Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..

   Son 3 mesaj


   Seçkin Yazılar


   Günün Popüler Konusu - Ayın, Haftanın, Günün En Aktif Üyesi

Şu an forumda günün en popüler konusu: Kimler cennetlik (26)
Başlatan: inancveahlak Son yazar: inancveahlak
Ayın Üyesi: redyellow
Haftanın Üyesi: El-Cezeri
Günün Üyesi: El Fuego

Forumda en son açılan konular

xx Bu ülke gelişti mi? Et tüketimi öyle demiyor çok fakiriz | 31 Tem 10
zorless
21:06:37 Gönderen: zorless
Görüntülenme: 5 | Yorumlar: 0

ABD'deki et tüketimi ile gelişmiş başka ülkelerin ...


Sayfalar: [1] 2 3 ... 5
İcraat'ın kıyısından

ANINDA TEPKİ/İcraat'ın kıyısından => Tekel işçilerini belediye alsın ama, hangi belediye alsın? Siyaset Meydanı’nı izlemişsinizdir. Gazeteciler sordu. Başbakan cevapladı.

A A A A
Gönderen Konu: İcraat'ın kıyısından  (Okunma sayısı 113 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Hosting firmasının Sunucusunda yaşanan bazı problemler nedeniyle zaman zaman ciddi şekilde sitemiz ağırlaşmaktadır. Bu nedenle bir müddet daha devam edebilecek bu olay için çalışılmakta olduğu bildirildi. Duyurulur.
İcraat'ın kıyısından
« : 16 Şubat 2010, 18:42:56 »
Tekel işçilerini belediye alsın ama, hangi belediye alsın?


Siyaset Meydanı’nı izlemişsinizdir.

Gazeteciler sordu.

Başbakan cevapladı.

*

- İşsizlik var mı efenim?

- Yok.

- Harikulade.

*

- İki kere iki efenim?

- Dört.

- Fevkalade.

*

Bu kıyasıya soruların sorulduğu ibret verici programda, bir öneride bulundu başbakan… “Tekel’den mülk verelim, Tekel işçilerini İzmir ve Diyarbakır belediyeleri işe alsın” dedi.

*

Mantık buysa eğer… Tekel’den mülk alan, karşılığında işçileri de alacaksa… Tekel’i kökünden British American Tobacco aldığına göre… Tekel işçilerini, Londra Belediyesi’yle New York Belediyesi’nin alması gerekmiyor mu?

*

Kimse sormayacak mı?

Madem malı alan işçileri de alıyor…

Malı alana işçileri niye vermediniz?

*

Cami avlusu mudur İzmir veya Diyarbakır belediyeleri? Niye onların kapısına bırakılıyor Tekel işçileri?

*

Peki, “Senin önerin ne?” derseniz…

Birinci önerim, Tekel’i geri alın.

İkinci önerim, belediyeyle alakalı.

*

Bir türlü kazanamadığınız İzmir Konak Belediyesi’ni “parçalayıp, kazanmak” için ikiye bölüp, Karabağlar Belediyesi icat etmediniz mi? “Belki orasını kaparız” diye, Kadıköy Belediyesi’ni ikiye bölüp, Ataşehir Belediyesi kurmadınız mı?

*

Tekel belediyesi kurun!

*

Maltepe sigarasını sattınız…

Maltepe belediyesini bölün kardeşim!

Bi tane Tepe belediyesi yapın, bi tane de “Mal” belediyesi yapın… “Mal”ı alan işçileri almıyor mu zaten? Mal belediyesinin adını Tekel belediyesi yapın.

Sokakta kalan işçileri oraya sokuşturun.

*

Son seçimde Maltepe belediyesini CHP’ye kaybetmiştiniz… E Tekel işçilerinin yüzde 60’ının size oy verdiği bilindiğine göre… Böylece Tekel belediyesini de geri kazanmış olursunuz.


*

Kızıyorsunuz ama, kıymetimi bilin… Bu kıyağı size Mehmet Barlas bile yapmaz.



Yılmaz Özdil
 
57’İNCİ ALAY HERYERDE

Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #1 : 17 Şubat 2010, 00:03:51 »
Al gülüm ver gülüm bir program oldu gerçekten.
:victory:

Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #2 : 19 Şubat 2010, 23:03:39 »
Cumhuriyet Başsavcısı…


Her yere tabela asıyorlar, “Avrupa’nın en büyük adliye sarayını yaptık” filan diyorlar.

*

Halbuki, bu iş binayla olsaydı…

Yargıtay Başkanı müteahhit olurdu.

*

Bakın…

*

Cumhuriyet Başbakanı denmez.

Cumhuriyet Bakanı denmez.

Cumhuriyet Müsteşarı denmez.

Cumhuriyet Büyükelçisi denmez.

Cumhuriyet Valisi de denmez.

*

Ama…

Cumhuriyet Savcısı denir.

*

Peki niye?

*

Mustafa Kemal de merak etmiş… Ve, “cumhuriyet savcısı” sıfatının isim babası olan Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’a sormuş aynı soruyu, “Niye?”

*

İsviçre’de hukuk doktorası yaparken, İzmir’in işgal edilmesi üzerine Kurtuluş Savaşı’na katılmak için yurda dönen ve Ege dağlarında vuruşan… Sonra da Mustafa Kemal’in emriyle hukuk reformunun temellerini atan Profesör Mahmut Esat Bozkurt, şu cevabı vermiş…

*

Gün olur, Cumhuriyet’i korumak için başbakandan, bakandan, müsteşardan, büyükelçiden, validen bile hesap sormak gerekebilir… İşte onun için, Cumhuriyet Savcısı’dır!

*

Cumhuriyet’i savunmak…

“İlk işi”dir.

*

İrticayla mücadele etmek için, ekstra plan milan hazırlanmasına gerek yoktur.

*

Dolayısıyla…

*

Tarikatçıların cirit atması için, irticayla mücadele etmeyi suçmuş gibi gösterenlerin… Haysiyet cellatlarının yargısız infazlarını gülümseyerek seyredenlerin… Hayatını Cumhuriyet’e adamış komutanları ayağına getirirken, teröristin ayağına tıpış tıpış mahkeme götürenlerin… Bu millete verebileceği “hukuk dersi” yoktur.


Yılmaz Özdil


Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #3 : 21 Şubat 2010, 13:25:35 »
Hayırlara vesile olsun


Almanya’daki Keriz Feneri’yle dini bütün vatandaşlarımızı dolandırdığı ortaya çıkan Erzincan Başsavcısı’nın evi basıldı.

Frankfurt savcılığı, gurbetçilerimizin paralarını cukkalayarak gemi alan Koramiral’i gözaltına aldı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bavulla kuryelik yaptığı, arada iki bavulu kendi bagajına atarak, Las Vegas’ta yavrularla yediği iddia edildi. Kılıçdaroğlu, “Külliyen yalan, ben o sırada umredeydim” dedi.

“Size İzmir’de otomobil fabrikası kuracağız” vaadiyle ahaliyi tokatlayan Oktay Vural’ın 7’den 77’ye herkesi ayakta yiyip, Kanal 777 diye televizyon kurduğu öne sürüldü.

Memleketin topraklarını yabancıya peşkeş çeken ünlü arsa spekülatörü Toprak Dede’nin 96 yaşındaki sevgilisi Muazzez İlmiye Çığ’la birlikte cennette tapu sattıkları anlaşıldı.

Aşçı er Levent Kırca’nın Devlet Bahçeli’ye suikast planı hazırladığı, ancak, yanlışlıkla Deniz Baykal’ın evinin önüne giden tetikçi-elektrikçi er Müjdat Gezen’in suçüstü yapılacağını anlayınca, polisten pet şişeyle su isteyerek, krokiyi yediği ortaya çıktı. Burkina Faso’dan gelen ihbar telefonuyla yakalanan iki er hakkında “gülmekten öldürmeye” teşebbüsten dava açıldı.

Genelkurmay Başkanı, geçenlerde bindiği F-16’ya kene konulduğunu açıkladı.

Taraf Gazetesi, “Türkiye laiktir laik kalacak” diyen Cumhurbaşkanı’nın gizli gizli kaydedilmiş ses bandını yayınladı. Harp okulu yatakhanesinde yapılan aramada üç Nutuk, beş Atatürk rozeti ele geçirildi, laik sızma girişiminde bulunan subaylar ordudan atıldı; başbakan şerh koydu.

Frankfurt Savcısı’nı telefonla arayarak, “Koramiral’i bırak” dediği iddia edilen Sabih Kanadoğlu, “Evet aradım ama, davayla ilgisi yok, Eintracht Frankfurt-Bayern Münih maçını sormak için aradım” dedi.

Dursun Çiçek’in atmadım dediği ıslak imzayı, Keriz Feneri Noteri’nde attığı ortaya çıktı. Yargıtay ve Danıştay üyeleri, açığa alınan Keriz Feneri Noteri’ne destek ziyaretinde bulundu.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, yetkisini aşan Frankfurt Savcısı’nın derhal görevden alınmasına; Keriz Feneri Noteri’nin ise, Anayasa Mahkemesi Başkanı yapılmasına karar verdi. Yarsav, Keriz Feneri haberlerine yayın yasağı getirilmesini istedi.

 

Adalet Bakanı isyan etti, “Günahsız insanlar içeri tıkılırken, Keriz Feneri’nin üstü örtülüyor” dedi. “Darbeciler Keriz Feneri’ni kolluyor, halkımıza yazık” diyen Bülent Arınç ağladı.

 

Bi uyandım sıçrayarak...

Meğer koltukta içim geçmiş.

Kan ter içinde kalmışım.

Hayırlara vesile olsun.


Yılmaz Özdil

redyellow

Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #4 : 21 Şubat 2010, 13:47:20 »
başbakan hakikaten "işsizlik var mı" sorusuna "hayır yok" mu dedi?

Yoksa yılmaz özdil her zamanki gibi uydurmasyon mu yapıyor?

Eğer gerçekten İŞSİZLİK YOK demişse başbakana, dememiş de özdil uyduruyorsa özdil'e gülerim:)

Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #5 : 21 Şubat 2010, 14:40:04 »
İşsizlik artış yüzdemizin, Amerika, İngiltere gibi gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük olduğunu söyledi.

redyellow

Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #6 : 21 Şubat 2010, 14:52:20 »
İşsizlik artış yüzdemizin, Amerika, İngiltere gibi gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük olduğunu söyledi.



Alıntı

siyaset Meydanı’nı izlemişsinizdir.

Gazeteciler sordu.

Başbakan cevapladı.

*

- İşsizlik var mı efenim?

- Yok.

- Harikulade.

Ben bu tür programları izlemem, vaktime acırım.

Sizin bu söylediğinize göre yılmaz özdil gene uydurmuş!

"işsizlik artış yüzdesi felan felan yerden daha düşük" demek ayrıdır, "işsizlik var mı" sorusuan "hayır" dedi demek ayrıdır.

Özdil kendisine yakışanı yapmış!


Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #7 : 26 Şubat 2010, 20:33:48 »
Temizlik!..


GÖZALTI ve tutuklamalar peş peşe sürerken, haberin başlığı şöyleydi:
Babacan’a göre temizlik yapılıyor…

Çünkü Komutan kayıp trilyon davasından dolayı “şüpheli” olarak mahkemeye çağrıldı, ama onu çağıran savcıya soruşturma açıldı…
Beş villa birden alabilen Paşa’nın ise hakkında “sahtecilik” dosyaları var…
Ama dokunulamıyor…
Ayrıca Paşa’nın ses kaydı çıktı biliyorsunuz; uçağında gezdirdiği işadamına telefonda “Çocuklar Amerika’da biraz sıkışmışlar…
Onlara 20-25 göndermek lazım” diyor…
Paşa; damadının şirketine 700 milyon dolara gazete-televizyon aldı…
Oğlana gemicik…
Bir de mücevherat şirketi…

Suikast düzenlenen tümgeneral, kendisi Manisa‘dayken Ankara’da kıl payı ölümden kurtuldu….
Allah gecinden versin; ölürse Devlet Mezarlığı’na gömülecek, çünkü bir kanuna ek bir madde sıkıştırarak, kendisinin de Devlet Mezarlığı’na gömülmesini sağladı…
Emeklilik maaşını da yine bir madde sokuşturup iki katına çıkardı…
Yani diğer tümgenerallerin iki katı emekli maaşı alacak…

Albaylar?..
Hepsi aniden zengin oldular…
Yeşil sermaye ile kucak kucağa palazlandılar…
Türbanlı-sıkma başlı, biri imam nikâhlı, biri resmi nikâhlı hanımlarının altında birer cip…
Ama haklarında tam 240 adet suiistimal-yolsuzluk dosyası var…
Onlara da dokunulamıyor…
(………)
“Temizlik…”
Öyle mi?..
Hangi temizlik?..

(Bu yazıyı, ekonomik nedenlerle bunalıma giren ve iki küçük kızını, karısını vurup intihar eden Yarbay Süleyman Özçağatay’ın onurlu yaşamına, bunalımlı ve acı öyküsüne ithaf ediyorum


Bekir Coşkun

Ynt: İcraat'ın kıyısından
« Yanıtla #8 : 09 Mart 2010, 20:39:12 »
Türkiye'nin en büyük marazı, Muhtarın masasından sebeplenmek için "Muhtar dooru sölüyo" diye kafa sallayıp duran yalaka insan müsveddesine sahip olmasıdır. Çoktur bu kenelerden. "Devlet malı deniz, yemeyen domuz" sözünün müellifidir. Devletin kendisinin olduğunu anlayacak zekacığa sahip olmadığı için çalanlara alkış tutarak kendisi de önüne atılacak artıklarından beslenir. En büyük belalımız bu asalaktır. Her yerde görürsünüz onu. Bazen Atatürk'çü geçinir bazen padişahçı. Nesli kurutulmadan Cumhuriyet insanına rahat yok.




Trilyoner emekli nasıl olunur!!?

Aslında, emekli olanın da kısa yoldan zengin olma imkanı vardır!.. Aziz vatanımız, bu yönde de fırsatlar ülkesidir, yeter ki kafayı çalıştır, pas geldi mi golü atmayı becer!..

Misal..?

Geçtiğimiz aylarda, Başbakan gariban emeklileri TV başına topladı.. Emekli zammını açıklayacaktı. Açıkladı. Zaten kafayı yemiş durumdaki emekli, zammı duyunca kafasına inen balyozun etkisinden sıyrılmaya çalışırken, ekranda bir tip belirdi!.. Başbakan’a çiçek veriyor, “Bize bu zammı bahşettiğiniz için Allah tuttuğunuzu altın etsin” kabili yalakalıkla fırsat kolluyor, korumaları sağlama alsa,Tayyip’e sarılıp şapır şupur öpecek!..

Millet “Kim ulan bu beyefendi!!?” kabilinden homurdanırken, kim olduğunu öğreniyoruz. Türkiye Emekliler Derneği Başkanıymış..

Bay Kazım Ergün...

Başbakan’a çiçek veren emekli. Akla ne gelir?.. Diyoruz ki; “İlişmeyin garibe, yoksulluktan kafayı kırmış zaar!.. Başbakana hayran olabilir, böyle vakit geçiriyor, oyalanıyor herhalde!!”
Öğreniyoruz ki bu tam bir “salakça” değerlendirmedir. Nereden öğreniyoruz?.. Bir okuyucumuzdan gelen mektuptan..! Mektup şöyle diyor;

“Sayın Kılıç,
Kazım Ergün’ün emekliler adına Başbakana çiçek vermesinin arkasında yatan gerçekler şunlardır.
SGK sitesine girildiğinde görülecektir ki, bir ay önce yapılan SGK Genel Kurulunda Sivil Toplum Örgütlerini temsilen buraya seçilen beş üye şunlardır.
1- Kazım ERGÜN- Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Genel Başkanı
2- Bircan AKYILDIZ- KAMUSEN Genel Başkanı
3- Şemsi BAYRAKTAR- Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı
4- Salih KILIÇ- Türk-İş eski Genel Başkanı
5- Tandoğan TOKGÖZ- TİSK ve Türkiye İlaç İşverenleri Sendikası Genel Başkan Yardımcısı.
Bu kişilerin tamamı Müsteşar ve Genel Müdürlere verilen 6400 ek gösterge üzerinden emekli olacaklardır.”

Bu arkadaşların önemli bir “hazirun maaşları” olduğu biliniyor!

Ne diyorsunuz aziz okuyucu, “Çiçeğin kerameti” mi!!?

Bu muhteşem “emekli” kadrosu, emekliden sorumlu(!) Bakan Ömer Dinçer’i de ziyaret ediyorlar. O makamdaki incileri de muhteşem!.. Olayın haberini aktaralım; “Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) yöneticileri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’e emekli maaşlarında yapılan artış dolayısıyla teşekkür etti.TÜED Genel Başkanı Kazım Ergün, ziyarette yaptığı konuşmada, emekli maaşlarında yapılan artış konusunda Dinçer’in çok emeğinin geçtiğini belirtti. Ergün, Dinçer’e, ‘Sizi çok yorduk. Teşekkür ederiz’ dedi.” Bakan Dinçer de, ‘Gönlümüzden daha çoğu geçiyordu ama eldeki imkanlar çerçevesinde iyileştirme yaptık’ diye konuştu. TÜED Genel Mali Sekreteri Ömer Kurnaz da  ‘Hazreti Ömer’in adaleti tecelli ediyor’ ifadesini kullandı...

Görüyor musunuz “ince zekayı” dernekçideki!!?

Başbakan’ı “İkinci peygamber” yapanlar, Bakanda da “Hz Ömer Adaleti!!” görüyorlar.. Neden?.. Emekliye yapılan zam için!! Tabii nedenin “aslı” malum!!

Ve gelelim zurnanın “zırt” sesine...

Bu dernek için, “Emeklileri haberleri olmadan üye yapmış ve iktidar eliyle derneğe para aktarılmış” haberleri malum!.. Söz konusu para birkaç trilyonla ifade ediliyor!..

Ve tabii bir nevi büyük dolandırıcılık söz konusu ise, herhalde büyük bir soruşturma yapılacak(mıdır?!)

Keh... Keh... Keh... Saygılar beyefendi, ver elini yaliim efendimiz!..


Behiç KILIÇ



 


Pagerank

Unutmayalım Anayasa: MADDE 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

MADDE 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.