Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..

   Son 3 mesaj


   Seçkin Yazılar


Şu an forumda günün en popüler konusu: Bir ayda 25 bin dakikalık cep telefonu görüşmesi (7)
Başlatan: redyellow Son yazar: El-Cezeri
Ayn Üyesi: El-Cezeri
Haftann Üyesi: El-Cezeri
Günün Üyesi: ayseferdak

   %&/.'   %&/(-*!.)  Açılan en son konu   

xx Referandumu Boykot Edecekler BDP'li sanılacak | 11 Eyl 10
01:57:18 Gönderen: ayseferdak | Görüntülenme: 19 | Yorumlar: 2

BDP referandumu boykot kararı aldı.Kontrol edebilecekleri seçmenleri b...


Sayfalar: [1] 2 3 ... 5
Bisikletin doğuşu ve tarihi

ANINDA TEPKİ/Bisikletin doğuşu ve tarihi => Bundan çok eski yıllarda yayınlanmış bir ansiklopedide güzel bilgiler var oradan yayınlayalım: Bisiklet Bugün dünyada 100

A A A A
Gönderen Konu: Bisikletin doğuşu ve tarihi  (Okunma sayısı 215 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Randomize

Bisikletin doğuşu ve tarihi
« : 02 Mayıs 2010, 10:30:07 »











Bundan çok eski yıllarda yayınlanmış bir ansiklopedide güzel bilgiler var oradan yayınlayalım:
Bisiklet

Bugün dünyada 100 milyondan fazla bisiklet var : Caddelerin her gün yeni yeni otomobillerle dolup taşmasına, son modellerin bütün rahatlık ve gösterisine rağmen halkın en çok tuttuğu taşıt yine de bisiklettir. Bisikletin özellikle şehir içinde sağladığı kolaylıkları düşünecek olursak bunların bir otomobilin sağladığı imkânlardan hiç de aşağı kalmadığını görürüz. Birincisi, bisiklet nispeten basit bir makinedir. Uzun ve pahalı bir bakimi gerektirmez. Üstelik çok az yer tutar.Bir duvar kenarına ya da bir apartman holüne rahatça bırakabiliriz. Trafiğin sıkışık olduğu bir caddede sıralanmış otomobilleri düşünün. Bisikletli biri bütün bu taşıtların arasından kolayca sıyrılarak kendine yol bulup ilerleyebilir. Bisikleti karıncaya benzetmek hiç de yanlış olmaz: kendinin 10 misli ağırlığındaki yükü taşır, karıncadan çok daha hızlı yol alır?Bisikletinize saatte 15-20km?ik bir hız sağlamak isterseniz yürürken harcadığınız enerji kadar bir enerji sarf etmeniz yeter. Yerin düz veya çukurlu olusu bisiklet için hiçbir engel meydana getirmez. hiçbir taşıtın giremediği yerlere kolayca girip çıkabilir. Açık havada yaptığımız bir bisiklet gezintisi, bize tabiatın güzelliklerini içimize sindire sindire seyretmek imkânını verir. Gittikçe telaşçı ve aceleci olan çağımızda bisiklet özgürlük ve iç huzurun bir timsalidir.

Bisikletin Kısa Tarihi

Tekerleğin pek eski çağlarda meydana getirilmiş olmasına rağmen bisikletin keşfi çok yeni sayılır. Bisiklete benzer makinelerin ilk olarak 18?nci yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıktığını görüyoruz. Bisiklet, birçok makinenin uğradığı talihsizliğe uğramamış, icadıyla birlikte başarıya ulaşmıştır. Ufak bir gayretle bu kadar çabuk ve kolay yol almanın sırrına o yıllarda kimse akil erdirememişti.

1791

Bisiklet Fransa?a doğdu. İki tekerlekli bir oyuncak yapmayı düşünen Sivrac Kontu ilk olarak ?isiklet?fikrini de gerçekleştiriyordu. Pedalı olmayan bu acayip

makinenin (Celerifere) üzerine oturan kimse taşıtı ayaklarıyla yeri teperek yürütmek zorundaydı.

1817

İki tekerlekli taşıtın üzerine Badois?i Baron Drais bir gidon ve bir sele oturttu ve buna Draisienne adini verdi. Draisiennelerin yavaş yavaş öbür ülkelere de yayıldığını görüyoruz. Önceleri halkın büyük bir tedirginlikle karşıladığı bu acayip taşıt sonraları moda oldu.

1861

Pierre ve Ernest Michaux adında baba-oğul iki Fransız Draisiennein ön tekerlek göbeğine pedal taktılar. İşte bu olay, gerçek bisikletin doğuşuydu. Böylece makineyi sürerken insan enerjisinden düzgün biçimde yararlanmak mümkün oluyordu.

Bundan sonra bisiklet hastalığı bütün Avrupa?a yayılmaya başladı. Michaux?arin Velo adini verdikleri taşıt Velocipede ismi altında İskoçya?a girdi. Kirkpatrick Mac Millan adında birinin propagandası bu ülkede de Velosiped salgınına sebep oldu.

1864?e Michaux?ar Fransa?a bir Velo fabrikası kurdular. O yıl 142, ertesi yıl da 400 Velo yapan fabrikada 200 işçi çalışıyordu.

1865

İngiltere?e Velocipede yapımı isine ilk olarak Coventry Dikiş Makineleri Şirketi el attı. Demir telli tahta tekerleklerden meydana gelen bu basit taşıta sarsak adi takılmıştı.

1875

Bu tarihe kadar yapılan Velocipede (velospit)?erde pedalın bir dönüsü tekerleği de ancak bir defa döndürebiliyordu. Bundan ötürü Velocipedein hızının ön tekerleğin büyüklüğüne bağlı olduğu sanıldı: Tekerlek ne kadar büyürse taşıt da o kadar hızlı gidecekti. Böylece ön tekerleğin çapı 75sm?en 162sm?e kadar artarken arka tekerlek de 30sm?e kadar küçüldü. Artık Velocipede bütünüyle oransız bir biçim almıştı. Üstelik bu kadar yüksek bir bisikletin üzerine çıkıp oturmak ancak çok uzun boylu kimselerin başarabileceği bir isti (Kısa boylular üç tekerlekli velocipede?e yetinmek zorundaydılar).

Ayna dişlisinin ve rublenin icada bu acayip duruma son verdi. Ayna dişlisi kadro üzerine takılan pedallara, daha küçük olan ruble de arka tekerlek göbeğine takıldı. Her iki dişli bir zincir aracılığıyla birbirine bağlandı. Öndeki büyük dişliyi pedala bir defa döndürmek arkadaki küçük dişlinin birkaç defa dönüsünü sağlıyordu.

1888

19?ncu yüzyılın çukur ve hendekli yollarında tahta tekerlekli velocipedele dolaşmak bir zevk olmaktan çok bir eziyetti. İşte bu tarihlerde J.B.Dunlop adında bir İngiliz?n önemli bir bulusu velocipede? sarsıntılı bir taşıt olmaktan çıkararak rahat ve kullanışlı bir duruma getirdi. Bununla birlikte velocipede?n karsılaştığı zorluklar bitmiş değildi. Arka tekerlekler, ayna dişlisinin yardımıyla dönerken pedallar da beraber dönüyor, yokuş aşağı inerken bile pedal çevirmek gerekiyordu.

1900 yılında arka göbek? uygulanan bir düzen, rubleyi arka tekerlekle birlikte sürekli olarak dönüşten kurtardı. Böylece pedalların gerektiğinde kullanılması sağlanmış oldu. Bugünkü görünüş ve yapısını kazanan Velocipede (velospit)? daha sonraki yıllarda bisiklet adi verildi: (Lâtince, bi = çift, iki ; Yunanca, kukos = daire, tekerlek).

Gaybelon

Ynt: Bisikletin douu ve tarihi
« Yanıtla #1 : 02 Mayıs 2010, 12:35:59 »
Bisiklete bak bir tahtadan nerelere geliyor insanlar durmadan ileri gidiyor her konuda! hoo

Ynt: Bisikletin doğuşu ve tarihi
« Yanıtla #2 : 02 Mayıs 2010, 18:53:21 »
osmanlıcada velespit denmesi ondanmış demekki

metalok

Ynt: Bisikletin doğuşu ve tarihi
« Yanıtla #3 : 02 Mayıs 2010, 18:58:33 »
9 yıl önce yaptığım bir kazada çeneme 9 dikiş attılar ondan sonra iki tekerli hiç bir şeye binmez oldum.
Düğünlerde yanına gelip seni dürterek ''Sıra sana geldi'' diyen yaşlılardan sıkıldıysan sende aynısını Cenazelerde onlara yap.

trainer

Ynt: Bisikletin doğuşu ve tarihi
« Yanıtla #4 : 02 Mayıs 2010, 21:30:03 »
Doğunun deneme mantığı olmadığı için batı deneye deneye bugüne gelmiş. Kuru tahta tekerlekten adam gibi bisiklete


Google-Etiketleri


Bisikletin doğuşu ve tarihi
 

İlgili Olabilecek Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
91 Gösterim
Son İleti 21 Haziran 2010, 10:09:10
Gönderen: Evernote
0 Yanıt
32 Gösterim
Son İleti 15 Ağustos 2010, 22:58:20
Gönderen: El-Cezeri


Powered by  MyPagerank.Net

UNUTMAYALIM Anayasa: Madde 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Madde 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.