Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..
01 Ocak 2015 Yeni Yılın İlk Gününe Kalan Süre:
Anlık değişen canlı forum verileri...

Mesajlar: 2 Açılan Konular: 1 Okunan sayfa sayısı: 32889 Online Üye ve Ziyaretçi: 445

GönderenKonu: İskilipli Atıf Hoca olayı! Kimdir? Mazlumsa neden asıldı Vatansever mi Hain mi?  (Okunma sayısı 3949 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Onuncuköy

  • Gümüş
  • *
  • Toplam İleti: 196
  • Toplam Konu: 8
  • Süper Puan: -19545
  • PuanBank: 0
  • anindatepki
  • Katılım: 08/2011
    YearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
         İdeolojik farklılık ihanet değildir. ihaneti nereden çıkarıyorsunuz. inanç farklılığına hain denilirse memlekette vatansever kalmaz. her birimiz diğerine göre hain sayılacak.


pride

  • AS Üye-Trefl
  • *
  • Toplam İleti: 4882
  • Toplam Konu: 34
  • Süper Puan: 7336
  • PuanBank: 0
  • Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır!
  • Ödüller:
    Bravo!-Dürüst Devamlılık Teşekkürler-Olgun Yazışma
  • Katılım: 03/2010
    YearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
         İdeolojik farklılık ihanet değildir. ihaneti nereden çıkarıyorsunuz. inanç farklılığına hain denilirse memlekette vatansever kalmaz. her birimiz diğerine göre hain sayılacak.

Ülkemizin temel problemlerinden birisi de budur. Kendi düşüncesi dışında kalan her düşünceyi düşman belleyen bu zihniyet, her daim iç savaş hevesiyle yanıp tutuşur. Neyse ki ellerinde oyuncak olmuş olan ordumuz, artık bu iç savaş emellerine hizmet etmiyor.


inancveahlak

  • AS Üye-Trefl
  • *
  • Toplam İleti: 4311
  • Toplam Konu: 391
  • Süper Puan: -7487
  • PuanBank: 0
  • Önce Vatan
  • Katılım: 07/2010
    YearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
         İdeolojik farklılık ihanet değildir. ihaneti nereden çıkarıyorsunuz. inanç farklılığına hain denilirse memlekette vatansever kalmaz. her birimiz diğerine göre hain sayılacak.
   
         
               
Kurtuluş Savaşı Öncesi Yurdumuzun Durumu. Kurtuluş Savaşı'

Mondros Ateşkes Anlaşmasını takiben Yunan Ordusu İzmir'in işgaline hazırlanmakta iken, İtalyanlar 29 Nisan 1919 günü Antalya'yı, 13 Mayıs 1919 günü Kuşadası'nı işgal ederek İzmir'e de bir harp gemisi göndermişlerdi. İzmir'in İtalyanlar tarafından işgal edileceğinden korkan düşmanlar kendi desteklerinde Yunan ordusunun İzmir'e girmesini çabuklaştırdılar. Anadolu'nun birçok kent ve istasyonlarına da subaylarını gönderdiler.

15 Mayıs 1919 günü İngiliz donanmasının desteğiyle Yunanlılar İzmir'i işgale başladılar.. Bu durum yurdun her yerinde büyük üzüntü ve tepki ile karşılandı. İlk olarak hükümetten buyruk beklemeden Ayvalık'a çıkan düşman birliğine karşı Ali Çetinkaya 172. Alayı ile karşı koydu.

SÖKE'NİN İŞGALİ


İtalyanlar ise 16 Mayıs 1919 günü Milas üzerinden yürüyerek 17-18 Mayıs 1919 gün Söke'ye girdiler. İtalyan kumandanı LUKA, halka şöyle seslendi:

"Bir memleket kalben fethedilmelidir. Biz buraya Sultan emriyle geldik, sizlere yardım edeceğiz."


Bu sırada İtalyan bayrağı direğe çekilirken kumandan "Bu bayrak ancak kanla iner" diyerek Sökeli Türkleri sindirmeye çalışıyordu. Bu davranış halkı çok etkiledi. Bu durum karşısında Sökeli insanlar boş durmadı ve Mustafa Kemal'den aldıkları şifre ile ulusal güçlerini kurdular. Bunlara Albay Selahattin Bey, Binbaşı Saip Bey önderlik yapti. Bu müfreze Anzavur isyanında başarı göstermişti. Komutanları ise Cafer Efe'nin kardeşi Haydar Ağa idi. Bunların arkasında silahına sarılanların sayısı gün geçtikçe çoğalıyordu.

YUNAN İŞGALİ GENİŞLİYOR


Yunanlılar çok geçmeden işgal ettikleri Türk topraklarında rum azınlığı korumak için yayılmaya başladılar. Birkaç gün sonra Yunan Ordusunun Aydın'a geleceği haberleri duyuldu. Artan tehlike karşısında Aydın'daki 57. tümenin 75. Alay 1 Batarya taburu önce Yeniköy ve Ovaeymir tepelerine taşındı. Sonra da tümen kumandanı Miralay Şefik Bey, Batarya taburunu Menderes köprüsü karşısındaki sırtlara geçirdi. Tümen merkezini de Çine'ye taşıdı.Telefon hatlarını emniyete aldı.

AYDIN'IN İŞGALİ

İzmir-Aydın demiryolu boyunca Yunan birlikleri dikkatli olarak ilerlediler. 26 Mayıs 1919 günü Germencik ve İncirliova ele gecirildi. 27 Mayıs 1919 günü düşman Aydın'a kadar sokulmuş ve Tellidede'de Topyatağı, Aydın, İzmir yolu boyunca kentin merkezine doğru ilerlemişti. Aydın ilinin işgal edildiği haberi çevreye yıldırım hiziyla yayildi. Vatanseverler çaresizlik içinde kıvranırlarken Aydın'ın yiğit efeleri Yörük Ali Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Kara Durmuş Efe, Kozalaklı Mehmet Efe, Mesutlulu Mestan Efe, Dokuzun Hasan Hüseyin Efe ve Sancaktarın Ali Efe'nin kızanlari ile düşmana saldıracakları, Bakırköylü Teğmen Kadri Bey'in 80 kişilik kuvveti ile dağa çıktığı ve direnişe geçtiği duyuldu.


İLK ULUSAL BİRLİK 30 MAYIS 1919
Çine'nin Yağcılar Köyü'nde bulunan Yörük Ali Efe ve Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Yüzbaşı Ahmet, Teğmen Zekai, Yedek Teğmen Necmi ile işbirliği yaptılar. Birkaç gün içinde örgütlenerek köylerden gönüllü toplamaya başladılar. Çine'den Aksekili Hacı Abdurrahmanoğlu Mehmet, Giritli Memduh Bey, Kütahyali Recep Çavuş, Asaf Gökbel, Ramazan Onbaşı, Kuruköylü Ahmet, Çine Evcilerden İbrahim, Yağcılardan Kör Ahmet, Çolak Koca Ahmet, Kozalaklı Mehmet Efe ve Suriyeli bir er bunlara katıldı. Aydın'daki ilk ulusal güç bu idi. Aydın'dan Çine'ye doğru taşınan 175. Piyade Alayı Kumandanı Binbaşı Hacı Şükrü makinali tüfek bölüğü kumandanı Teğmen Şerafettin Beyler'di. Bunlar Çine Yanıkhan'a yerleştiler. Çine'nin güney sırtlarına da Teğmen Mahmut Bey kumandasındaki Dağ Topçu Batarya Taburu yerleşmişti. 30 Mayıs 1919 günü Tümen Kumandanı Miralay Şefik Bey Çine'ye geldi. Çalışmalar gizli tutuluyordu. 1 Haziran 1919 günü ulusal güç hazırlıklarını bitirmişti. 5 Haziran 1919 günü Milas üzerinden gelen bir İtalyan birliği Çine'ye karargah kurdu. Milli kuvvetlerin Çine'de kalmasi artık tehlikeli olabilir diye 6 Haziran'da Dalama üzerinden Armutlu köyü'ne geldiler. Yenipazar ve köylerinden de gönüllü toplayarak Donduran Köyü'ne geldiler. Yörük Ali'nin etrafinda 60 yiğit toplanmıştı.

MALGAÇ BASKINI

Düşman 3 Haziran 1919 günü Nazilli'ye girmişti. Düşman her girdiği bölgede yaptıkları gibi burada da zulümlere başlamıştı. Halk ise oldukça huzursuzdu. Yörük Ali Efe müfrezesinin başında 15-16 Haziran 1919 gecesi Donduran Köyü'nden hareketle Menderes ırmağı sandallarla geçip Sultanhisar'a yürüdü. Sultanhisar'in doğu kesiminde bulunan Malgaç Çayı üzerindeki demiryolu köprüsünü bekleyen Yunan birliği basılacaktı. Sabahın altısına doğru çevre kuşatıldı. Yapılan baskında Yunanlı askerlerin çoğu imha edildi, hayatta kalabilenler kaçtı. Kuvvetlerimiz hiç kayıp vermeden çekildiler.

Yörük Ali Efe müfrezesi baskından sonra Uzunlar Köyü'ne ulaştı. Burada gelen haberle Demirci Mehmet Efe'nin Nazilli'yi bastığını öğrendiler. Yunanlılar buradan da kaçmışlardı. Nazilli'den Yunanlıların kaçması efeleri sevindirdi (21 Haziran 1919).

Ancak Yunanlılar bu durum karşısında çileden çıkmışlar korku ve kızgınlıktan ne yapacaklarını bilemez olmuşlardı. Nazilliden giderlerken yanlarına 40 kişiyi aldılar. İsabeyli, Atça ve Sultanhisar'dan da beraberinde getirdikleri Türkleri Köşk'te toplayıp bir camiye kapattılar. Camiyi ateşe verip içeriye bomba ve kurşun yağdırdılar. Bu korkunç katliamdan hayatını kurtarabilen bir kaç insan ne yazık ki ruh sağlığını kurtaramamıştı…


ERBEYLİ BASKINI

Malgaç baskınından dört gün sonra 20-21 Haziran 1919 günü Erbeyli istasyonu baskını yapıldı. Muğla, Çine, Aydın çevresi halkından oluşan 70 kişilik bir Milis birliği Bakırköylü Teğmen Kadri Bey ve makinali tüfek kumandanı İzzet Bey'in çevresine toplandı. Sınırteke köyü yakınlarından başlanarak Erbeyli istasyonuna doğru sessizce ilerlediler. Erbeyli istasyonunu koruyan Yunan birliğine dört taraftan saldırdılar. İstasyonda bulunan tam mevcutlu Yunan Efsun Bölüğünün bir kısmı geceleri Erbeyli Köyü'nde oturuyordu. Milislerin köyde oturan düşman birliği hakkında bilgileri yoktu. İlk baskın bombasını Çineli 55 yaşlarında bir kahraman fırlattı. Ani olarak büyük bir baskın ve yaylım ateşi başlamıştı. Yunan Efsun birliği neye uğradığını bilemeyerek şaşkına dönmüştü. Bu mücadele sahnesi sabaha kadar surdu. Köy tarafından açılan düşman ateşi ile Milisler iki ateş arasında kalmalarına rağmen savunma savaşı vererek sabahleyin çekildiler. Milisler makinalı tüfek onbaşısı dahil, yedi şehit vermişlerdi. Çineli kahraman bombacı da ağır yaralı idi. Bu baskında Yunan bölüğü 30 ölü, 45 yaralı verdiği gibi büyük bir korkuya kapılmıştı. 22 Haziran 1919 günü düşman ölü ve yaralılarını trenle Aydın'a getirerek burada kalan Türk halka gösterdi.

23 Haziran 1919 günü Orhaniyeli Kara Durmuş Efe 70-80 kişilik gönüllü birlikle İncirliova baskınını yaptı. Aynı günü Yunanlılar Aydın'a toplanmış olduklarından önemli bir sonuç elde edemedi. Kara Durmuş Aydın'a doğru ilerleyerek Ovaeymir Köyü'ne gelip yerleşti. Yunan ordusu durmadan İzmir'den yeni kuvvet ve silah istemekte idi.

AYDIN'I GERİ ALMA SAVAŞI


28 Haziran 1919 günü düşman birlikleri Menderes Köprübaşı'na saldırıya geçti. Önce Teğmen Kadri ve Denizli'li Komiser Hamdi Beylerin birlikleri düşmanı karşıladı. Gölhisar Yöresinde bulunan Yörük Ali Müfrezesi'ne ve Umurlu'daki birliklere haber gönderildi. Bu birliklerin gelmesiyle düşman birlikleri neye uğradığını şaşırdı ve geri çekilmeye başladı.

Türk cephesi Kepez sırtları ve Ilıcabaşı'ndan başlayarak Yeniköy sırtlarına kadar ilerliyordu. Düşman üç taraftan kuşatıldı. Akşama doru da Ilıcabaşı'ndan başlayarak şehrin kenar mahallerine girildi.

29 Haziran 1919 günü savaş erken saatlerde kızıştı. Düşman Tellidede ve Ovaeymir tepelerindeki kahramanların üzerine top ateşi açtı. Köprübaşı'na mevzilenen birliklerimiz de top atışıyla karşılık vermeye başladılar.

Yörük Ali Efe müfrezesi Kozdibi Mahallesi'ne girmeyi başardı. Yunanlılar yüksek bina ve minarelere makinali tüfek yerleştirmişti. Özellikle Beycamii minaresinin mazgal deliğine yerleştirilen makinalı tüfek çok geniş bir alanı etkisi altına alıyor ve müfrezenin hareket etmesine imkan vermiyordu. Ateşin minareden geldiğini anlayan Yörük Ali Efe efsanevi bir atışla bu makinalıyı susturmayı başardı. Akşama doğru istasyon çevresi, Güzelhisar, Torlak, Kozdibi, Ortamahalle tamamen kurtarılarak Yunan güçleri Pınarbaşı ve Aytepe yamaçlarına doğru sürüldü. 30 Haziran 1919 günü 2 gün aralıksız süren kent savaşının sonunda Düşman Kepez sırtlarında iyice kuşatılmıştı ve Topyatağı'ndan İncirliova yönüne doğru kaçmaya başladı.

Düşman Dedekuyusu üzerinden İncirliova'ya doğru çekildi. 33 gündür Yunan işgali altında bulunan Aydın böylece kurtarılmış oldu.


Kurtuluş Savaşı Hangi Şartlarda Kazanıldı




Dört yıl süren Birinci Dünya Savaşı sonunda yenik düşen Osmanlı İmparatorluğu 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mutarekesini imzalamak zorunda kaldı. Bu andlaşmanın ardından topraklarımızın büyük bir bölümü düşmanlar tarafından işgal edildi. 10 Ağustos 1920 de imzalanan Sevr andlaşması ile de düşmanlar topraklarımızı kendi aralarında taksim ettiler. Düşmanların amacı, Türk milletini yok etmek ve tarihten silmekti.

Dört yandan yurdumuza saldıran düşmanlar, şehirleri kasaba ve köyleri yakıp yıkıyor, işgal ettikleri bölgelerde milletimize her türlü zulüm ve kötülüğü yapıyor, kadın-Erkek, çoluk-çocuk ayırımı yapılmadan insanlar samanlıklara doldurularak diri diri yakılıyor, kundaktaki bebekler ve ak sakallı dedeler süngülenerek vahşice katlediliyordu.

Tüyler ürperten ve vicdanları sızlatan bu acımasız cinayetler birbirini takip ediyor, milletimiz tarihinin en karanlık günlerini yaşıyordu.

Tarih boyunca zulüm ve haksızlığa uğrayanların daima elinden tutmuş olan Türk milleti şimdi en acımasız metodlarla yok edilmek isteniyordu. Dünya üzerinde birçok devletler ve imparatorluklar kurmuş, daima hür ve bağımsız yaşamış olan büyük milletimiz bu durumu asla kabul edemezdi.

Türk milleti, erkek-kadın, genç-ihtiyar el ele vererek mübarek vatanımızı düşmanlardan kurtarmak için büyük bir mücadeleye girişti. Esasen vatanımızı, namus ve şerefimizi korumak için düşmanla savaşmak hem dinimizin emri, hem de milli görevmiz idi. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmaktadır: «Sizinle savaşanlarla Allah yolunda siz de savaşın..» (146)

Anadoluyu işgal eden devletler, modern silahlara ve güçlü ordulara sahipti. Yurdumuzu bunlardan kurtarmak büyük fedâkarlıklara katlanmayı gerektiriyordu. Çünkü milletimiz yıllarca süren savaşlarda yüzbinlerce evlâdını şehit vermiş, çok şey kaybetmişti. Ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen ümidini yitirmemişti. Milleti bu gaye etrafında toplayacak ve topyekün harekete geçirecek bir öndere ihtiyaç vardı.

İşte milletimiz, yurdumuzu düşmanlardan temizlemek ve maruz kaldığı insanlık dışı muamelelerden kurtarmak için Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde bir ölüm-kalım mücadelesi olan Kurtuluş Savaşını başlattı. Düşmanlar, askerlerinin çokluğuna ve modern silahlarına güveniyorlardı. Oysa Türk milleti her ne pahasına olursa olsun vatanı düşman işgalinden kurtarmaya kararlı idi.

Bu uğurda canından daha değerli bildiği mübarek vatanını düşmandan temizlemek için her türlü güçlüğe katlandı. Çünkü O, vatan sevgisinin imandan olduğuna yürekten inanıyor, vatan olmayınca din, namus ve şerefin korunamıyacağını çok iyi biliyordu.

Galip geleceğine de inancı tamdı. Çünkü Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de: «Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın, eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz» (147) buyurarak sağlam bir inançla savaşanların üstün geleceğini bildirmiştir.

İstiklâl Marşımızdaki şu sözler de, milletimizin bu mücadeleden zaferle çıkacağının ümit ve heyecanını taşıyordu:

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın,
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kimbilir, belki yarın... belki yarından da yakın


Vatanına, bayrağına, mukaddesatına, namus ve şerefine hiçbir zaman toz kondurmamış olan Türk milleti, elbetteki bunlara kirli ellerini sürmek isteyenlere izin veremezdi. Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanan mübarek vatan topraklarının çiğnenmesine razı olamaz, kendi yurdunda esir edilemezdi. Milletimizin bu duyguları İstiklâl Marşımızda şöyle dile getirilmiştir:

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.


Kurtuluş savaşı, toprakları işgal edilen, zulüm ve haksızlığa uğrayan milletimizin zalimlere karşı yaptığı bir ölüm-kalım mücadelesidir. Milletimiz bu haklı mücadelede Allah'ın yardımı ile kendisinden kat kat üstün düşman kuvvetlerini dize getirmiştir. Bu savaşta önce Anadolunun doğu ve güney bölgeleri düşmandan temizlendi.

İngilizlerin desteğinde Batı Anadoluyu işgal eden Yunanlılara karşı Türk ordusu 26 Ağustos 1922 günü sabah saat 05.30 da büyük bir taarruz başlattı.

Yunanlılar çok sağlam savunma hatları yapmışlardı. Türkler ne kadar hucüm ederse etsin bu güçlü savunma hatlarını asla aşamıyacaklarından emindiler.

O günlerde bu mevzileri gezen yüksek rütbeli bir İngiliz subayı şöyle demişti:

"Türkler bu mevzileri altı ayda aşabilirlerse, altı saatte aşmış gibi övünebilirler."

Gerçekten bu mevziler onlara göre çok sağlam yapılmıştı ama Türk askerinin şahlanışı ve yenilmez gücü karşısında dayanacak durumda değildi. Nitekim Türk ordusu aşılmaz sanılan mevzileri kısa zamanda aştı, düşman birlikleri her taraftan sarıldı. Nihayet 30 Ağustosta sabahın erken saatlerinde müthiş bir meydan savaşı başladı. Akşama kadar devam eden çarpışmalar sonunda düşman ordusunun büyük bir kısmı yok edildi. Binlerce düşman askeri esir alındı. Düşman birliklerinin başkomutanı da esirler arasında idi. 30 ağustos, Türk ordusunun en büyük zaferlerinden birini daha kazandığı bir gündür. İzmir yönüne doğru kaçan düşman birlikleri süratle takip edildi. Bir sel gibi İzmir'e doğru akan Türk orduları 9 Eylül günü İzmir'e ulaştı ve düşmanı denize döktü. Böylece Anadolu'yu yakıp yıkan, ve kana bulayan zalim ve acımasız düşmana hak ettiği ceza verilmiş, topraklarımız düşmandan temizlenmiş oldu. Ordularımızın bu büyük başarısı karşısında düşmanlar ateşkes anlaşması yapmak zorunda kaldılar. Bunun üzerine 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya mütarekesi imzalandı. 24 Temmuz 1923 te İsviçrenin Lozan şehrinde imzalanan Lozan Barış Andlaşması ile de ülkemizin sınırları çizildi.

Böylece Birinci Dünya savaşı sonunda parçalanan Osmanlı imparatorluğunun yerine hür ve bağımsız yeni bir Türk devleti olan "Türkiye Cumhuriyeti" doğdu.

Bu savaş, düşman işgali altında ezilen diğer müslüman milletlerin kurtuluşu için de ümid ışığı olmuştur. Kurtuluş savaşı önce Allah'ın yardımı, sonra da çok değerli komutanların idaresinde vatanı için ölümü göze alan Mehmetçiğin sarsılmaz inancı ve kahramanca çarpışması sonucunda kazanılmıştır. Bu savaşın kazanılmasında cephe gerisindeki sivil halkın ve özellikle kadınlarımızın yaptığı hizmetleri ve gösterdiği büyük fedâkârlıkları da asla unutmamak lâzımdır. Cephede savaşan askerimize silâh ve cephaneler çoğunlukla kağnılarla taşınıyor, bu kağnıları ise kadınlar idare ediyordu. Bu hizmet o günkü şartlarda büyük zorluklarla yürütülüyordu.

Bir görgü tanığı şöyle anlatıyor:

Çerkeş önlerinde kağnılarla cephane taşıyan bir kadın kafilesine rastladık. Biz soğuktan titrerken tek yorganını da arabaya örten bir ninenin çıplak ayaklarla karları çeğnediğini görünce içim sızladı. Arkasında peştemale sarılmış bir çocuk vardı.

- "Üşümezmisin sen nine? Bak çocuk donacak,yorganı onun üzerine örtsene," diye işaret ettim.

Nine şu cevabı verdi:
-"Kar sepeliyor, millet malıdır, nem kapmasın evlâdım". (148)

Vatanını hem kendi canından, hem de biricik yavrusundan çok düşünen bu fedâkâr Türk anası, tek yorganını soğuktan titreyen çocuğuna sarmamış, cephaneler ıslanmasın diye arabanın üstüne örtmüş ve sırtında taşıdığı küçük yavrusu ile kışın dondurucu soğuğunda cepheye silah yetiştirmiştir.

Bu olay sayısız fedâkârlık örneklerinden sadece biridir.

Kurtuluş savaşında her türlü fedâkârlığı gösteren, kanları ve canları pahasına bizlere mübarek vatanımızı emanet edenlere çok şey borçluyuz.


                        Atatürk'ün görev yaptığı cephe ve savaşlar:

29 Eylül 1911 Trablusgarp Savaşı
6 Mart 1911 Derne Komutanlığı
24 Kasım 1912 1. Balkan Savaşı
Haziran 1913 İkinci Balkan Savaşı
20 Ocak 1915 1. Dünya Savaşı; 3.Kolordu emrinde Tekfurdağ'da kurulacak olan 19. Fırka Komutanlığına atandı.
25 Nisan 1915 Çanakkale Savaşı
15 Mart 1916 tarihinde 3. Ordu'yu desteklemesi için emrindeki 16. Kolordu ile birlikte Diyarbakır'a gönderildi. (Kafkas cephesi)
5 Temmuz 1917 Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7.Ordu Komutanlığı.
15 Ağustos 1918 7.Ordu Komutanı olarak Filistin Cephesi.
1919-1923 Kurtuluş Savaşı


    Böyle bir felaketin aşılmasında Allhın izni ve Türk milletinin azmi ile en büyük etken olan Mustafa Kemal Paşa henüz cumhuriyeti kurmuş iken, demokrasinin yerleşmesi adına, mecliste zatına edilen hakaretlere dahi kulak tıkamıştır, bu sancılı dönemde, ülkeyi geçmişin hurefe karanlığından kurtaracak olan devrimlere isyan derecesinde karşı hareket, hiçbir bilmem nereli , bilmem ne hocanın haddi deyildir.....ayrıca  bahis kişi için kayıtlar derki...


                İSKİLİPLİ ATIF HOCA KİM?
 
1875 yılında doğan ve 1926 yılında Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde yargılanıp idam edilen İskilipli Atıf Hoca kim?
Ne ile suçlandı ve niçin idam edildi?
Tarih bize şöyle diyor:
Çalışma hayatına köy hocalığı ile başlayan İskilipli Mehmet Atıf Hoca 1902 yılında Fatih Camii'nde ders vermeye başladı, 1905 yılında İstanbul Kabataş Lisesi'nde Arapça öğretmeni oldu.
1919-1922 yılları arasında Padişah yanlısı davranarak Anadolu 'daki Kuvayı Milliye hareketi ile Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına karşı çıktı.
(Kuvayı Milliye , Yunanlıların İzmir'i işgal etmeleri ve Anadolu'da ilerlemeleri üzerine kurulan ve düşmana karşı savaşan ulusal direniş kuvvetlerine verilen isimdir.)
 
Atıf Hoca 'nın kurucularından olduğu "Teali-İslâm Cemiyeti" adına yazılan ve bastırılan bir bildiri, Yunan ordusunun uçakları tarafından Anadolu'ya atıldı.
Bildiride Türk ulusunun Kurtuluş Savaşı'na karşı çıkılıyor, Mustafa Kemal ve silah arkadaşları, padişaha başkaldıran asiler olarak niteleniyordu.
Bu olaylar İskilipli Atıf Hoca'nın acı sonunu hazırladı.


26 Aralık 1925 günü yakalanan Hoca, tutuklu olarak Ankara'ya gönderildi.
26 Ocak Salı günü Ankara İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı.
İddia edilen suç vatan hainliği idi...
 
Şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek, Atıf Hoca'yı anlattığı kitabında, Hoca'nın mahkemede savunma yapmadığını ve hazırladığı savunmasını yırttığını yazar.
Mahkeme Reisi Ali Çetinkaya, sanığın "Vatana ihanet" suçundan idama mahkûm edildiğini açıkladı ve İskilipli Atıf Hoca bir hafta sonra Ankara Samanpazarı Meydanı'nda asıldı.

Ankara İstiklal Mahkemesi'nin zabıtlarına göre olay budur!

« Son Düzenleme: 07 Mart 2012, 00:20:48 Gönderen: inancveahlak »
Eğer gerçeği gerçekten bilmek istiyorsan, yaşamında bir kez olsun bütün şeyler hakkında şüphe et.    
                             Rene Descartes

Kabuska

         İdeolojik farklılık ihanet değildir. ihaneti nereden çıkarıyorsunuz. inanç farklılığına hain denilirse memlekette vatansever kalmaz. her birimiz diğerine göre hain sayılacak.

Savaş durumundan bahsediyoruz. Düşünce özgürlüğü, hak, hukuk, adalet gibi kavramların olmadığı bir durumdan. Bu durum içerisinde sadece 2 farklı görüş olabilir: Vatanı savunmak, vatana ihanet etmek.

Kaldı ki yazdığım yazının ana fikri ihanet değil, onu nerden çıkardınız bilmiyorum:)

kabuska.blogspot.com

Onuncuköy

  • Gümüş
  • *
  • Toplam İleti: 196
  • Toplam Konu: 8
  • Süper Puan: -19545
  • PuanBank: 0
  • anindatepki
  • Katılım: 08/2011
    YearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Alıntı Yap (Seçim)
         İdeolojik farklılık ihanet değildir. ihaneti nereden çıkarıyorsunuz. inanç farklılığına hain denilirse memlekette vatansever kalmaz. her birimiz diğerine göre hain sayılacak.

Savaş durumundan bahsediyoruz. Düşünce özgürlüğü, hak, hukuk, adalet gibi kavramların olmadığı bir durumdan. Bu durum içerisinde sadece 2 farklı görüş olabilir: Vatanı savunmak, vatana ihanet etmek.

Kaldı ki yazdığım yazının ana fikri ihanet değil, onu nerden çıkardınız bilmiyorum:)
DESTEKLE
KÖSTEKLE


       Ben çok genel bir şey yazdım.  Alıntı yaptığın yazının seni muhatap aldığını nereden çıkardın.


Kabuska

       Ben çok genel bir şey yazdım.  Alıntı yaptığın yazının seni muhatap aldığını nereden çıkardın.

İhanet kelimesini ben kullanmıştım ve benim yazıma cevap taşıyan nitelikleri vardı yazınızın.




İskilipli Atıf Hoca olayı! Kimdir? Mazlumsa neden asıldı Vatansever mi Hain mi?
 

GoogleTagged



Benzer Sayılabilecek Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
5 Yanıt
1235 Gösterim
Son İleti 10 Ekim 2010, 13:10:50
Gönderen: El Fuego
4 Yanıt
2523 Gösterim
Son İleti 22 Ağustos 2014, 16:55:31
Gönderen: was
1 Yanıt
1732 Gösterim
Son İleti 31 Temmuz 2011, 11:25:32
Gönderen: gearW
15 Yanıt
2397 Gösterim
Son İleti 04 Nisan 2013, 10:18:00
Gönderen: gearW
7 Yanıt
11368 Gösterim
Son İleti 19 Mayıs 2013, 17:25:33
Gönderen: Rawman



UNUTMAYALIM Anayasa: Madde 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Madde 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

Madde 19 : Herkesin düsünme ve anlatma özgürlügü vardır. Buna göre, hiç kimse düsüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düsünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir.



Sitemiz forum sistemi olduğu için önceden izin alınmaksızın ve sonradan haber verilmeksizin konular açılabilmekte ve yorumlar yapılmaktadır. Eğer bu siteyi şu anda geziniyor ve size, yahut kanuni temsilcisi bulunduğunuz gerçek ya da tüzel kişiler aleyhinde uygun olmayan, yasalar çerçevesinde problem oluşturan bir sorun gördüyseniz, altta görülen resmi e-mail adresimize haber edebilirsiniz. E Mailiniz bize ulaştığında gerekli incelemeyi yaparak durumu açıklığa kavuştururuz. Sürekli yayında olan sitemiz için bu tür durumları fark etmemiz, her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür durumlardan hemen her daima paylaşımları yapanlar sorumludurlar. Bunu gezinen tüm ziyaretçiler kabul etmiş sayılırlar. Aksi halde yayınların durumundan sorumlu tutulamayız.

A.T. Resmi e-mail Adresi


ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Forumdaki Aktif-Nonaktif listede değilseniz saat başına 2 SÜPER PUAN kaybınız vardır! Renkli konumda olanlar aktif konumda oldukları için saat başına puan kazanırlar. DİKKATİNİZE!
bayrak