ANINDA TEPKİ

Özgür Tartışma, Bilgi ve Yorum Paylaşım Forumları => Ana Tartışma Merkezi -Tümü- => Makaleler (Forumdan) => Konuyu başlatan: Ak-Man - 24 Kasım 2008, 15:20:46

Başlık: ınanmak olgusu
Gönderen: Ak-Man - 24 Kasım 2008, 15:20:46
ınanmak Olgusu

ınanmak beynin bir psikolojik dengeleme eylemi olduğunu bilmeyen yoktur. Çok ilkel dönemlerden kalan bir dürtüdür.

Kar çok olduğunda, zincirim yoksa içimi korku kaplar. Ancak mesaiye yetişmem lazım. Ne olacak çaresizim. Hemen beyin bir dengeleme icat eder. Çünkü açmazlar insanı bunaltıp immun ve fiziksel açıdan zayıf düşürür, mental yetersizlik başlar. Burada hemen kahraman idol yanımız ortaya çıkar. Ben inanıyorum ki bu karda mesaiye yetişirim....şeklinde devreye girer durum rahatlar.

Toplumları zaten bu kontrolsuz inanma dürtüleri perişan etmiştir. Bir ülkede trafik kazaları pik yapıyorsa, cahillik pik yapıyorsa araştırın bakın insanlar inanarak yaşıyordur. ( sadece dinsel inanç değil)

Hayatınızda test edin. Hep mantığınız durduğu aklınız perişan dönemlerinizde inanma gereği duyarsınız/duydunuz.

Ya da tersi durumlarda da inanma gereği duydunuz. Oysa inanmasanız da o olay olacaktı. ımtihana güzel çalıştınız olumsuz perişan bir durumunuz yoktur. Ancak endişeniz hüküm sürüyor. Sınavı başaracağınıza inanmak istersiniz coşkuyla.

Depremin bu sene olmayacağına inanarak yaşarız.

Oysa masum dengeleyici inanmaların bir zararı yoktur. Yeter ki akıl mantık susmadan bu inancı kimseye dayatmadan yaşansın.

Bu nedenle dine sadece inanmak denildi mi bu lafın kendisinin ondan neden uzak olmak gerekitğini açıkça ortaya koyar...

Cahil cesaretin önde olduğu durumlarda hep inanç devreye girmiştir. 180 km ile viraja girildiğinde hep o virajı alacağına dair inanç devrededir. Eğer o virajı alırsa şartlı refleks olarak benzer durumlarda hep inancı kullanma alışkanlığı oluşur.

Beynin, gerçekten bir bilgisayar gibi çalıştığını düşünürsek inanma esnasında genelde beyin, kontrolü ele alır ancak içindeki bilgi ve deneyim kadar size yardımcı olur. Çünkü şuurlu kontrol yok gibidir. Birçok zaman başarılı sonuçlar verebilir. Bu onun dakik çalışmasına bağlıdır.

ınanca sadece dinsel inanç yaşayanlar sahip değildir. ınançsızlar da bu tür inançları yaşarlar.

Eskiden düşünün tıp bilimi yokken hastalıklarla savaşmak tamamen inanca bağlı birşeydi. Gerek hastalığın patolojisi gerekse tedavisi açısından. Ama bugün inancın payı çoook aşağılara inmiştir. Hep işin uzmanından bunu nasıl tedavi ederiz nerde tedavi ederiz çabası başlamıştır.

Göklerin, ayın, güneşin hakkındaki bilgiler hep inanmaya dayalı iken bugün artık onların ne olduğu yavaş yavaş aydınlanmış inanç payı azalmıştır. Zaten bugün ''iman gücü'' ile yeneriz iddiası teknolojik gücün yanında lafı kalmamıştır.

Aile ortamında şartlı refleks haline gelen her durumda anne babamızın bize yetiştiği durum, bundan sonra da yetişeceği inancını belleğimize yerleştirir. Bu nedenle çok yetişkin insanlar dahi zor durumda yetiş anne, yetiş baba diyerek onların yetişebileceğine inanır, ancak bilgi düzeyi yeterli ise bu inancın mantıksız olduğunu bilir ve bu keşkeye dönüşür.

Günümüzde inancın payı gittikçe azalıp yerini bilgiye hızla bırakmaktadır. Bilgi çoğaldıkça her olaya bakışımız daha şuurlu daha doğru olmaktadır.

Buna rağmen belki çok yüzyıllar daha, günlük hayatımızda beynin bir sığınma anlamında açığını kapatıp homeostatise hizmet amaçlı inanmalar sürecektir.

Bu her ne kadar çok kimseyi beyin dengeleme yetisiyle rahatlatıyorsa da... Babanız cennetten size bakıyor. Ben de oraya gideceğim. Huriler olacak sütten ırmaklar olacak...
Başlık: ınanmak olgusu
Gönderen: was - 24 Kasım 2008, 17:38:59
"îman" ile "inanmak"ı karıştırıyorsunuz.
Başlık: ınanmak olgusu
Gönderen: DevSinan - 25 Kasım 2008, 13:09:39
Evren için kaos değil kozmos denir zaten. kozmoz düzen demektir

Bütünü kaotik olan sistemlerin bile kurallara uyan (düzenli) alt parçalarının olabildiği saptanmış. Evrenin daha üst bir kaosun düzenli bir alt parçası olması teorik olarak mümkündür

 Evren düzenlidir, doğru, ama düzenin ille de bir ZEKADAN çıkması gerektiği MANTIKSAL OLARAK GÖSTERıLEMEZ. HıÇ KıMSE DÜZENıN ıLLE DE ZEKA GEREKTıRDığıNı MANTIKSAL OLARAK KANITLAYAMAZ . Bize düzen zeka gerektirirmiş gibi geliyor olsa da, bu pekala günlük düşünce AKIşKANLIKLARIMIZDAN ve şARTLANMAMIZDAN  kaynaklanıyo.şartlanmalarımızın bizi yanılttığı durum bilimde az değildir ve bir şeyin bize ÖYLEYMış GıBı  geliyor olması hiçbir zaman bir BıLıMSEL KANIT DEğıLDıR

 Evrendeki düzenin zeka gerektirdiği kabul edilse bile, bu zekanın belli bir dinin, ya da açıklamanın önerdiği zeka olması şart değildir. Bu zeka birden fazla olabilir, çok değişik formlarda olabilir,
Ayrıca, "Evrenin bir sebebi olmalı" demek, bu sebep Tanrı olmalıdır demek değildir


Eğer bir sonucu, bir öncül önermeden doğrudan dedektif akıl yürütmeyle çıkaramıyorsam, o önerme a apriori doğru değildir, dolayısıyla kanıt gerektirir. Yani "Düzen=Zeka" gibi bir denklemi mantıksal olarak yazamıyorsam, ya da başka bir ifadeyle, "zeka" denen kavramı "düzen" denen kavramın tanımının içinden çıkaramıyorsam, bu zekanın mantıksal olarak düzenden doğrudan çıkarılamayacağını gösterir. Dolayısıyla, ortada bir kanıtlama yükümlülüğü vardır. Düzenin zeka gerektirdiğini söyleyenlerin sırtına binen bir kanıtlama yükümlülüğü.

"Başka nasıl olacak ki?" demeyin. Bir şeyi sizin zihniniz göremiyorsa, bu onun olamayacağı anlamına gelmez. ınsan zihni örneklere göre işler ve örneğini görmediği bir şeyi kavramakta güçlük çeker. Teist de, zekadan çıkmamış bir düzeni günlük hayatımızda pek görmediğimiz için, bunun aksinin olamayacağını düşünür.

Bu yüzden günümüzde bilim adamları daha dikkatliler. ıyi bir bilimsel yöntem geliştirmişler ve bir şey eğer öncülünden mantıksal olarak dedektif bir akıl yürütmeyle çıkarılamıyorsa, bu şey doğru kabul edilemez, kanıt gerektiren hipotezler listesine eklenir. Düzenin zekadan çıkıp çıkmaması konusunda olduğu gibi.
Başlık: ınanmak olgusu
Gönderen: deep - 26 Kasım 2008, 19:56:03
Alıntı yapılan: DevSinan;86
Düzenin zekadan çıkıp çıkmaması konusunda olduğu gibi.


demek ki kainatta bir düzen var. düzenin, kanunların oluşum sebebini nasıl açıklayabiliriz ?

madde, maddeyi artı eksiyi çeker. sorusuna neden diye sorsak ne cevap verilebilir ?

buna benzer bilimin ilgi alanına girmeyen sorulara cevabı dinler vermektedir. özellikle Yaratıcı fikrine sahip dinler. bu da bir ölçüde inanan insanı rahatlatan bir durumdur. sadece bu soruya cevap bulmak bile başlı başına mutlu eder insanı.

Yaratıcıyı redderek ikna edici cevaplar bulabilir miyiz acaba ?