uyarısı ile bizlere iletilen beşerin sözleri arasındaki farkı, sanırım izah etmeye bile gerek yok. Göz ve gönüllerinde perde olmayan anlayacaktır.
Risale-i Nur kitaplarına girmiş, ona inanan kişilerin bazı düşüncelerinden de örnek vermek istiyorum. Bu sözlerin bahsettiğimiz kitaplara girmesine de, Said-i Nursi bizzat hayattayken onay vermiş ve kitaplarda yerlerini dahi kendisi tespit etmiş. Bakın neler söylüyorlar.

( Risale-i Nur yirminci asrın Müslümanlarını ve bütün insanları, koyu fikir karanlığından kurtarmak için müellifinin kendi ihtiyarıyla (iradesiyle) değil, büyük yaratıcımızın ihtiyarıyla yazılmış bir şaheseridir.)

Çok zorlu bir imtihandan geçtiğimizin, lütfen artık bilincinde olalım. Eğer Kur'an ın ışığı kalbimize bir nebze yansımadıysa, Kur'an ile aramıza beşeri soktuysak, elbette gerçekleri görmemizde mümkün olmayacaktır. Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim, BU APAÇIK KUR'ANA ŞİRK KOŞMAKTIR. Bunu sakın unutmayalım. Bu suç Allahın asla affetmeyeceği suçlar arasındadır. Lütfen dikkatle düşünelim ki, yaptığımız onca ibadetler, boşa gitmesin Allah korusun.

Şimdide bu kitaplarda geçen, bu kadar da olmaz dedirtecek sözleri, sizlerin yorumunuza bırakıyorum. Bakın bu kitaplar için, Kur'an ayetlerine atfedilerek neler söyleniyor.
( Resail'in-Nur denilen otuz üç adet söz ve otuz üç adet mektup ve otuz bir adet lem'alar, bu zamanda Kitab-ı Mübindeki ayetlerin ayetleridir.)

Yukarıdaki sözleri doğrusu tekrar etmekten bile Rabbim e sığınırım. Bu kitapların, Kur'an ayetlerinin ayetidir diyerek, adeta Kur'an ile eş tutmanın sonucunu, din kardeşlerime hatırlatmak isterim. Anlayan anlayacaktır, anlamayana ne yaparsanız yapın fayda etmeyecektir.

Bu kitapları okuyanların cennete nasıl gideceklerini ve başka kitaplar aramalarının hata olacağını bakın nasıl söylüyor.

( Risale-i Nur dairesi içine girenler, tehlikede olan imanlarını kurtarıyorlar ve imanla kabre giriyorlar ve cennete gidecekler….

Zannederim ki hakaik-ı aliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i etmiş, başka yerlerde aramaya lüzum yok.

Risale-i Nur talebeleri, Risale-i Nur un dairesi haricinde nur aramamalı ve aramaz. Eğer ararsa Risale-i Nur'un penceresinden ışık veren manevi güneşe bedel, bir lambayı bulur; belki güneşi kaybeder.)

Tüm bu bilgileri, düşünceleri lütfen herkes bizzat kendisi, Kur'an ile karşılaştırmalıdır. Kur'an ı devre dışı bırakıp, aramıza beşeri ve kitaplarını sokarsak, huzuru mahşerde inanın çok kötü bir sürprizle karşılaşacağımızı da unutmayınız. Allah yukarıda ki sözleri, gönderdiği Kur'an için kullanıyordu hatırlayınız. Kur'an ın ipine sarılın sizi doğruya iletecektir. Sakın veliler edinerek ardına düşmeyin, yardım istenecek güvenecek veliniz yalnız benim demiyor muydu? Sizce aynı övgüye layık Kur'an dan başka kitap, rehber olabilir mi? Karar sizlerin.

Allah bizleri apaçık rehberiyle öyle uyarıyor ki, onu anlayarak birkaç kez okuyan, yanlış inançların ardı sıra asla gitmeyecektir. Hâlbuki Allah gönderdiği rehberinde, apaçık hak olarak peygamberimize indirilene inananların günahlarını, Rabbimin affedeceğini bakın nasılda söylüyor?

Muhammet 2: İman edip yararlı işler yapanların, Rableri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.

İsra 88: De ki: "Yemin ederim eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı bile olsalar onun bir benzerini getiremezler.

Bakara 2: Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici bir kitaptır.

Enbiya 10; And olsun, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?

Bu ayetler üzerinde çok fazla değil, biraz düşündüğümüzde bizlere nasıl bir ders verdiğini ve hangi kitabın bizlere yol gösterici olduğunu, dikkatlice düşünen anlayacaktır?

Yaradan madem eşi benzeri olmayan Kur'an ı bizlere gönderdi, Kur'an ın ipine sarılın diye öğüt verdi, o zaman yine Allah katından geldiği söylenen Risale-i Nur kitaplarını, bu kitaplar daha açıklayıcı, anlaşılır bu kitaplara bakın, sizce der mi? Bu durumda Kur'an ın konumu ne olur, bunu düşünebiliyor muyuz? Kur'an ın ipine sarılın, sizleri Kur'an dan hesaba çekeceğim ayetleri ile bu sözler bağdaşıyor mu sizce?

Sizlere Rabbin rehberinden, bazı ayetler hatırlatmak istiyorum son olarak. Acaba Allah bizleri, Kur'an dışından gelen tehlikeler için nasıl uyarıyor? Tüm bunları aramak bulmak ve üzerinde düşünmek bizlere düşer. Eğer bu Dünyada imtihan olduğumuza inanıyorsak, imtihan olacağımız kitabında Allah KUR'AN olduğunu söylüyorsa, sizce bu kitap anlaşılması zor ve her şeyin açıklanmadığı bir kitap olabilir mi?

Gerisi sizlere kalmış. Allah elçisine bile, tebliğ etmek sana, hesap sormak bana düşer diyorsa, gelin imtihan olacağımız kitabı, anlayarak okuyalım ve ona sarılalım.

Çok önemli bir konu hakkında da, kardeşlerimin dikkatini çekmek isterim. Said-i Nursi yazdığı kitaplarda, ayetlerin bir kısmını, öyle bir açıklamıştır ki, ayetleri okuduğunuz zaman, yazılanlarla hiç bir bağlantısını göremezsiniz. Çünkü ayetleri Yahudilerin ve büyücülerin kullandığı bir yöntemle anlamaya çalışmış ve açıklamıştır, buda EBCED VE CİFİR yöntemidir. Yahudilerde bu yöntemle Allah ın halis dinini bozmuşlardır.

Sizce aşağıdaki ayetlerde Rahman bizleri, hangi kitaba yönlendirip, nasıl dikkatimizi çekiyor? Düşünen, aklını kullanan, daha da önemlisi velilere ve kitaplarına değil, Rabbine ve onun kitabı Kur'an a güvenen, onun ipine sarılan, her şeyi çok açık ve net anlayacaktır.

Kamer 17: Andolsun biz, Kuran'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

İsra 36: Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

Bakara 79: Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için 'Bu Allah katındandır' diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına.

Furkan 1: Furkan'ı âlemlere bir uyarıcı olsun diye, kuluna indiren (Allah) ne yücedir.

Araf 185: Göklerin ve yerin hükümranlığına, Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur'an'dan sonra hangi söze inanacaklar.

Araf 3: Rabbinizden size indirilene uyun, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz.

Araf 52: Yemin olsun ki, biz onlara, ilme uygun biçimde, ayrıntılı kıldığımız bir Kitap getirdik. İnanan bir topluluk için bir kılavuz, bir rahmettir o.

Zümer 3: Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.

Ankebut 51: Kendilerine okunmakta olan Kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.

Zümer 60: Allah'a yalan isnat edenleri, kıyamet günü yüzleri simsiyah halde görürsün. Kibirliler için cehennemde bir barınak mı yok.

Zühruf 44: Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.

Allah ın ayetlerini tebliğ alan ve yazdığım Rabbin bu ayetlerine iman ettiğimizi söyleyen bizler, acaba yukarıda belirtilen kitapların, Allah katından gönderildiğine inanırsak, halimiz hesap günü nice olur dostlar? Karar ve seçim sizlerin. Hiç kimsenin buna müdahale etme hakkı yoktur. Çünkü her beşer, kendi yaptıklarından sorumludur.

Allah kulları için, yemin olsun ki bu kitabı sizler için kolaylaştırdım diyorsa, bizleri aldatmak isteyenlerin kapanına lütfen düşmeyelim. Çünkü Allah anlaşılması zor bir rehber gönderip, daha sonra kullarını zorda bırakıp, O kitaptan asla hesap sormaz. Bunu söylemek Rabbin adaletine büyük saygısızlıktır, bunu da unutmayalım.

Rabbim cümlemizin yardımcısı olsun. Gerçek doğruları bir gün Rabbin huzurunda göreceğiz. Kimin takvaca üstün ve doğru yolda olduğunu, yalnız ben bilirim diyen Rabbim e lütfen kulak verelim. Allah ortaya kitabın konup, hesabın görüleceğini söylüyorsa, gelin ortaya konacak ve hesabını vereceğimiz kitabın çevresinde toplanalım ve onu anlamaya çalışalım.

Amacımız hiç kimseye ne saygısızlık yapmak, nede hakaret etmektir. Gerçek amaç Kur'an ın hakkını vermek, onu layık olduğu yere taşımak, ona iman edenleri onun çevresine davet etmektir. Gerçek amaç, Allah a ulaşan en doğru yolu bulmak ve din kardeşlerimizle birlikte, bu doğru yolda güç birliği yapmaktır. O da bölünmeden Kur'an ın çevresinde, tek yumruk olmaktan geçer.

Rabbim cümlemizi, kendi imtihanını bizzat kendisi vermek adına, çaba gösterip mücadele eden, aklını kullanıp imtihanını başkasına havale etmeyen, Kur'an ın ipine sarılan, onun nuruyla nurlanan, yaşayan Rabbin halis kulları arasına girmeyi nasip etsin.

Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK


was

  • [Hukukçu]
  • PLATİN Üye
  • *
  • Location: İstanbul
  • Toplam İleti: 2889
  • Toplam Konu: 217
  • Süper Puan: -11683
  • PuanBank: 0
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Nur Cemaati Kardeşlerime Bir Hatırlatmadır.
« Yanıtla #1 : 13 Mayıs 2014, 12:22:56 »
.
"Rabbin, balarısına şöyle vahyetti: "Dağlardan evler edin, ağaçlardan ve insanların kurdukları çardaklardan da..."
NAHL:68
.
Buradaki "vahiy"; ilham anlamındadır, Cebrail'in bir peygambere kitap getirmesi türünden değildir.
Risale-i Nur küfrün belini kırmıştır. Risale-i Nur Kur'ânla mukayese de edilemez.
Said Nursi ve Risale-i Nur sözcüklerini "şirk" kelimeleri geçen bir yazıda zikretmek kul hakkına girer.
Maazallah ciddi tehlikeleri var.
Velileri, İslam Büyüklerini sevmeyebilirsiniz. Bir cemaatten ayrılmış da olabilirsiniz.
Bu hususlar islamın; imanın farzlarından değil.
Bu kişisel tercihiniz size İslam büyüklerini, hizmet edenleri şirkle, dalaletle itham etme hakkı vermiyor.
Meal'den başka şey tanımıyorsanız, bizden iyi bildiğiniz bir konuda;
"insan"ın kendisine "vahyedilen" bir "böcek"ten ne kadar üstün olduğuna dair bir demet ayet rica ediyoruz.
Selam ve dua ile...

« Son Düzenleme: 13 Mayıs 2014, 12:29:10 Gönderen: was »
var olmayan bir şey söyleyemezsiniz...

Herhangi

  • Zümrüt
  • *
  • Toplam İleti: 262
  • Toplam Konu: 87
  • Süper Puan: 24000
  • PuanBank: 0
  • anindatepki
  • Katılım: 11/2014
    YearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Nur Cemaati Kardeşlerime Bir Hatırlatmadır.
« Yanıtla #2 : 06 Mayıs 2015, 01:51:56 »
 Sayın @halukgta  bey sizin bu yazdıklarınızı da Allah sizin kalbinize veya beyninize getirmiştir. Bu size vahi indirildiği sonucunu çıkarmaz. 'Kalbime geldi '' yada ''zihnime geldi '' gibi bir ifadeyi neden  ''Bir Ayetin indirildiği' 'iddiası gibi  anlıyorsunuz. Zaten her şey Allahtan'dır. O zaman sizin mantığınızla her şey haşa ''vahi' mi oluyor.  Bence sorun sizdedir. Onca senedir Risaleyi Nur okudum, bir tek sefer sizin anladığınız şekilde anlamadım.
    İngilizceye Arapçaya çevrilmiş Kitaplar . Bir çok ülkede okunan kitaplar. Ama bu güne kadar sizin gibi anlayan kimse çıkmamıştır.
    Siz çok ileri zekalı mısınız, yoksa farklı bir durum mu söz konusu. Siz bir başkasını öyle anlıyorsanız, ihtimal bir süre sonra kendinizi de öyle anlarsınız. Çünkü başkasını sürekli yanlış anlayan sonunda kendi kendini de yanlış anlayabilir haberiniz olsun.
    Bir şey aklınıza yada kalbinize geldi.. Bunun illaki vahi olması mı gerekir. Biri aklıma geldi diğeri kalbime geldi der. Bilgi de bilgisizlik de zaten Allahın izni dahilinde olur.
 
    Hocam ben  Risale-i Nur ile nasıl tanıştım biliyor musunuz?  Lise  de okuyordum.  Evrimci Biyoloji hocamız  Evrim Teorisini kafamıza sokmaya çalışıyordu. Üzerinde düşündükçe düşündüm.  O yaşta ne olduğumu bilmiyordum.  Evrim Teorisine inanıyor mu idim, yoksa üzerinde düşünüyor mu idim, bunu bilemiyordum.  O kadar üzerinde düşündüm  ki, gün boyu düşünecek kadar. Artık rahatsız etmeye başladı.
     Bir arkadaşıma bunu anlattım. Bir edebiyat hocasıyla tanışmamı sağladı.  O hocadan alıp okuduğum ilk risalelerden biri, Bedüüzzaman Said Nursi'nin Tabiat Risalesi dir… Risaleleri Okudukça,  Evrim Teorisinin bana sorduğu tüm soruları peş peşe cevaplamaya başladım.  Risale-i Nur olmasa  idi , Belki de Şu anda, bir Evrimci idim. O gün bu gündür hiçbir şeyin üzerinde düşünmekten korkmam. Bunu Risale-i Nur' a borçluyum. 
   
  Risale-i Nur  Allahın Ayetlerinin ve Hikmetlerinin Yansımalarını   Çiçekte Böcekte Ağaçta Karada Denizde Canlıda Cansızda Gökte  Yerde Kainatta. Hasılı kelam  Tüm Varlık Aleminde arar ve bulduklarını  açıklamaya çalışır.
   Risale-i Nur ; Allahın Ayetlerinin bu hikmetlerini, her alanda Yaratma Sanatının Derinliğinde,  Çağın kavrayışıyla İnsanlara anlatma ve anlaşılır hale getirme  metodudur.
   Böyle bir metot gerekli midir?. Evet gereklidir. Çünkü bir inançsız da anlatmaya başladığı zaman; Tabiattan, Fizikten,  Kimyadan, Biyolojiden Felsefeden örneklemelerle başlar
. [/i]
 
  Risale-i Nur' dan bir nasip alamadığınız için üzgün değilim. Çünkü bir şeye yaklaşırken, niyetinize göre  içinde  neyi  bulmak istiyorsanız onu bulursunuz. Siz aradığınız şeyi bulmuşsanız, nasibiniz odur.   
  Bediüzzaman Said Nursi Kadar ; Mütevazi ve çekinmeden kendi nefsini, herkesin nefsinden daha çok eleştiren, bir Alim bir yazar bulamazsınız.
  Cımbız ile nereden kopardığınız belli olmayan bir cümleyi alıp buraya yerleştiriyorsunuz. O cümleye karşı, İnkarcıları Muhatap  Almış bir çok ayeti arka arkaya yazıyorsunuz. İnsafınıza ve vicdanınıza hayran mı kalalım..
   Allahtan korkmanız için bir nedeniniz var mı yok mu bilemiyorum. Tam Aristo Vari bir bakış açısıyla '' Bana bir kelime söyle, ben seni o kelimeyle idam edeyim'' Mantığıyla. Diziyorsunuz.
    Hocam o gün bu gündür adamı da iyi tanırız. İslam'ı İslam ile, Kur'anı Kur'an ile Vuranları da iyi tanırız.  Ama  insafsız da değiliz. Zaman zaman   söyledikleri muhtelif ıvır zıvır doğru şeyleri varsa, onları da desteklemişiz.
    Risale-i Nurların bu günkü Türkçeye çevrilmemesinin nedeni sizin yazdığınız  iftiralarınız değildir. Bunu nedeni: İddanızın tam tersi, Aslına Sadık Kalarak, Anlamın Derinliğini De Muhafaza Etmektir.   
   
  Kaldı ki, iftiralarınız kendinize, daha önemlisi şudur ; Risale-i Nurlar Osmanlıca ağırlıklı bir dille yazılmışlardır. Osmanlıca Türkçe, Arapça, Farsça, Kürtçe  ve bir kısım Balkan Avrupasının dillerinden mürekkeptir. Çok zengindir. Dolayısıyla çok geniş ve rahat bir hitap ve anlam derinliğine sahiptir.  Bu Çoğunluk ve Çeşitlilik dilini de içinize sindiremiyorsunuz  galiba...
    Risale-i Nurların  bu günkü Türkçeye çevrilmesi halinde, bir çok cümlenin anlamı daralarak Şümulünü Kaybeder. İlginçtir ki ; insanlar bir eserin aslını tercih ederlerken, siz tersini arıyorsunuz.
   
  Hocam aslında sizin için mesele sadece Bediüzzaman Said Nursi de değildir.
Hocam siz Hadislerin göz önüne alınmasına  da, karşı idiniz değil mi.. Sanki Hadisi Kur'anın önüne geçirmiş birileri varmış gibi.. Başka bir makalenizde bunu da ifade etmiştiniz. Peki Hadisleri dile getiren Ağız ile Ayetleri Dile Getiren Ağız Aynı Ağız değil mi?  İkisini de yargılarken; Aynı Akıla, Aynı Vicdana ve Aynı Dile Müracaat etmez miyiz.
  Ya Hadisleri es geçen bir mantık, mesela  Dört Mezhebin İmamlarının yazdıklarına nasıl bakar?  ''Son vitesle es geç'' olur şüphesiz..  yada mesela Mevlana Celaleddini Rumi' hazretlerine  Nasıl bakıyorsunuz ?..  Tabi aynı bakış ile…Peki bu ne demek oluyor? Birbirimizi aldatmayalım…
   
Bu; Hadisler de dahil olmak üzere, 1400 yıldan fazladır, Kur'an Merkezli Bir Birikimi, elinin tersiyle iterek, İslam'ı ve İslamın Kültür Birikiminin önemsizleştirilerek,  Beyinlerden ve dolayısıyla Toplumsal Alandan Silmeye çalışmak oluyor. Değil mi?! Ama kendinizce sırayla…
   Önce Kur'anı yapayalnız  bırakmak… Yapayalnız bırakınca da saldırmak daha kolaydır değil mi... Acelesi yok! Siz yada sizden bir sonraki versiyonunuz! 

   

« Son Düzenleme: 06 Mayıs 2015, 16:40:15 Gönderen: Herhangi »
Münafık Kafir'den Eşed'dir- HZ.MUHAMMED-S.A.V
Bir Zaman Gelecek Küfür  İle İman Aynı Dükkanda Satılacaktır-HZ.MUHAMMED (S.A.V)



Nur Cemaati Kardeşlerime Bir Hatırlatmadır.
 

Tagler



Benzer Sayılabilecek Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
2 Yanıt
1902 Gösterim
Son İleti 02 Ocak 2013, 09:32:05
Gönderen: zemzem
6 Yanıt
4286 Gösterim
Son İleti 23 Mayıs 2013, 23:57:38
Gönderen: krakula
3 Yanıt
2283 Gösterim
Son İleti 05 Mayıs 2015, 22:34:14
Gönderen: Herhangi
1 Yanıt
923 Gösterim
Son İleti 03 Ocak 2014, 03:27:33
Gönderen: trainer
0 Yanıt
624 Gösterim
Son İleti 29 Mart 2014, 06:19:23
Gönderen: redyellow



UNUTMAYALIM Anayasa: Madde 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Madde 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

Madde 19 : Herkesin düsünme ve anlatma özgürlügü vardır. Buna göre, hiç kimse düsüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düsünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir.



Sitemiz forum sistemi olduğu için önceden izin alınmaksızın ve sonradan haber verilmeksizin konular açılabilmekte ve yorumlar yapılmaktadır. Eğer bu siteyi şu anda geziniyor ve size, yahut kanuni temsilcisi bulunduğunuz gerçek ya da tüzel kişiler aleyhinde uygun olmayan, yasalar çerçevesinde problem oluşturan bir sorun gördüyseniz, altta görülen resmi e-mail adresimize haber edebilirsiniz. E Mailiniz bize ulaştığında gerekli incelemeyi yaparak durumu açıklığa kavuştururuz. Sürekli yayında olan sitemiz için bu tür durumları fark etmemiz, her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür durumlardan hemen her daima paylaşımları yapanlar sorumludurlar. Bunu gezinen tüm ziyaretçiler kabul etmiş sayılırlar. Aksi halde yayınların durumundan sorumlu tutulamayız.

A.T. Resmi e-mail Adresi


ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Forumdaki Aktif-Nonaktif listede değilseniz saat başına 2 SÜPER PUAN kaybınız vardır! Renkli konumda olanlar aktif konumda oldukları için saat başına puan kazanırlar. DİKKATİNİZE!
bayrak