Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..

   Son 3 mesaj


   Seçkin Yazılar


   Günün Popüler Konusu - Ayın, Haftanın, Günün En Aktif Üyesi

Şu an forumda günün en popüler konusu: Kimler cennetlik (26)
Başlatan: inancveahlak Son yazar: inancveahlak
Ayın Üyesi: redyellow
Haftanın Üyesi: El-Cezeri
Günün Üyesi: El Fuego

Forumda en son açılan konular

xx Bu ülke gelişti mi? Et tüketimi öyle demiyor çok fakiriz | 31 Tem 10
zorless
21:06:37 Gönderen: zorless
Görüntülenme: 5 | Yorumlar: 0

ABD'deki et tüketimi ile gelişmiş başka ülkelerin ...


Sayfalar: [1] 2 3 ... 5
Riza Tevfik Bölükbaşı

ANINDA TEPKİ/Riza Tevfik Bölükbaşı => [box title=Alıntı:Vikipedi]Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869, Mustafapaşa -1949, İstanbul) Türk şâir, felsefeci ve devlet adamı. Hece

A A A A
Gönderen Konu: Riza Tevfik Bölükbaşı  (Okunma sayısı 246 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Hosting firmasının Sunucusunda yaşanan bazı problemler nedeniyle zaman zaman ciddi şekilde sitemiz ağırlaşmaktadır. Bu nedenle bir müddet daha devam edebilecek bu olay için çalışılmakta olduğu bildirildi. Duyurulur.

myway

Riza Tevfik Bölükbaşı
« : 04 Aralık 2009, 19:41:15 »
[box title=Alıntı:Vikipedi]Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869, Mustafapaşa -1949, İstanbul) Türk şâir, felsefeci ve devlet adamı.

Hece vezninde yazdığı şiirlerle tanınan Tevfik Rıza Bölükbaşı, felsefeye merakı nedeniyle Filozof Rıza olarak anılırdı. Tıp eğitimi gören Tevfik Rıza, Osmanlı döneminde milletvekilliği, Milli Eğitim Bakanlığı da yapan çok yönlü bir kişilikti. Politikadaki tutarsızlıkları ve ateşli kişilik yapısı nedeniyle olaylarla dolu bir ömür sürdü. Sevr Antlaşması’nı imzalayan Osmanlı delegesi olarak Yüzellilikler arasında yer aldığı için uzun yıllar sürgünde yaşadı; gurbet acısını, şiirlerinde dile getirdi. Sürgünde iken yazdığı "Uçun kuşlar" isimli şiirinde yer alan;

        "Uçun kuşlar uçun! Burda vefa yok!
        Öyle akar sular, öyle hava yok!

Rıza Tevfik'in Sevr Antlaşmasını imzalamak üzere Paris Barış Konferansına giden Osmanlı heyetinin diğer üyeleriyle birlikte İtilaf Devletlerine ait bir savaş gemisinin güvertesinde çekilmiş fotoğrafı. Rıza Tevfik resimde fes takmış Damat Ferit Paşa'nın sağında yer alıyor. Solunda ise Maarif Nazırı Bağdatlı Hadi Paşa ve Bern sefiri Reşat Halis bulunuyor. Bu dört kişi diğer 150'liklerle birlikte Türk vatandaşlığından çıkarıldılar.
        Feryadıma karşı aks-i sedâ yok!
        Bu yangın yerinde soğuk kül vardır."

kıt'ası o zaman ki sıla özlemini dile getirir.
Hayatı [değiştir]

1869’da günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan Svilengrad o yıllarda ise Edirne vilayetine bağlı bir kaza olan Cisr (Cisr-i Mustafapaşa)'da doğdu. Babası Mülkiye kaymakamlarından Hoca Mehmet Tevfik, annesi Kafkas muhacirlerinden Münire Hanım idi. Babasının isteği üzerine İstanbul’da bir Musevi okulunda okudu. İspanyolca ve Fransızca öğrendi. Babasının kaymakamlık yaptığı Gelibolu’da rüştiyeyi(ortaokul) bitirdi. Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenci hareketlerine katıldığı için Mülkiye'den kovulduktan sonra 1890’da Tıbbiye'ye girdi. Tıp eğitimi sırasında da birkaç defa hapse girdi, çıktı, hapiste mahkumları isyana teşvik etti. Okulu 1899’da bitirip doktor olabildi.

Tıbbiye yıllarında tanıştığı Ayşe Sıdıka Hanım ile evlenerek 3 kız çocuğu sahibi oldu, ancak eşini 1903’te çocukları henüz 3, 4 ve 7 yaşlarında iken kaybetti

1907’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi ve bir yıl sonra Edirne mebusu olarak Osmanlı parlamentosuna girdi. 1908 Devrimi'nden sonra Selim Sırrı (Tancan) ile birlikte at üstünde İstanbul'un asayişinden sorumlu oldu. İstanbul'da İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin en önde gelen şahsiyeti olarak sivrildi ve devrim günleri boyunca Dersaadet'te en etkili kişilerden bir tanesi oldu. Bu dönemde iri cüssesi ile nam salmıştı.¹ Bir süre sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anlaşmazlığa düştü. Balkan Harbi’nin İttihatçılar yüzünden çıktığına inanıyor, devletin Birinci Dünya Savaşı’na girmesine karşı çıkıyordu. İttihatçılarla mücadele için 1912’de Hürriyet ve İtilaf Partisi'ne girdi. Bu sırada Sultan II. Abdülhamit’ten özür dileyen bir şiir de yazdı.

1918’de son Osmanlı kabinesinde Maarif Nâzırı (Eğitim Bakanı) olarak bulundu. Aynı yıl hür ve kabul edilmiş masonlar büyük locası'nın büyük üstadı oldu. 1919’da Şûra-yı Devlet (Danıştay) Reisliği yaptı. Darülfünun’da felsefe dersleri verdi. Felsefenin eğitim sisteminde yer alması için çabaladı. 23 Temmuz 1908 tarihinde ilan edilen Hürriyet'ten sonra, II. Meşrutiyet Dönemi (1908-1918) boyunca tiyatro salonları ve kıraathanelerde halka açık verdiği konferanslar ile tanındı.

Osmanlı delegesi olarak, Sevr Antlaşması'nı (1920) imzaladı. Bu nedenle Yüzellilikler listesinde yer aldı ve 1922’de yurtdışına kaçtı. Sürgün yıllarında Hicaz, Amerika, Ürdün ve Lübnan' da yaşadı, Af Kanunu’nan yararlanarak 1943’de kendi ifadesiyle hesaplaşmak için değil, vedalaşmak için yurda döndü. 31 Aralık 1949’da, felç tedavisi için yattığı İstanbul Gureba Hastanesi’nde zatürreden öldü. Mezarı, Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’nda bulunmaktadır.
Eserleri [değiştir]

Tevfik Bölükbaşı, bütün şiirlerini tek kitabı olan Serab-ı Ömrüm adlı kitabında bir araya getirmiştir. Bu kitap, 1934’de Lefkoşa’da basıldı. Halk edebiyatının tanıtılması ile ilgili çalışmalar da yapan Bölükbaşı’nın Hayyam çevirileri, Tevfik Fikret hakkında incelemesi ve Darulfunun'da vermiş olduğu felsefe derslerinin ders notlarını kitaplaştırarak Felsefe dersleri adıyla yayınlanmış felsefi açıdan Türk Düşün Hayatında önemli bir yere sahiptir. Bu yapıtın transkripsiyonu 2001 yılında Dr. Münir Dedeoğlu tarafından günümüz Türkçesiyle yeniden yayınlanmıştır. Abdullah Uçman da "Abdulhak Hamid ve Mülahazat-ı felsefiyesi" adlı yapıtını İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınlarından yayına hazırlamıştır. Bazı anıları (İletişim Yayınları) tarafından "Biraz da Ben Konuşayım" adı altında yayınlanmıştır.[/box]

myway

Cvp: Riza Tevfik Bölükbaşı
« Yanıtla #1 : 04 Aralık 2009, 19:44:40 »
Şiirleri:

Sorma Hocam

Bana sual sorma, cevap müsküldür,
Her sirri ben sana açamam hocam.
Hakkin hazinesi dari degildir,
Cami avlusunda saçamam hocam.

Kayd-i âhiretle düsmem mihnete,
Ben burda memurum simdi hizmete,
Hayvan otlatirken gidip cennete,
Sana hülle donu biçemem hocam.

Miraci anlatma, esek degilim,
Bildigin kadar da melek degilim,
Günahkâr insanim, ördek degilim,
Bu agir gövdeyle uçamam hocam.

Halka korku verme velvele salip,
Dünya ve âhiret bu köhne kalip,
Ben softa degilim cübbemi alip,
Imaret imaret göçemem hocam.

Ölümden ürker mi tez ölen kimse?
Çoktan mazhar oldum ben hak nefese,
Bu demi sürerken ecel gelirse,
Isimi birakip kaçamam hocam.

Sarabi men etme, o degil hüner,
Asikim bâdesiz pek basim döner,
Gönlümde muhabbet atesi söner,
Özrüm var, sade su içemem hocam.

Nâr-i cehennemi önüme serme,
Günahimi döküp kaygular verme,
Kitapta yerini bana gösterme,
Ben pek o yaziyi seçemem hocam.

Feylesof Riza'yim dinsiz anlama,
Dini ben ögrettim kendi babama,
Her ipte oynadim cambazim amma,
Sirat köprüsünü geçemem hocam.

*********

Uçun Kuslar

'Sevgili oglum Mehmed Said'e'


Uçun kuslar uçun, dogdugum yere
Simdi daglarinda mor sümbül vardir
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sari gül vardir

O çay agir akar, yorgun mu bilmem
Mehtabi hasta mi, solgun mu bilmem
Yasli gelin gibi mahzun mu bilmem
Yüce dag basinda siyah tül vardir

Orda geçti benim güzel günlerim
O demleri anip bugün inlerim
Destan-i ömrümü okur dinlerim
Içimde orali bir bülbül vardir

Uçun kuslar uçun, burda vefa yok
Öyle akarsular, öyle hava yok
Feryadima karsi aks-i sada yok
Bu yangin yerinde soguk kül vardir

Hey Riza kederin basindan askin
Bitip tükenmiyor elem-i askin
Sende derya gibi daima taskin
Daima çalkanir bir gönül vardir

*****

Gözlerin

Ruhumda gizli bir emel mi arar
Gözlerime bakip dalan gözlerin
Aklima gelmedik bilmece sorar
Beni hülyalara salan gözlerin

Nigahin gönlümü -eyperi- peyker
Leyal-i hasretin hüznünü döker
Karanliklar gibi yigilir çöker
Içimde yer edip kalan gözlerin

Huzurunda bazan benligim erir
Tavrin hulusumdan süphe gösterir
Bazan da ne olmaz ümitler verir
Sab-u kararimi alan gözlerin

Gamzende zahir ey ömrümün vari
Füsun-i hüsnünün bütün esrari
Nesr eder aleme reng-i bahari
Koyu menekseye çalan gözlerin

Sihirdir süphesiz bütün bu seyler
Bakisin zihnimi perisan eyler
Bana ask elinden efsane söyler
Aska inanmayan yalan gözlerin

 Riza Tevfik Bölükbasi






Google-Etiketleri


 


Pagerank

Unutmayalım Anayasa: MADDE 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

MADDE 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.