Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..
31 Mart 2019 Türkiye Genel Yerel Seçimine Kalan Süre:
Anlık değişen canlı forum verileri...

Mesajlar: 2 Açılan Konular: 1 Okunan sayfa sayısı: 53388 Online Üye ve Ziyaretçi: 1038

GönderenKonu: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları  (Okunma sayısı 251858 defa)

0 Üye ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Buradan bütün Kürtçe kelimelerin Türkçe karşılıklarını bulabilirsiniz.
Aradığınız kelimeye sayfa açıkken klevyenizde ctrl+f kombinasyonunu kullanarak ulaşabilirsiniz.




A, a 1. Kürt alfabesinin ilk harfi. 2. dişil cins edatı.


abadanî bayındırlık
abagine cam, billur
abajûr abajur
abal dönme
abor geçim, iktisad
aborandin geçindirmek
aborî ekonomi, iktisat, geçim
aborînas ekonomist, iktisatçı
aborzan ekonomist, iktisatçı
aciz aciz, çaresiz, güçsüz, zayıf
acizkirin kızdırmak, rahatsız etmek
acûr 1. kiremit. 2. bir cins salatalık, acur.
acızbûn aciz olmak, bıkmak, usanmak, rahatsız olmak
adan 1. süt ürünleri. 2. verimli, bereketli, mümbit. 3. besin.
adanî bereket, bereketlilik, randiman, verimli, verimlilik
adanlêbûn bereketlenmek
adar Mart ayı
ade şirret, şırnaşık, ısırgan böcekler
adeb iltihap
adebûn şırnaşmak
adekirin yabancı otlardan temizlemek
adem Adam
adet adet, töre
adetî normal, töreye uygun
adû ısırgan böcekler
afat afet
aferîde canlı, yaratık.
aferîn aferin, varol
aferînek karakter
afir yalak, hayvan yemeği.
afirande eser, yapıt
afirandin yaratmak, meydana getirmek, türetmek
afirandinêr yaradılış
afirîn meydana gelmek, oluşmak.
afirîndêr türetici, yaratıcı
afirîner yaratıcı
afîş afiş
agah haber, duyum
agahdar haberdar, bilgi sahibi, bilgili
agahdarbûn bilgilenmek, haberdar olmak
agahdarî bilgi, malumat; duyuru ilan
agahdarkirin bilgilendirmek, haberdar etmek, bildirmek, haber vermek
agahî enformasyonel bilgi, malumat, bilgi
agihandin haber vermek, bildirmek
agir ateş
agirbaz ateş canbazı
agirber ateşli silah
agirberdan ateşe vermek, ateşlemek
agirbest ateşkes
agirbest ragihandin ateşkes ilan etmek
agirbir ateş düşürücü
agirçav atak
agirdank ateşlik
agirdaran ateş yakmak
agirgeh ateşin yakıldığı yer
agirgirtin ateş almak, ateşlenmak
agirhilkirin ateş yakmak
agirkirin ateş etmek, ateş yakmak
agirkuj itfayeci
agirnak yakıcı, ateş gibi, ateşli, ateş rengi
agirparêz ateşe tapan
agirparêzî ateşe tapmak
agirten ateşçi
agirvêxistin ateş yakmak
agirxweş sempatik
ah ah, ilenç
aheng ahenk, ritim, uyum, mutabakat
ahengdar uyumlu, ritimli
aj filiz, sürgün
ajal 1. sürü, küme, gurub, zümre. 2. hayvan.
ajan casus, ajan
ajda filiz
ajdan filizlenmek
ajênta acenta
ajinîn dişleri kürdan vs. ile karıştırmak
ajne yüzücü
ajneber yüzücü
ajnekirin yüzmek
ajo güdü
ajodar güdümlü
ajotin 1. ekmek. 2. sürmek, gütmek.
ajotkar sürücü
ajovan sürücü, şoför
akademî akademi
akincih yerleşik
akincihbûn yerleşmek
akredîtîf akreditif
akû akü
al bayrak
alale lale
alandin ambalajlamak, sarmak
alaşkirin kiriş kaplamak
alav araç, alet, edevat
alaz niyetlenme, kastetme
album albüm
aldaxîname ihbarname
alerjî alerji
alî taraf, yön, yan, cihet, cenah, yaka
alif kışlık hayvan yemi
alîgir taraftar, yandaş, taraflı
alîgirtin taraf tutmak
alîkar yardımcı
alîkarîkirin yardım etmek
alîn birbirine geçirmek, dolamak
alînegir tarafsız, nesnel
aliqîn takılmak, asılı kalmak, birbirine dolanmak
alîsor armut
alistin yalamak
alkol alkol
almas elmas
aloq bademcik
aloz karışık, bozuk, yoz
alozî kaos, karışıklık
altaxî ihbar, ispiyon
altaxîkirin ihbar etmek
alternatîf alternatif
alûbûn kamaşmak
alûçe can eriği
alûde pisliğe bulaşan
alûle 1. dar sokak. 2. koridor.
alûs samimiyetsiz, yapmacık, sahte kibarlık, sahte davranışlı
amade hazır, amede
amadebûn hazırlamak, amede etmek
amadekirin hazırlamak, amede olmak
amadeyî hazırlık
amajekirin sözetmek, belirtmek
aman kap
amas iltihab, şişme
ambargo ambargo
ambûlans ambulans, cankurtaran
ambûr tesisat, enstrüman
ambûrîn alet, malzeme
ambûrsaz tesisatçı
amêjen alaşım, terkip
amir amir
amîral amiral
amojin amca hanımı ( karısı )
amojkar eğitimci, pedagog
amojkarî pedagoji
amper amper
ampûl ampul
amûr tesisat, enstrüman
amûrîn alet, malzeme
amûrsaz tesisatçı
an 1. ya, veya (hut), yahut. 2. yoksa. 3. çoğul eki.
an na yoksa
ananas ananas
anarşî anarşi
anatomî anatomi
andêr soyka
ango başka bir deyişle, veyahut, yani, demek ki
anîn getirmek
anînbîr anımsatmak, çağrıştırmak
anîs anason
anix anason
anjî yada
anket anket
anormal anormal
ansîklopedî ansiklopedi
antên anten
antîlop antilop
antrenman antrenman
antrenor antrenör
aort aort
ap amca
apandîsît apandist
apore şok veya paniğe kapılmış
aqar alan, yüz ölçümü, arazi
aqil akıl, us
aqilmend bilge, akıllı, zeki
ar 1. ateş. 2. ar, haya.
aram 1. huzurlu, dingin, sakin. 2. sabır. 3. huzur, sükunet, gönenç, istikrar.
arambexş huzurveren
arambûn huzur bulmak, sakinleşmek
aramdar dinlendirici, huzurverici, sakinleştirici, müsekkin
aramgeh 1. istirahat yeri. 2. kabir.
aramî huzur, istikrar
aramxane huzurevi
aran elem
araq rakı
ararot mama
arask donatı, teçhizat
arastek 1. donanım. 2. ziynet.
arastekirin yöneltmek
arastî bezenmiş, donatılmış, teçhiz edilmiş
arastin bezemek, donatmak, teçhiz etmek
arav bulaşık suyu
ard un
ardelîn un oluğu
ardik irmik
ardû (katı) yakıt
arena arena
argon ateş rengi
argûn ocak
argûşk bademcik
arî 1. Hint-Avrupa 'lı. 2. kül. 3. yardım.
arihandin acıtmak, ağrıtmak
arihîn acımak, ağrımak
arîk tavan
arîkar yardımcı, asistan
arîkarî yardım
arîkarîkirin yardım etmek
arîkarîxwaz yardımsever
arîle kadın gibi (görünüşlü) erkek
arimîn dinlenmek
aring koyun ve keçilerin genel adı
arîperwer yardımsever
arîşe sorun, problem
arîşen manevi, maneviyat, moral
arîtmetîk aritmetik
arîxen emin
arîxenbûn emin olmak
arizîkirin özelleştirmek
arkolk maşa
arkork fırın küreği
armanc amaç, hedef, gaye, erek
armûş üzüm posası
arode çok gezen kadın
artêş ordu
artêşgeh ordugah
artêşxane ordu evi
arşîv arşiv
artîşok enginar
arû salatalık
arûng erik
arvan un
arvane dişi deve
arzing çırpı
asan kolay, basit
asanî kolaylık
asav ur
asayî normal, olağan
asê 1. asi, şaki. 2. yalçın, sarp.
asêbûn kapanmak, kilitlenmek, tıkanmak
asêgeh kale, müstahkem mevki, hisar
asêkirin kapatmak
asîd asit
asîman gök, gökyüzü
asîtan ağıl, havlu
ask geyik
aso ufuk
asogeh son ufuk
ast düzey
asteng engel, güçlük
astrolojî astroloji. bakınız "stêrnasî"
asûde sakin, dingin
asûk alışveriş malzemesi
aş değirmen; yemek
aşbûn yatışmak, teskin olmak
aşêf yabani otları ayıklama
aşêf kirin yabani otları ayıklamak
aşik mide
aşît çığ
aşîtî barış
aşîtîperwer barış sever
aşîtîxwaz barış sever
aşkirin yatıştırmak, teskin etmek
aşopî hayali
aşpêj aşçı
aşûjin iplik
aşvan değirmenci
aşxane lokanta
atmosfer atmosfer. ( bakınız seqa)
av su
ava mend durgun, kirli su
ava tezî soğuk su
avabûn güneş, yıldız vb. nin batması
avadan bayındır, mahmur
avahî bina, yapı
avakar kurucu
avakirin kurmak, inşa etmek, oluşturmak
avan yardakçı
avasazî mimari
avdan sulamak
avdestxane tuvalet
avdonk et suyu
avêtin atmak, fırlatmak
avêtin ser cihkî bir yeri basmak
avêtina ber hev atışmak
avgîz su biriken yer
avî sulak
avîje temiz
avik sperm, meni
avis hayvanların döl tutması
avisbûn döl tutmak
avjen yüzücü
avjenîkirin yüzmek
avrêj tuvalet
avrêjk pisuar
avşile pekmez
avzêm baharda oluşan geçici pınar
avzêr yaldız
avzêrkirin yaldızlamak
awa biçim, şekil, tarz
awan fesad, fitneci
awar helva
awarte istisna, olağanüstü
awat umut, istek, iştiya
awaz ezgi, melodi
awêne ayna; açık, belli
awir sert bakış
awirvedan ters ters bakmak
ax toprak
axaftin konuşma, konuşmak
axîn sızlama, ah çekme
axînkişandin ah çekmek
axivîn depreşmek, yaranın azması veya yeniden kanaması
axûr ahır
aya acaba
ayende gelecek
ayisandin tutuşturmak
ayîsîn tutuşmak
aza özgür, bağımsız, gözüpek
azad özgür, hür
azadî özgürlük
azadîxwaz özgürlükçü
azib bekar
azîne yöntem, metod

elcevap.net
Net Sorulara Net Cevap

El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #1 : 03 Nisan 2010, 14:54:56 »


    B, b

    ba rüzgar; romatizma; yan, yanında
    ba hatin rüzgar esmek
    babet konu; tür, cins
    bablîsok hortum
    bac vergi
    bacana reş patlıcan
    bacana sor domates
    baçemok yarasa
    bacên neyekser dolaylı vergiler
    bacên yekser dolaysız vergiler
    baçık sigara
    badan bükmek, kıvırmak
    badek sarmaşık; (arabaların direksiyonu)
    badîn kadeh
    bafirok uçurtma
    bager kasırga
    bahor nezle
    bahorî nezle olan kişi
    bahoz fırtına
    bajar şehir, kent
    bajarî şehirli, kentli
    bajarîbûn kentlileşme
    bajarok ilçe
    bajarsazî şehir planlamacılığı
    bajen yelpaze
    bakir guguk kuşu
    bakur kuzey
    bal dikkat, ilgi. "Bala xwe dayîn." dikkat etmek, yoğunlaşmak.
    balaban afacan
    balafir uçak
    balafirkişên uçaksavar
    baldar dikkatli
    bale ebleh, alık
    balexane gökdelen
    balgeh yastık
    balîf yastık
    balinde kartal, şahin vb. kuşlar
    balkêş ilginç, enteresan
    balkêşname ihtarname
    balkişandin dikkat çekmek, vugulamak
    balûle dürüm
    balûr nasır
    balyoz büyükelçi
    balyozxane büyükelçilik
    ban dam
    bandêr luğ, silindir.
    bandev kar fırtınası
    bandor etki
    bandorlêkirin etkilemek
    bane otlak, yayla
    baneşan ünlem işareti
    bang çağrı, ezan
    bangdan ezan okumak
    bangewazî çağrı
    bangîn çığırtkan
    banglêkirin çağırmak, seslenmek
    banî yukarı, damın üstü
    banîje çatı katı
    banîn alışmak, uyum sağlamak
    bapêç karla karışık rüzgar
    bapêş nezle
    bapîr büyük baba, dede
    bar yük; sorumluluk
    baran yağmur
    barandin yağdırmak
    baranî yağmurluk
    bare konu, mevzu
    baregeh üs, kamp
    bareş doğu rüzgarı, karayel
    barîdox durum, vaziyet
    barîn yağmak, yağış
    barkêş nakliyeci
    barkirin yüklemek, taşınmak
    barname irsaliye
    bask kol, kanat
    baş iyi, güzel
    başebaş doğru dürüst, tam olarak
    başî iyilik
    başok akmaca, doğan
    başûr güney
    bav baba
    bavmarî üvey baba
    bawer inanan
    bawerî inanç
    bawerîpêanîn güvenmek, inanmak
    bawerkirin inanmak, güvenmek
    bawermend inanan, mümin
    baweşandin yelpazelemek
    baweşînk yelpaze
    bawî romatizmalı
    bawîşk esnemek
    bayê weşt keşişleme
    baz şahin
    bazbend kolluk; kola bağlanan muska
    bazdan koşmak, atlamak
    bazin bilezik
    bazirgan tüccar
    bazirganî ticaret
    bê 1. önek. 2. sözcüklere siz, sız ve suz eki.
    bê alî tarafsız, nesnel
    bê semt ihtiyatsız
    bê şik kuşkusuz
    bêaheng uyumsuz, ritimsiz
    bêar arsız, hayasız
    bêaram huzursuz, istikrarsız
    bêbav babsız, mec. kalleş, güvenilmez
    bêbext kalleş, arkadan vuran.
    bêbextîkirin kalleşlik yapmak
    bêbingeh asılsız, temelsiz
    bêbinî dibsiz, asılsız, yersiz
    bed kötü, çirkin
    bêdawî sonsuz, ebedi
    bedbext talihsiz, mutsuz
    bedbîn kötümser
    bedew güzel, yakışıklı
    bedewî güzellik
    bedgeh çıkıntı
    bedil takım elbise
    bêdil gönülsüz, isteksiz
    bêg piyon
    bêgane yabancı
    bêgav çaresiz, imkanı olmayan
    bêgavî mecburiyet, imkansızlık
    bêguman kuşkusuz, elbette, tabiki, şüphesiz
    bêhawe sağı solu belli olmayan, tutarsız
    bêhemdî gayri iradi, istemdışı, istemeyerek olan bir şey.
    bêhempa eşsiz, emsalsiz
    behicandin sinirlendirmek, kahretmek, öfkelendirmek; boğulmak
    behicîn kahrolmak, öfkelenmek
    bêhiş 1. akılsız, şuuru yerinde olmayan. 2. bayılan, bayılgan
    bêhişbûn bayılmak
    bêhişketin bayilmak
    bêhişkirin bayıltmak
    behîv badem
    bêhn koku, nefes, soluk. "bêhna xwe berdan" dinlenmek, soluk almak.
    bêhndar kokulu
    bêhnfireh sabırlı, tahammül sahibi
    bêhnlêçikandin nefesini kesmek, güç duruma düşürmek
    bêhnlêçikîn nefesin daralması
    bêhnok virgül
    bêhnpêketin kokuşmak
    bêhntengbûn sıkılmak, daralmak
    bêhntengî can sıkıntısı, sabırsızlık
    behr deniz
    behreme matkap
    behremend yetenekli
    behremendî kabiliyet, yetenek
    behskirin sözetmek
    bêhtir daha çok, daha fazla
    bêhtir pêr üç gün önce
    bêhtir pêrar üç yıl önce
    bej kara
    bêjandin elemek
    bêje 1. kelime sözcük. 2. Söyle!.
    bêjer söyleyen
    bejî karasal
    bêjî piç
    bêjing elek, kalbur
    bêjingkirin elemek
    bejn boy
    bejn û bal boy pos, endam
    bêkar işsiz
    bêkêr gereksiz, işe yaramaz, işlevsiz
    bêkes kimsesiz, öksüz
    bel dik (göz veya kulak)
    belalûk vişne
    belam fakat, ama
    belavkar dağıtımcı
    belavkirin dağıtmak
    belavok elle dağıtılan bildiri
    belawela darmadağınık
    belawelabûn darmadağınık olmak
    belawelakirin darmadağınık etmek
    belbelîtanik kelebek
    belê evet, okey
    beledî şimşek
    belek alaca, siyah beyaz
    belengaz fakir, sefil, zavallı
    bêlête halay
    belgefîlm belgesel
    belgename belge
    belq belirgin, çarpıcı, pırtlak
    belqitandin gebertmek, zıbartmak
    belqitîn gebertmek, zıbarmak
    belqityo! geberesice!
    belweşîn cüzzam
    bêmêjî beyinsiz, ahmak
    ben ip
    benav dışbudak ağacı
    bend ip, cisim; set, engel; paragraf
    bendav baraj
    bende köle, esir
    bendeman beklemek, yolunu gözlemek
    bênder harman
    bendergeh liman, iskele
    bendewar bekleyen, gönülden bağlı
    bendik tire
    bendîname tutuklama müzakeresi
    bendîxane cezaevi
    bengî tutkun, müptela, kara sevdalı
    benî cevîzlî sucuk; kul, köle
    benîşt sakız
    benîzava içgüvey
    bêpar yoksun, mahrum. "bêpar man" yoksun kalmak.
    bêpayan eşsiz, paha biçilmez
    beq kurbağa
    ber 1. ön, öntaraf. 2. taş. 3. meme. 4. ürün, verim. 5. döl.
    bêr kürek
    beramber karşı, karkşılık, eşit, denk
    beran koç
    beranberdan koçbırakımı
    berate leş
    berav çamaşır yıkama günü
    beravêtin hayvanlarda düşük
    beraz domuz
    beraze değirmen taşının altındaki pervaneler
    berbajar varoş, baliyö
    berban balkon
    berbang şafak, tan
    berbejn boyuna takılan muska
    berber karşıt, rakip
    berberî hasımlık, düşmanlık
    berbiçav somut
    berbisk saç tokası
    berbûk geline eşlik eden kadınlar
    berçavk gözlük
    berçavkfiroş gözlükçü
    berdan bırakmak, terketmek, vazgeçmek
    berdar verimli, bereketli; yetişkin, ergen
    berdêl bedel, karşılık
    berdêlkirin takas etmek
    berdewam devamlı, sürekli; devam
    berdewamkirin sürdürmek, devam etmek
    berdil sevgili, aziz; kolye
    berdîwar kimsesiz, öksüz
    bere cephe
    bêrê usulsuz, yolsuz
    berê xwe dan bakmak, yönelmek
    beredayî başıboş, fuzuli, kişiliksiz, işe yaramaz
    berendam aday
    berendamî adaylık
    berespî kireç taşı
    bêrêtî yolsuzluk, usülsüzlük
    berevajî tersyüz
    berevajîkirin tersyüz etmek, çarpıtmak
    berevan savunmacı
    berevanî savunma
    berêvar ikindi, akşam üzeri
    bêrewişt ahlaksız, karektersiz
    berf kar
    berfedîn erimekte olan kar kümeleri
    berfemot kar-pekmez karışımı tatlı
    berfende çığ
    berfîn kardelen çiçeği
    berfireh geniş, ayrıntılı
    berfmalk kar küreği
    berfşo karla karışık yağmur, sulusepken
    berg kitap, dergi vb. kapağı
    bergeh manzara, görünüm, kapsam
    bergîn ciltli kitap
    bergirî önlem, tedbir
    bergirtin döl tutmtak, gebe kalmak
    berguhk kulaklık
    berhem eser
    berhevkar derlemeci, toplayan (toplayıcı)
    berhevkirin toplamak, derlemek
    berhevok derleme, antoloji
    berhewa anlamsız, boş
    berî ova, düzlük
    bêrî 1. masum, günahsız. 2. sürünün sağıldığı yer.
    berî zayîne milattan önce
    berik 1. çakıl. 2. mermi.
    bêrik toz veya kül küreği
    bêrîvan süt sağmaya giden kadın.
    berjêr aşağı doğru
    berjewendî çıkar
    berjewendîperest çıkarcı
    berjor yukarı doğru
    berk havuz
    berkanî sapan
    berkeftî değerli, sevgili, muhterem
    berkeş tepsi
    berkêşan üretmek
    berkêşk çekmece
    berkeşok küçük tepsi
    berkurk kursak
    bermal ev hanımı
    bermayî artık, geride kalan
    bernac kurnaz, uyanık
    bername program
    bernav ön ad, göbek adı
    beroj güneş gören yamaç
    beroş tencere
    berpal yamaç
    berpêşkirin sunmak, takdim etmek
    berpirs sorumlu, mesul
    berpirsiyar sorumlu
    berpirsiyarî sorumluluk
    bersiv cevap, yanıt
    bersivandin cevaplandırmak
    berstûk yaka
    bersûc sanık
    bertek reaksiyon, tepki
    bertîl rüşvet
    berû palamût
    bervang peştemal
    bêrvî vana
    bervihêr anlayışlı, kamil
    berwar yamaç, meyil
    berx kuzu. "Berx ê/a min!" yavrum anlamında hitap.
    berxwedan direniş
    berxwedêr direnişçi, direngen
    berz yüksek, ulu
    berze kayıp
    berzebûn kaybolmak
    berzekirin kaybetmek
    berzeq müstehcen
    berzî yükseklik
    berzile etek
    bes yeter
    bêsemt ihtiyatsız
    beser göz
    bêserî uçsuz, başsız.
    bêserûber düzensiz, plansız, başı bozuk.
    bêserûbin uçsuz bucaksız.
    besimîn gülümsemek
    bêsinc ahlaksız, karaktersiz
    bêsiûd şanssız, talihsiz
    best ilham, esin
    bestenî dondurma
    bestîn bağlamak
    bestir yaygı
    bestlêrabûn ilham gelmek
    bet toy
    betal 1. boş gezen, işsiz. 2. geçersiz, iptal
    betalkirin iptal etmek, geçersiz kılmak
    betan astar
    bêtar felaket, afet
    bêtewş dengesiz
    bêş halktan toplanan para
    beşdar katılımcı
    beşdarbûn katılmak
    beşdarî katılım
    beşdarîtêdekirin katılmak
    beşervekirî yüzü gülen, yüzü ışıldayan
    bêşik şüphesiz, elbette
    beşişîn gülümsemek
    betilandin yormak, yorulmak
    betilî yorgun
    betilîn yorulmak
    betlane tatil, izin, dinlenme
    bêvil burun
    bêxem gamsız, umursamaz
    bexişandin bağışlamak, bahşetmek
    bext şans, talih
    bextewar mutlu
    bextewarî mutluluk
    bextreş talihsiz, şanssız
    bextvekirî şanslı, talihli
    bey kapora
    beyaban çöl, ıssız yer
    beyanî sabah, sabah vakti
    beyanîbaş günaydın
    beybûn papatya
    bêyom uğursuz
    bez koşu
    beza koşucu
    bêzar bıkınmış, bezgin, usanmış
    bêzarbûn bıkmak, usanmak, bezmek
    bêzarkirin usandırmak, bezdirmek, bıktırmak.
    bezîn koşmak
    bêzirav ödlek, korkak.
    bi sözcüklere ile ve cı, li, lı, ca, cu vb. ekleri katan önek.
    bi tevayî hepsi
    bi zanayî bilerek
    bi bandor etkili
    bi dîtina min bence, görüşümce
    bi dizî gizlice
    bi dor sırasıyla
    bi dorvegerî sırayla
    bi dûrketin uzaklaşmak
    bi giştî genellikle
    bi hêrs kızgın, sinirli
    bi hêsanî kolaylıkla
    bi kêr hatin işe yaramak
    bi kinahî kisaca
    bi kinayî kısaca, özetle
    bi kotekî zorla, cebren
    bi kurtasî kısaca, özetle
    bi kurtayî kısaca, özetle
    bi lez û bez alelacele
    bi min 1. bence, bana kalırsa. 2. bana, benimle. Mesela: "Bi min axifî." Benimle konuştu.
    bi piranî çoğunlukla
    bi qewla diya min annemin dediği gibi
    bi rastî gerçekten, sahi
    bi roj gündüzleyin
    bi semt ihtiyatlı
    bi taybetî özellikle
    bi tenê yalnızca, sadece
    bi şev geceleyin
    bi şev û roj gece gündüz
    bi tundî sertçe, şiddetlice
    bi vî awayî bu şekilde, bu tarzda, böylece
    bi vî rengî bu şekilde, bu biçimde
    bi vî şêweyî bu şekilde, bu biçimde
    biadan besleyici
    bîber biber
    bîbik göz bebeği
    bibîranîn anmak, anımsamak
    bibîrbirin idrar etmek, akıl erdirmek
    bibîrxistin anımsatmak, hatırlatmak
    bicihanîn yerine getirmek
    bicihhiştin terk etmek
    bicihkirin yerleştirmek
    biçrik yağda kızartılmış ekmek
    biçûk küçük
    biçûkahî küçüklük, çocukluk
    bîdar uyanık
    bidawîbûn sonuçlanmak, bitmek
    bidawîkirin bitirkek
    biderengîxistin geciktirmek
    bidil istekli, gönüllü.
    biha 1. fiyat, pahalı. 2. kıymet, değer.
    bihabûn pahalılaşmak
    bihar ilkbahar
    bihevşabûn sevişmek
    bihêz güçlü, kuvvetli
    bihêzbûn güçlenmek.
    bihêzkirin güçlendirmek
    bihîstin duymak, işitmek
    bihîstiyar duyarlı, hassas
    bihîstok telefon ahizesi
    bîhok ayva
    bihost karış
    bihuşt cennet
    bij iştah, imrenme
    bîj piç
    bijandin imrendirmek, iştahlandırmak
    bijang kiprik
    bijarte seçkin, elit
    bijartin seçmek, ayıklamak
    bijî yaşa, varol, bravo.
    bijîn iştahı çekmek, imrendirmek
    bijîreş başak
    bijîşk doktor, hekim
    bikaranîn kullanmak, işlemek
    bikarhêner kullanıcı, operator
    bikêr yararlı, elverişli, işlevsel.
    bikêrhatî yararlı, elverişli, işlevsel, kullanışlı.
    bikir 1. bir işi yapan. 2. müşteri, alıcı.
    bikuj 1. öldüren, katil. 2. Öldür!
    bila be! peki!, öyle olsun!
    bilandin mırıldanmak
    bilbil bülbül
    bilêvkirin telafuz etmek
    bilik çocuk penisi
    bilind ulu, yüce, yüksek
    bilindahî yükseklik
    bilindbûn yükselmek
    bilindkirin yükseltmek
    bilûr kaval
    bin alt, dip
    binavêlîstin güreşmek
    binavkirin tanımlamak, isimlendirmek
    binavûdeng ünlü, meşhur
    binbar yükümlülüğü alan
    binbarî yükümlülük
    binçavî gözaltı
    binçavkirin gözaltına almak
    binçeng koltuk altı
    bindest ezilen
    bindestî esaret, ezilmişlik
    binefş menekşe
    binefşî mor renk
    bîner izleyici, seyirci
    binesazî altyapı
    bingeh temel, esas
    bingehdanîn temel atmak
    bingehîn temel, başlıca
    binhişîn bilinçaltı
    binî alt, dip
    binik bardak altı
    binkirask iç çamaşırı
    binpêkirin ayak altına almak, ihlal etmek
    binyad tekel, esas
    bir bölüm, kesim
    bîr 1. hafıza, bellek, şuur. 2. kuyu.
    bira erkek kardeş
    birandin 1. yok etmek, imha etmek. 2. kesmek. Mesela: "der birandin" ağaç kesmek.
    bîranîn anma
    biraşîr süt kardeş
    biraşte izgara
    biraştin pişirmek
    biratî kardeşlik
    birayetî kardeşlik
    birazava sağdıç
    birazî yeğen, erkek kardeşin çocukları
    bîrbir yetkin, ergen, reşit, balığ
    birçî aç
    birçîbûn acıkmak
    birçîtî açlık
    bîrdozî ideolojik
    bêtewş dengesiz
    bêş halktan toplanan para
    beşdar katılımcı
    beşdarbûn katılmak
    birek testere
    birêketin yola koyulmak
    birêkirin yollamak, göndermek
    birêkûpêk düzenli, sistematik
    bireser dilbilgisinde nesne
    bireş yoksul
    birêvçûn yürümek
    birêvebirin yönetmek, idare etmek
    birêveçûn yürümek
    bîrewer aydın, bilinçli, yetkin
    birêxistî örgütlü
    birêxistinbûn örgütlenmek
    birêxistinkirin örgütlemek
    birêz sayın, saygıdeğer, bey
    birin götürmek, taşımak
    birîn 1. kesmek, biçmek. 2. yara
    birinc pirinç
    birîndar yaralı
    birîndarbûn yaralanmak
    biriqandin parlatmak
    biriqîn parlamak
    bîrkor unutkan
    bîrok unutkan
    birû kaş
    biryar karar
    biryardar kararlı
    biryardarî kararlılık
    biryarname kararname
    biryarstandin karar almak
    biryarwergirtin karar almak
    biserîkirin başgöz etmek, evlendirmek
    biserûber düzenli ve planlı
    bisk zülüf
    bîsk kısa an, lahza
    bîska din biraz önce
    bist 1. kavurma sacı. 2. şiş.
    bîst yirmi
    bîstekê bir saniye
    bîşe çalılık
    bîşeng salkım söğüt
    bîşî orman
    bişirîn gülümsemek
    bişkivîn çiçek veya tomurcuk açmak
    bişkoj düğme
    bişkok düğme
    bitim yabani fıstık
    bitir 1. çok gelişmiş hayvan yada bitki. 2. azgın
    bitirbûn azgınlaşmak
    biv çocuklar için tehlikeli, cız
    bivê nevê ister istemez
    bivir balta
    biwêj deyim
    bixapîne yanıltmak
    bixemlîne süsletir
    bixenqîna boğdurmak
    bixêrî şömine, baca
    bixurîne kaşındir
    bixwe yiyecek
    bixwîne okutmak
    biyanî yabancı
    biyom uğurlu
    bizav hareket, etkinlik, faaliyet
    bizdandin ödünü kopartmak
    bizdîn ödü kopmak
    bizdonek ödlek
    bîzdoz ideoloji
    bizin keçi
    bizir 1. küçük tohumlar. 2. bezir, bezir yağı
    bizivîn hareketlenmek, kımıldamak
    bizmar çivi
    bizmik gem, gemcik
    bizot kor
    bizûz güve
    bo nimûne örneğin, mesela
    bobelat felaket, facia, trajedi
    boçik 1. kuyruk. 2. izmarit.
    boçûn görüş, düşünce
    bone münasebet. "bi boneya..." münasebetiyle...
    boqil baldır
    borak adak, kurban
    borandin 1. afetmek, mazur görmek, geçirmek. 2. geçinmek.
    borî geçen, geçmiş
    borîn geçmek
    bot oluk
    boş bol, gür, fazla, geniş (alan)
    boşahî bolluk, gürlük
    boyax boya
    boyaxkar boyacı
    boyaxkirin boyamak
    brûsk 1. şimşek, yıldırım. 2. telgraf.
    brûskvedan şimşek çakması
    bû düğün
    bûçû düğün alayı
    buha fiyat, değer
    buhartin geçirmek
    buhurîn geçmek, zamanı geçmek
    bûjen materyal, malzeme
    bûk gelin, oauncak bebek
    bûka baranê gökkuşağı
    bûka berfê kardanadam
    bûkanî gelinlik
    bûkik arpacık
    bûn olmak
    bûnewer canlı, yaratık
    bûnewerî varoluş
    bûra kayınbirader
    bûrîn böğürmek
    bûse pusu
    bûyer olay
    bûyîn olmak
    bexişandin bağışlamak, bahşetmek
    bext şans, talih
    bextewar mutlu
    bextewarî mutluluk



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #2 : 03 Nisan 2010, 14:56:47 »


    C, c

    cacir ceviz içi bal karışımı bir yiyecek
    cahş 1. sıpa. 2. işbirlikçi, hain.
    camêr centilmen, cömert
    camûs manda
    can can
    canbaz 1. akrobat. 2. hayvan alım satımcısı.
    canberî karides
    candar canlı
    canecan samimi, içten
    cangorî şehit, fedai
    canî tay
    canik canan
    cankûş hıristiyanları kiliseye çağıran kimse
    car kez, sefer, misli, kat
    cara paşîn son defa
    cara pêşîn ilk defa
    cardin yine, yeniden
    carinan bazen, ara sıra
    carûd kül ve toz küreği
    catir kekik otu
    caw bez, kumaş
    cawbir makas
    cawî elti
    cawker bez dokuyucusu
    cax korkuluk
    cazû cadı, kurnaz veya hileci kadın
    ce arpa
    ceban mezarlık
    cebar kırık çıkıkçı
    cebilxane cephane
    cebirandin kırık ve çıkıkları kaynaştırmak
    cebirîn kaynaşmak
    cedel tartışma
    cedew hayvan omuzunda meydana gelen yara
    ceh arpa
    cehdasî taneleri arpaya benzeyen daha küçük bir bitki
    cehimîn gebermek, defolmak
    cehter kekik otu
    cejn bayram
    cejnane bayramlık
    celaqî iyice koyulaşıncaya kadar kaynatılan pekmez
    celebdar koyun taciri
    celew gem
    cem yan, yanında
    cemawer kitle, ahali
    cemed buz
    cemedanî bir tür sarık
    cemidandin dondurmak
    cemidî donmuş
    cemidîn donmak
    cemser kutup
    cenbelî içimi sert tütün
    cendek ceset
    ceng savaş, harp
    cengawer savaşçı
    cengîn savaşmak
    cênik favori, şakak
    ceqin bir günlük yürüyüşle alınan mesafe
    cercer çırçır
    cerd baskın, saldırı
    cerde korsan, şaki
    cerg karaciğer
    ceribandin denemek, sınamak
    ceribîn denenmek, sınanmak
    cew kırpma makası
    cewêlek lümpen
    cewî çam sakızı
    cewrik enik
    cêwtik deri kese
    cêz çeyiz
    cîgir vekil
    cigur bir mesire günü
    cih yer, mekan. "di cih de" uygun, yerinde. "Di cih de çû!" Hemen gitti. "Cihê daxê ye." maalesef, üzgünüm.
    cîhan dünya
    cîhanî dünyalı
    cihê ayrı, farklı, değişik
    cihê şanaziyê onur verici
    cihêreng özgün, farklı
    cihêtî farklılık, değişik
    cihû yahudi
    cil elbise, giysi
    cildank elbise dolabı, gardrop
    cilşok çamaşırhane
    cinaq lades
    cînavk zamir, adıl
    cincilî saf su
    cindê azize, güzel
    cindî yakışıklı, alımlı, aziz
    cineh ucu kalın sopa
    cinêkirin pamuk toplamak
    cinên küçük bahçe
    cir sohbet, görüşüp konuşma
    cîran komşu
    cîrantî komşuluk
    cis kireç
    cisane kireç ocağı
    civak toplum
    civakî toplumsal, sosyal
    civaknas sosyolog
    civaknasî sosyoloji
    civandin toplamak, biriktirmek
    civat topluluk
    civîn toplantı.
    civîna çapemeniyê basın toplantısı
    ciwan genç, güzel, yakışıklı
    ciwanî gençlik
    ciwanik bayan, hanımefendi
    cîwar yöre, bölge, mekan
    cixirandin kışkırtmak, tahrik etmek
    cixirîn tahrik olmak
    ciyawaz farklı, ayrı, değişik
    ciyawazî farklılık, ayrılık
    co kanal, ark
    cobar dere
    cok kanal, ark
    col karışık, heterojen
    computer bilgisayar, computer
    conega tosun, dana
    cot çift
    cotbûn çifteşmek
    coşandin coşturmak
    coşî coşku, heyecan
    coşîn coşmak
    cotkar çiftçi
    cotkirin çift sürmek
    cûbirk cırcır böceği
    cuda ayrı, farklı
    cudahî farklılık
    cudaxwaz ayrılıkçı
    cûm sakız
    cunûtin ıslak toprak
    cur bi cur türlü türlü
    cure tür, çeşit
    cûrnik kar sularının biriktiği kaya üstü çukurcuklar
    cûtin çiğnemek
    cuwar yem torbası



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #3 : 03 Nisan 2010, 14:58:28 »


    Ç, ç

    çak iyi hoş
    çakbûn iyimser, hoşörülü
    çal 1. çukur. 2. kuyu.
    çalak faal, aktif, atik
    çalakdar eylemci
    çalakî eylem, etkinlik
    çalkandin çalkalamak
    çalkirin gömmek
    çand kültür
    çandî kültürel
    çandin ekin ekmek, fidan vb. sebze dikmek (ekmek)
    çandinî ziraat
    çandiyar ziraatçı
    çap matbacılık, baskı, basım
    çapbûn basılmak
    çapemenî basın
    çaper yazıcı, printır
    çapger matbaacı
    çapkirin basmak
    çapxane matbaa
    çarbûn meydana gelmek, oluşmak
    çarçek silahşör
    çarçîk bataklık
    çarder kapı çevçevesi
    çarenûs 1. kader, yazgı. 2. akubet
    çareserbûn çözülmek
    çareserî çözüm
    çareserkirin çözmek
    çarîn dörtlük
    çarkirin meydana getirmek
    çarmedor dört taraf
    çarmêrkî bağdaş oturma şekli
    çarnikar dört taraf
    çarpîne mecazi anlamda döenek, kaypak
    çartaq çardak
    çartek dört dörtlük
    çartıl tırmık
    çarwe parmaklara takılarak çalınan araç
    çav göz
    çavbeloq patlak gözlü
    çavberdan göz koymak
    çavbirçî aç gözlü
    çavdêrî gözlem, izlenim
    çavdêrxane gözetimevi
    çavfireh cömert, eli açık
    çavî bölme, gözenek, gişe, hücre
    çavînîbûn nazara gelmek
    çavînîkirin nazar etmek
    çavkanî kaynak, kaynakça
    çavlêbûn gözü olmak, gözetlemek
    çavlêgerandin gözden geçirmek
    çavnebar kıskanç
    çavnebarî kıskançlık
    çavnêr gözlemci
    çavpêketin 1. gözüne ilişmek. 2. ropörtaj.
    çavqîçkirin göz kırpmak
    çavqurcandin göz kırpmak
    çavsivik hor gören
    çavsor zalim, gözü kan bürümüş kişi
    çavteng cimri, pinti
    çavşûjin çekik gözlü
    çaw yaş ağaç, çubuk
    çawa nasıl
    çawanî nitelik
    çax vakit, dönem
    çay çay
    çaydank çaydanlık
    çayger çaycı
    çayxane çay evi
    çê iyi
    çêbûn olmak, oluşmak, düzelmek
    çêbuwar suni, yapay
    çêj tat
    çêjandin tatmak
    çêjdar lezzetli, leziz
    çek silah
    çekbend yelek
    çekdar silahşör, militan
    çêker yapıcı, tamirci
    çêkirin yapmak, oluşturmak, tamir etmek
    çêl kaya
    çêlek inek
    çeleng yakışıklı, görkemli, atik, cesur
    çelik yavru, civciv
    çelitîn bir şeyin kabuğunun soyulması
    çêlkirin sözetmek, bahsetmek
    çelqîn çalkalanmak
    çelûs çok soru soran, ısrarcı
    çelziman çok konuşan, geveze
    çem nehir
    çemandin eğmek, bikmek
    çembil kulp, sap
    çemçûr yaprak biti
    çemçûs cimri, pinti
    çemîhanî dutluk
    çempal büyük yük üzerine konan küçük yük
    çençûz cimri
    çend kaç, birkaç. "çend zarok." birkaç çocuk.
    çendînî nicelik
    çenebaz geveze
    çeng 1. avuç. 2. kulaç.
    çênî kuş yemi
    çep 1. sol. 2. solak.
    çepel pis, kirli
    çeper siper, mevzi
    çepgir solcu
    çepik alkış
    çepiklêdan alkışlamak
    çepil dirsek ile omuz arası kısmı.
    çeprast çapraz, çapraşık
    çeqçeqok 1. değirmen taşının ayar çubuğu. 2. mantar tabancası.
    çeqene sedir ağacına benzer bir ağaç
    çêr küfür, sövgü
    çêrandin otlatmak
    çêrbaz küfürbaz
    çêre ot
    çêregeh otlak, mera
    çêrek küfürbaz
    çêrîn otlanmak
    çerixîn kendi ekseni etrafında dönmek.
    çêrlêkirin küfüretmek, sövmek
    çerm deri
    çermesor kızılderili
    çêrt kuş dışkısı
    çerx 1. çark. 2. kalem tıraşı.
    çerxetûn tava
    çespandin ispat etmek, saptamak
    çêtîkirin parçalamak
    çetir daha iyi, tercih edilir
    çewal çuval
    çewsandin sindirmek, ezmek
    çewsîner baskıcı, zorba
    çewt yanlış
    çewtî yanlışlık, yanılgı
    çexer ayak
    çêyî iyilik
    çi ne. "Çi bû?" Ne oldu?
    çiçik insan memesi
    çiftexas patiska
    çîk 1. kıvılcım, pırıltı. 2. şey, yani anlamında sözcük.
    çikandin 1. suyu kesmek veya kurutmak. 2. ağaç, direk vb. dikmek.
    çiksayî açıkmavi gök, bulutsuz
    çil kırk
    çîleçep zikzaklı dağ yolu
    çilek obur, pisboğaz
    çilemîn kırkıncı
    çilfis aşıran, çırpan
    çilfisandin aşırmak, yürütmek
    çilîçilî yarasa
    çilizîn eşya veya yiyecek dilenmek, otlanmak
    çilm sümük
    çilmisandin soldurmak, pörsütmek
    çilmisî solgun, soluk
    çilmisîn solmak, pörsümek
    çilmo sümüklü
    çilo 1. nasıl? 2. yaprakları dökülmeden kesilen ve daha sonra kurutulan ağaç yaprakları veya dalları.
    çîm bacak
    çima neden?, niçin?
    çiman bir şeyin bir parçasının kesilmesi anlamında fiil.
    çimkî çünkü
    çîn 1. desen, nakış, oya. 2. sınıf.
    çînayetî sınıfsal
    çinîn 1. biçmek. 2. nakşetmek.
    çîp baldır
    çipîsk fiske
    çîqal zayıf, cılız
    çiqas ne kadar?
    çiqinî kabız
    çiqinîbûn kabız olmak
    çira çıra, lamba, fener, fanus
    çirandin yırtmak, mecazi anlamda palavra atmak.
    çirçîrok masal
    çîrik meyvaların kurutulmuşu
    çirikandin hallaçlamak
    çirikvan hallaç
    çirîn yırtılmak
    çirk saniye
    çîrok masal, öykü
    çîrokbêj masalcı
    çîroknivîs öykü yazarı
    çirûsîn parıldamak, parlamak
    çirûsk kıvılcım, parıltı
    çirxatkirin değirmeni durdurmak
    çît bir yazma türü
    çiv dolambaç, dolambaç, zikzak
    çivan kaytarmak, kıvırmak
    çivîk serçe
    çiya dağ
    çiyakêş dağcı
    çîz at sineği
    çizirîn sızmak
    ço çubuk, deynek
    çogan deynek, baston
    çolbir kestirme yol
    çolik hela
    çolistan çöl, kır
    çong diz
    çop gasp
    çopandin gasp etmek
    çopîk ahmak
    çoqil ayak
    çors patavatsız, kaba sapa
    çortan kurutulmuş çökelek
    çov çubuk, deynek
    çûk serçe, bıldırcın vb. kuşlar
    çûle halkı güldüren
    çûn gitmek, gidiş
    çûr kumral
    çûyîn gitmek, gidiş



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #4 : 03 Nisan 2010, 15:00:15 »


    D, d

    da 1. önek olarak kelimeye alçaltıcı, indirici anlamını katar. 2. sıfat eki olarak, "de", "da", "den", "dan" anlamını verir. 3. "dan" fiilinin dili geçmiş zamanı. 4. anne.
    dab tuzak
    dabaş 1. konu, bahs. 2. araştırma.
    dabêlandin yutmak
    daberizîn saldırmak, çatmak
    dabeş kısım, parça
    dabeşkirin bölmek, taksim etmek
    dabînkirin garanti etmek, güvenceye almak
    dabir apostrof
    daçek dilbilgisinde edat, ilgeç
    daçikandin ağaç, bayrak vb. dikmek
    dad adalet, hukuk
    dadan kapatmak, örtmek
    dadgeh mahkeme
    dadgeha lihevanînê sulh mahkemesi
    dadgeha sezayî ceza mahkemesi
    dadger hakim
    dadkirin yargılamak
    dadyane adil
    dagerandin birşeyi aşağı doğru çevirtmek veya indirtmek
    dagerîn aşağıya doğru inmek
    dagirker işgalci
    dagirkirin işgal etmek
    dagirtin doldurmak, istila etmek
    dahatin inmek
    dahatû gelecek
    dahênan yaratmak, icat etmek
    dahêner yaratıcı, mucit
    dahol davul
    daholjen davulcu
    dahûrandin çözümlemek, analiz etmek
    dahûrîn çözümleme, analiz
    daketin inmek
    dalan dehliz
    daliqandin asmak
    daman etek
    damezrandin kurmak
    damezrîner kurucu
    damilandin gözlerini yummak
    damilîn gözlerin yumulması
    dan 1. vermek, ödemek. 2. dövme buğday. 3. günün öğünleri.
    danasîn tanıtım
    dane veri
    dane berhev karşılaştırmak, mukayese etmek
    dane pey takip etmek
    danezan bildirge, tebliğ
    dange kışın hayvanlara yem verilen yer
    danîn 1. koymak, indirmek. 2. kurmak.
    daniştin oturmak
    danû kaynatılmış buğday
    danûstandin 1. ilişki, alaka, diyalog. 2. alışveriş
    danzanîn bildirmek, belirtmek
    dapalandin damıtmak, süzmek
    dapalîn damıtılmak, süzülmek
    dapêjtin budamak
    dapîr büyükanne, nine
    daqoq tokmak, kapı tokmağı
    daqurtandin yutmak
    dar 1. ağaç, odun. 2. sonektir. veren, emreden, hükmeden anlamına gelir. "fermandar" (buyuran, emreden, komutan, amir gibi). 3. meyve isimlerine göre ağaçları isimlendirir. 4. idam sehpası. 5. sözcüğe "lı", "li" vb. sahiplik eklerini takar. 6. sopa, kalın değnek.
    dara maliye
    darayî mali
    darbest 1. tabut. 2. sedye.
    dardekirin 1. asmak. 2. idam etmek.
    darê dinyayê yeryüzü
    darêjtin türetmek, yaratmak
    darîn ahşap
    daristan orman
    darizandin yargılamak
    darkutik ağaçkakan
    das orak
    dasî 1. kılçık 2. arpa, buğday başağındaki uzantılar.
    daskêş orakçı
    daşir tuvalet, hela
    davetname davet, davetname, çağrı
    daw etek
    dawerivandin durulmak
    dawerivîn durulanmak
    dawestîn ayakta durmak
    dawet düğün
    daweşandin silkelemek
    dawetî davet, davetname, çağrı
    dawî son
    dawîlêanîn sonuçlandırmak
    dawîlêhatin sonuçlanmak, bitmek
    dax keder
    daxbar kederli, üzgün
    daxistin indirmek
    daxkirin dağlamak
    daxuyandin açıklamak
    daxuyanî açıklama
    daxwarin 1. çekinmek, itaat etmek. 2. içine atmak.
    daxwaz istek, talep, arzu
    daxwazname dilekçe
    dayende veren, verici
    dayî ak asma, ören gülü
    dayik ana, anne
    dayin vermek, ödemek
    dê 1. ana, anne. 2. ecek, acak eki katan gelecek zaman eki.
    deban kılıcın demir bölümü
    debar geçim. "Debara xwe kirin." geçinmek
    debeng ahmak, gerizekalı
    def erbane
    defandin itmek, itelemek
    degel 1. komik. 2. cesaret. "bi degel" cesaretli.
    dehfdan itmek
    dehî adak, kurban
    dêhn dikkat. "dêhna xwe dan" dikkat etmek, yoğunlaşmak.
    dejnik tere otu
    dek û dolap hile, entrika
    dêl 1. bedel, bir şeyin yerine verilen. 2. kancık. 3. yerinde, yeri.
    delal sevgili, aziz
    dêlegur dişi kurt
    dêlemar kertenkele
    dêlî üzüm asması
    dêlik 1. kancık, mecazi anlamda kahpê, kalleş. 2. dişi köpek.
    delîve fırsat, imkan
    dem zaman, vakit
    dêm 1. susuz veya çorak arazi. 2. yanak.
    deman kira
    dêman yerleşik, yerli
    demandar kiracı
    demankar kiraya veren
    demankirin kiralamak
    dêmarî üvey anne
    dembûhêrk sohbet
    demdemî kararsız, tutarsız, geçici
    demîn geçici, süreli
    demjimêr saat
    demsal mevsim
    dendik çekirdek
    deng 1. ses, seda. 2. oy.
    dengaz konuşkan olmayan
    dengbêj şarkıcı, türkü söyleyen, masal anlatan halk ozanı, ses sanatçısı
    dengdan 1. seslenmek. 2. oylama, oylamak, nam salmak.
    dengdar dilbilgisinde sessiz harf
    dengdêr dilbilgisinde sesli harf
    dengik kursak
    dengkirin konuşmak, seslenmek
    denglêkirin seslenmek
    dengûbas haber, havadis, ajans
    dengvedan yankı, yankılanmak
    dep yassı tahta
    depreş kara tahta
    deq 1. metin, teks. 2. büyük aşık kemiği. 3. puan. 4. dövme. 5. benek.
    deqaq ütü
    deqel sert toprak
    deqkirin dövme yapmak
    deqlûs takla atma
    der 1. dış, dışarı. 2. hariç. 3. yer.
    dêr kilise
    der bar ilgili, hakkında
    deramet gelir
    deranîn çıkarmak
    derav çamaşır yıkama
    derbasbûn geçmek, aşmak
    derbaskirin geçirtmek, aşırmak
    derben elbise askısı, vestiyer
    derbirin ifade etmek
    dercaw elbezi
    derçik eşik
    derçûn çıkmak, görünmek
    derd dert, acı, hüzün
    derdanik yoğurt yada peynir süzülmesinde kullanılan bez
    derdekopan tatanos
    derdestkirin tutuklamak
    derdmend dertli, acılı, hüzünlü
    derdor çevre, etraf
    dêre fistan
    derek belirsiz
    derence basamak, merdiven
    dereng geç
    derengmayîn geç kalmak
    derew yalan
    derewîn yalancı
    derewkar yalancı
    derewkirin yalan söylemek
    derfet imkan
    dergeh giriş kapısı, büyük kapı
    dergevan kapıcı
    dergîl ağaçtan örülen kapı
    dergistî nişanlı, sözlü
    dergûş beşik
    derhêner yönetmen
    derhûd kefil
    derhûde kefalet
    derhûdname kefaletname
    derî kapı
    derîçe kapakçık
    derîçeyên dil kalp kapakçıkları
    derîn çıkış kapısı
    dêrîn asil, soylu, antika, kadim
    dêriskirin viran etmek
    derîzan kapı önü
    derizandin çatlatmak, yarmak
    derizîn çatlamak, yarılmak
    derkenar ilişikteki not, anekdot
    derketin çıkmak, çıkış
    derketina holê ortaya çıkmak
    derketina nêçîrê ava çıkmak, avlamak
    derkirin çıkarmak, kovmak
    dermale besi hayvanı
    derman ilaç
    dermanafiroş eczacı
    dermanxane eczahane
    dernixûn kapkacak ve paketlenmiş şeylerin ters çevrilmesi
    derpê don, tuman
    derşo bulaşık bezi
    derûder çevre, etraf
    derûn psikoloji
    derûnî psikolojik, ruhi
    derve dışarı, dışarda
    dervekirin soymak, çalmak
    derveyî dışsal, harici
    derxistin çıkarmak
    derxûn tencere kapağı
    derya deniz
    deryevan denizci
    derz çatlak, yarık
    derzî iğne
    derzîdank iğnelik
    derzîlêxistin iğne yapmak
    derzîreq toplu iğne
    dest el
    destar el değirmeni
    destavêtin 1. el atma. 2. sataşmak, sarkıntılık yapmak.
    destavxane tuvalet
    destbend kelepçe
    destbirak 1. kan kardeş, sırdaş. 2. sağdıç.
    destbûrî sözüne önem verilmeyen
    destdan dokunmak
    destdirêjî müdahale, tecavüz, cinsel taciz
    deste 1. buket. 2. kurul. 3. askeriyede takım.
    destêkar müdaheleci
    destexwişk ahiret kardeşi, sirdaş
    destgeh atölye, tezgah
    destgirtî nişanlı, sözlü
    desthilatdar iktidar olan, egemen
    desthilatî iktidar
    destik tutamak, kabza, sap
    destjêberdan bırakmak, vazgeçmek
    destkeftî kazanım
    destmal 1. mendil. 2. havlu.
    destmêjşikandin abdest bozmak
    destnimêj abdest
    destnimêjgirtin abdest almak
    destnîşankirin saptamak, tespit etmek
    destnivîs elyazısı
    destpêk başlangıç, giriş
    destpêkirin başlamak, girişmek
    destşok lavabo
    destû izin, müsaade
    destûrdan izin vermek, müsaade etmek
    destûrname icazetname, onay, diploma
    destxweşîlêkirin başarı dilemek
    destxwişk sırdaş, kankardeş
    deşt ova, düzlük
    dev ağız
    dev jê berdan vazgeçmek, boşvermek
    devavêtin sataşmak, laf atmak
    devbelaş boş konuşan kimse
    dever yöre, bölge
    deverî yerel, mahalli
    devî çalılık
    devik kapak
    devistan çalılık
    devjenî ağız dalaşı
    devkî sözlü
    devliken güleryüzlü, neşeli
    devling pantolon paçası
    devmirî sessiz, konuşmaktan aciz
    devnerm tatlı dilli
    devok ağız, şive
    dew ayran
    dewdew papağan
    dewik kızmış yağın tortusu
    dewisandin bastırmak, sıkıştırmak, basmak
    dewisîn sıkışmak, basılmak
    dewixandin bayıltmak
    dewkil ayran yayığı
    dewlemend zengin
    dewlemendî zenginlik
    dewraze büyük at
    dewre yanlış, hatalı
    dews yer, iz
    dewx baş dönmesi
    dexes kıskanç
    dexesî kıskançlık
    dexl tahıl, hububat
    deydik salıncak
    deyn borç, veresiye
    deyndan borç vermek
    deyndar borçlu
    deyndêr alacaklı
    deynstandin borç almak
    deyz kış için saklanan hayvan yiyeceği
    dezgeh 1. kurum, kuruluş. 2. tezgah.
    dezî ince iplik
    di 1. fiillerin şimdiki zaman halini sağlar. Mesela: dikim, diçim... 2. türkçede "de", "da", "te", "ta", "den", "dan", "içinde" gibi fiil eklerin ve edatların yerini alır. Mesela: "di (3 roja de)" üç günde, üç gün arasında.
    di vî warîde bu konuda, bu alanda
    di heman rojê de aynı gün
    dibe ku belki
    dibetî olasılık
    dibistan okul
    dibistana amadehiyê lise
    dibistana navîn ortaokul
    dibistana seratayî ilkokul
    dîdar görüşme
    difn burun
    digel ile, birlikte
    dihindan önem vermek
    dij karşı, anti
    dijber karşıt, muhalif
    dijmin düşman
    dijminahî düşmanlık
    dijûn küfür, sövgü
    dijwar zor, çetin
    dijwarî şiddet, güçlük, zorluk
    dik sahne, seki
    dîk horoz
    dil gönül, kalp, yürek
    dîl esir, tutsak
    dîlan düğün, eğlence
    dîlangirtin halay çekmek
    dilawêr cesur, yürekli
    dilbaz cilveli, albenili
    dilbikul dertli, kederli
    dildan gönül vermek
    dildar aşık, sevdalı
    dilfireh sabırlı, rahat
    dilgerm samimi, içten
    dilgeş neşeli, coşkulu
    dilgiranî burukluk
    dîlgirtin esir almak
    dilhebûn niyeti olmak
    dilhênikbûn ferahlamak
    dilhişk taş kalpli
    dilîn his, duygu
    dilketî aşık
    dilkirin istemek, niyetlenmek
    dilmayin kırılmak, alınmak
    dilmê rafadan yumurta
    dilnerm yufka yürekli
    dilnizm alçak gönüllü, mütevazi
    dilodîn kararsız, delidolu
    dîlok halayda söylenen türkü
    dilop damla
    dilopkirin damlamak
    dilovan alçakgönüllü, şefkatli
    dilpak temiz kalpli, faziletli
    dilq kılık kıyafet
    dilsar isteksiz
    dilsoz sözüne bağlı, sadık
    dilteng sabırsız, sıkkın, tahammülsüz
    diltenik yufka yürekli; duygusal
    diltepîn kalp çarpıntısı
    diltezîn elim, acı
    dilşa sevinçli, neşeli
    dilxwaz istekli, meraklı
    dilxweş memnun
    dilxweşî memnuniyet
    dilxwexbûn memnun olmak
    dîmen görüntü
    dims pekmez
    dîn deli, çılgın
    dîn û har delirmiş, azgın, çıldırmış
    dînbûn delirmek
    dînik hafif meşref
    dînkirin delirtmek
    dinya dünya
    dinyadîtî görgülü, edepli
    dinyanedîtî görgüsüz, kaba
    diran diş
    diranbeş dişlek
    dirandin yırtmak
    diranqîç dişlek
    diransaz dişçi
    dirav para
    diravname bütçe
    direfş 1. sancak, fılama 2. simge, sembol
    dirêj uzun
    dirêjahî uzunluk
    dirêjbûn uzanmak, uzamak
    dirêjîpêdan devam etmek
    dirêjiya salê yıl boyunca
    dirêjkirin uzatmak
    dirî diken
    dirinde yırtıcı, vahşi
    dirîreşk böğürtlen
    dîrok tarih
    dîrokî tarihi
    dîroknas tarihçi
    dirûşme slogan
    dirûşme qîrandin slogan atmak
    dirûtin elbise vb. dikmek
    dirûv çehre, görünüm, eşgal
    dirûvpêketin benzemek
    dîsa yine, gene
    dîsgotin nakarat
    dîtbarî görsel
    diş baldız
    dîtin görmek, bulmak, görüş
    dîtir başkası, öteki
    divê mecbur, zorunlu, elzem
    divêt mecbur, zorunlu, elzem
    divêtî zorunluluk, mecburiyet
    dîwar duvar
    dîwarlêkirin duvar örmek
    diwaroj gelecek
    dixapîne kandirmak
    dixebite çalışıyor
    dixemilîne süsletmek
    dixeniqîne boğdurulmak
    dixitimîne tıkandırmak
    dixurîne kaşıtmak
    dixwe yemek yiyiyor
    dixweredîtin üşünmemek, erinmemek
    dixweze istiyor
    dixwîne okuyor
    diyar belli, belirgin, açık
    diyarde olgu, fenomen
    diyarî armağan, hediye
    diyarîkirin hediye vermek, ithaf etmek
    diyarker belirleyici
    diyarkirin belirtmek
    diz hırsız
    dîz çömlek
    dizek hırsızlığı seven, klaptoman
    dizî hırsızlık
    dîzik çömlek
    dizîka gizlice
    dizîn çalmak, yürütmek
    dizûtirîn katê de en kısa zamanda
    dobelan bir mantar türü
    dojeder abse, cerehatlı yara
    dojeh cehennem
    dol vadi
    dolmend zengin
    dolmendî zenginlik
    doman süreç
    domandin sürdürmek, devam ettirmek
    domdar sürekli, daima
    domîn devam etmek, sürmek
    don iç yağ
    doq çomak
    dor 1. çevre. 2. sıra.
    dorhatin sırası gelmek
    dorlêgirtin çevrelemek, güç duruma düşürmek
    dormandor etraflı, kapsamlı
    dorpêçkirin ablukaya almak, kuşatmak
    dost dost
    dostanî dostluk
    dot kız
    doşanî sağmal hayvan
    dotin sağmak
    dotir ertesi
    dotira rojê ertesi gün
    dotmam amca kızı
    doxîn uçkur
    doxînsist zampara, çapkın
    doz ülkü, dava, mücadele
    dozger savcı
    dozîn içgüdü
    du iki
    dû 1. arka, arkası. 2. duman.
    dûajo yardımcı çoban
    dubarekirin tekrar, tekrar etmek
    dubendî ikilik, itilaf, çelişki
    ducan hamile, gebe
    ducanîbûn hamile olmak
    duçerxe bisiklet
    dudil ikircikli, karasız, tereddütlü
    dudilî tereddut
    dudu iki
    duh dün
    dukar söylenti, rivayet
    dûkel buhar
    dûmahî devam arkası
    dûmir körelme
    dûmirandin köreltmek, dumura uğratmak
    dûpatkirin belirtmek, vurgulamak
    dûpişk akrep
    dûr uzak
    dûrahî uzaklık
    dûrbîn dürbün
    dûrebîn basiretli, uzağı gören
    dûredest erişilmesi güç, uzak
    dûrî uzaklık
    duristkirin yapmak, meydana getirmek
    durû iki yüzlü, riyakar
    durûtî ikiyüzlülük, riyakarlık
    dûrxistin uzaklaştırmak
    duryan kavşak, yol ayırımı
    dûş hiza, seviye
    duşaxe difteri
    duşem pazartesi
    duşîze bakire
    dûv kuyruk
    dûvedirêj uzun erimli, ayrıntılı
    dûvelenk uydu
    dûvmesas bülbül
    dûvre sonra
    dûxan duman



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #5 : 03 Nisan 2010, 15:03:35 »

    E, e, Ê, ê
    ecêblosik tanınmayacak kadar değişen kimse
    ecêbman şaşırmak, şok olmak
    ecibandin beğenmek
    ecîn çiğ köfte
    edilandin düzeltmek, toparlamak
    edilîn düzelmek, uygun duruma gelmek
    efare meyve veya zirai ürün atığı
    egal bir atkı türü
    eger neden
    egît yiğit, cesur
    ekonomî ekonomi, iktisat, geçim
    ekonomîst ekonomist, iktisatçı
    elbik kova
    elende şafak
    eletewş gereksiz ve saçma söz veya hareket
    elîl hasta, sakat
    elimandin öğrenmek, alışmak, alıştırmak
    elimîn öğrenmek, alışmak
    elok hindi
    em biz
    encam sonuç
    encamdan gerçekleştirmek, yapmak
    encamname sonuç bildirgesi
    endam üye. "endamê şanaziyê" onur üyesi.
    endazyar mühendis
    engajekirin engaje etmek
    engajeman engajaman
    enî cephe
    enirandin kızdırmak, öfkelendirmek
    enirîn kızmak, öfkelenmek
    enîşk dirsek
    entellektuel aydın, entellektüel
    eqd çarşı
    er geçim, iktisad
    eraq uzman
    erd yer, arazi
    erdhej deprem, zerzele
    erdnas jeolog
    erdnasî jeoloji
    erdnîgarî coğrafya
    erê evet
    erêkirin onaylamak
    erênî olumlu
    erjeng korkunç, dehşet verici
    erk işlev, rol
    erkdar işlevsel
    errik vay be!, aboo! anlamında ünlem
    erzan ucuz, değersiz
    erzanî ucuzluk
    erzêl direklerin veya dalların üzerine (yatmak için) kurulan kulübe.
    erzên çene
    esmanê dev damak
    et abla
    etar çerçi
    etê ablaya hitap
    eşîr aşiret
    eşkere açık, aleni
    etn kireç ocağı
    ev bu
    ev çend bu kadar
    evdal yoksul, gezgin
    evdoşekalo büyük çekirge
    evîn aşk
    evîndar aşık, sevdalı
    evqas bu kadar
    evsing taşlarla örülen keklik tuzağı
    ew o, şu
    ewiqandin oyalamak
    ewiqîn oyalanmak
    ewk şey, falan anlamında sözcük
    ewle güvenilir, emniyetli
    ewlehî güvenlik
    ewlekarî güvenlik
    ewqas o kadar
    ewr bulut
    ewrawî bulutlu
    ewtîn havlamak
    exte kısırlaştırılmış at
    extirme ganimet
    eyan açık, belli, ayan
    eyar post, deri
    eylo kartal
    ez ben
    ez hew dixwînim bir daha okumayacağım.
    ezbenî efendim anlamında hitap
    ezezî kendini öne çıkarmak
    ezimandin ağırlamak, konuk etmek
    ezman gökyüzü
    ezmûn 1. deney, tecrübe. 2. sınav.
    ezmûngeh laboratuvar
    ezperest bencil, egoist
    Ê, ê êdî artık
    êk işteşlik zamiri
    êl aşiret, kabile
    êm yem
    ên iyelik sıfatların çoğul hali mesela: "dîsketên min" disketlerim.
    êrîş saldırı
    êrîşkar saldırgan
    êrîşkirin saldırmak
    êş ağrı, ızdırap, acı
    êşandin ağırtmak, acıtmak, incitmek
    êşbir ağrı kesici
    êşîn acımak, ağrımak, incinmek
    êtir 1. başka, başkası, artık. 2. sabır.
    êtirkirin sabretmek
    êzing odun

    êzingvan oduncu



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #6 : 03 Nisan 2010, 15:06:33 »


    F, f
    fafik kekeme
    fantên iskambil oyunu
    fatereşk dalak
    faş yüz kızartıcı, utanılacak söz veya davranış
    fayke kazak
    fê sara hastalığı
    fêdar saralı
    fedî utanç
    fedîkar utangaç, çekingen
    fedîkirin utanmak
    fedîyok utangaç, çekingen
    fehmkirin anlamak
    fêkî meyve
    felat kurtuluş
    fêm anlayış, kavrayış
    fêmkirin anlamak, kavramak
    fêmkor darkafalı, anlayışsız
    fena gibi, aynısı
    feq tuzak
    feqe din öğrenimi gören öğrenci
    feqî din öğrenimi gören öğrenci
    fer teksayı. "ferek sol" bir tek ayakabı.
    feraset anlayış
    fêrbûn öğrenmek, alışmak
    fere gerek, lazım
    ferfûr porselan, seramik
    fêrgeh okul
    ferheng 1. kültür, örf, adet. 2. sözlük
    ferhengok cep sözlüğü
    ferişteh melek
    fêrkirin öğretmek, alıştırmak
    ferman 1. buyruk, emir, talimat. 2. katliam, soykırım.
    fermanber memur
    fermanrakirin katliam veya tecrit kararı almak
    fermî resmi
    fermo buyrun
    ferşbûn mahcup olmak
    ferşkirin mahcup etmek
    ferx erkek piliç
    ferzîn santraçta vezir taşı
    fesal biçim, ölçü
    fetilîn dolanmak, dönmek
    fetisandin boğmak
    fetisîn boğulmak
    fetrûm aşı
    fetrûmkirin aşılamak
    fewikandin bir işi elden kaçırmak
    fewikîn bir şeyin elden çıkması, telef olmak
    fihêl aklanma
    fihêlkirin aklamak
    fikar endişe, kaygı
    fikirîn düşünmek
    fileh gayri müslim
    filitîn kurtulmak, kurtuluş
    fincik zıplama
    find mum
    findank mum
    fîntoz cilveli, süslü bayan
    fîqandin ıslık çalmak
    fîqerojk mantar
    firandin uçurmak
    firaq kap, kabkacak, bulaşık
    firaqşok bulaşık makinası
    firavîn öğle yemeği
    firawan geniş, kapsamlı
    fireh geniş, bol
    firehbûn genişlemek
    firehî genişlik, bolluk
    firehkirin genişletmek
    firfat yırtık pırtık
    firfaz zıplama
    firijîn hayvan aksırması
    firîn uçmak, uçuş
    firisandin tıkamak
    firj hayvan aksırığı
    firk 1. seyrek. 2. kramp, kasınç. 3. aralıklı.
    firkandin ovmak
    firkbûn seyrekleşmek
    firkkirin seyreltmek
    firmêsk gözyaşı
    firnik burun delikleri
    firoke helikopter
    firoşgeh mağaza, dükkan
    firoşkar satıcı
    firotin satmak
    fis sessiz yellemek
    fisegur 1. bir yabani mantar türü. 2. yırtık pırtık.
    fisek osurukçu
    fisikîn 1. bükülmek istenen değeğin çatlaması. 2. yürüken ayağın kayması.
    fisirîn tüymek, sıvışmak, kaytarmak
    fîskanî küçük, ufak
    fismirî sinsi
    fistiqîn burkulmak
    fistoqî 1. evde durmayan kimse. 2. evde durmayan köpek.
    fisû kokarca
    fîtê şırfıntı, sürtük
    fişar 1. baskı, zor. 2. saçma veya absürd söz.
    fişkirin sümkürmek
    fîtik ıslık
    fîtiklêxistin ıslık çalmak
    fîtnekar kışkırtıcı, provakatör, fitneci
    fîzar yardım isteyen kimsenin bağırma sesi
    fort palavra
    fote çarşaf
    fûrandin taşırmak
    fûrîn süt, yemek vb. şeylerin taşması



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #7 : 03 Nisan 2010, 15:07:59 »


    G, g

    ga öküz
    gaçêrîn uzun kuyruklu sığır ve tipi hayvanların sırtında parazit toplayan serçe tipi bir kuş.
    gadan inek ve boğayı çiftleştirmek
    gadar sığır otlak yeri
    gadoş toprak kap
    gaj yumak
    gakovî yabani öküz, bufalo
    galegal konuşma, sohbet
    galegalkirin sohbet etmek, çene çalmak, geyik muhabeti
    galte şaka, alay
    galtefis tembel
    gamêş manda
    gamirok yeni doğan çocukların yakalandığı bir tür hastalık
    gan 1. can. 2. sağmal hayvan memesi
    gandîl iri sağmal hayvan memeleri
    ganî canlı
    garan büyük baş hayvan sürüsü
    garing harman sırasında öküzlerin pisliklerini almak için altlarına konulan bir kap
    garis mısır, darı
    garnigan içinde süt gibi bir sıvı bulunan bir bitki türüdür. Bu sıvı müshildir.
    garte kızak
    gasin saban demiri
    gav 1. adım. 2. an. mesela: "gavadin" biraz önce. "vê gavê" şimdi, şu an.
    gavan sığırtmaç
    gavavêtin adım atmak, işe başlamak
    gavedin biraz önce
    gayin cinsel ilişkide bulunmak
    gaz tepenin en üst noktası
    gazgaz uğultu
    gazî çağrı, sesleniş
    gazîkirin çağırmak, seslenmek
    gazin sitem, şikayet
    gazîname celpname
    gazindok çok sitem eden
    gazîvan tellal
    gazîz incir kurdu
    gazûz güve
    gêç alçı
    gêçkirin alçılamak
    geda dilenci, yoksul
    gedandin dilenmek
    gede erkek çocuğu
    gef tehdit
    gefandin tehdit etmek
    geflêxwekirin tehdit etmek
    gefok tehditkar
    geh bazen, arasıra
    gêj sersem
    gêjbûn sersemleşmek
    gêjkirin sersemletmek
    gejmirandin öğütmek
    gel halk
    gelac 1. fitneci. 2. münakaşa
    gelacî kışkırtıcılık, fitnecilik
    gelale bademcik
    gelawêj 1. ağustos ayı bn. "tebax". 2. venüs gezegeni.
    gelek epey, çok, hayli
    gelemper genel, kamu
    gelemşe sorun, ihtilaf
    gelendar büyük ve iri direk
    gelêrî anonim, folklorik, otantik, halkla ilgili
    gelhe nüfus
    gelî 1. vadi, boğaz, dargeçit. 2. ey hitap ünlemi. "Gelî zarokno!". Ey çocuklar!
    gelo acaba
    gelş ihtilaf, fikir ayrılığı, sorun
    gelwaz ceviziçi ve incir gibi yemişlerin takılıp dizildiği iplik
    gemar pis, pislik, kirli, kir, pasak
    gemaro 1. ambargo. 2. abluka.
    gemirandin bir şeyin biçimini bozmak
    gemor hafif acıya çalan tat
    gengaz mümkün, olanaklı
    gengeşî tartışma, münakaşa
    genî kokuşmuş
    genîbûn kokuşmak
    genijîn kokuşmak
    genim buğday
    genûs cimri
    gep 1. yanak. 2. lokma.
    ger 1. eger, şayet. 2. gezi, seyehat. 3. ters akıntı. 4. arama fiili mesela: "Ez li hevalê xwe gerîyam." Ben arkadaşımı aradım.
    geran dolaşmak
    gerandin gezdirmek, dolaştırmak, idare etmek, yürütmek
    gêrbûn yuvarlanmak, devrilmek
    gerdan kovmak
    gerden boğaz, çene altı
    gerdengaz uzun boylu
    gerdenî tasma
    gerdûm kağnı
    gerdûn evren
    gerdûnî evrensel
    geremol kalabalık, karışıklık
    gerew rehin
    gêrik karınca
    gerîn genmek, dolaşmak
    gerînek girdap
    gerînende direktör, müdür
    gerisandin ezmek, çiğnemek
    gêrkirin devirmek, yuvarlamak
    germ sıcak
    germahî sıcaklık
    germav kaplıca
    germbûn ısımak
    germî bulgur pilavı
    germiyan kışlak
    germjimêr termometre
    germkirin ısıtmak
    gername seyahatname
    gernas yiğit, kahraman
    gerok seyyah, gezgin
    gerran varyoz
    gêrûse eldeğirmeni
    geş canlı, gür
    geşbîn iyimser
    geşedan gelişme
    geşepêdan geliştirmek
    geşt gezi, seyahat
    geştiyar turist
    geştiyarî turizm
    gevez 1. kızıl, gül regi. 2. boyada kullanılan kımızı bir ilaç
    gevizîn ağınmak, debelenmek
    gewr boz, ağarık, beyazımtırak
    gewre büyük
    gewşîn özellik
    gez 1. ılgın ağacı. 2. ısrık.
    gezek ısırgan otu. bn. "gezgezk".
    gezende ısırıcı
    gêzer havuç
    gêzgêrik baş dönmesi
    gezgezk ısırgan otu.
    gêzî süpürge
    gêzirandin oyalamak
    gêzîvan süpürgeci, çöpçü
    gezkirin ısırmak
    gezo kudret helvası.
    geztin ısırmak
    gibîse dört yılda bir şubat ayının 29 çekmesi
    gihan ulaşmak, varmak, yetişmek
    gihandin yetiştirmek, ulaştırmak
    gihanek bağlaç
    gihîştin yetişmek, ulaşmak, olgunlaşmak
    gijbûn 1. tüylerin dikenleşmesi veya diken diken olması. 2. hayvanlarda saldırma sırasında tüylerin kabarması veya dikenleşmesi.
    gijlok dolu yağışı
    gil 1. kil. 2. yuvarlak, yuvarlamak gibi kelimelerin kökü.
    gilar çene altından sarkan tombul etler
    gilare kütük
    gilde yumak
    gildêma ayçiçeği
    gilî şikayet
    gilîdar şikayetçi
    gilik bızır, kilitoris
    gilîkirin şikayet etmek, yakınmak
    gilok yumak
    gilolî yuvarlanan herhangi bir şey
    gindirandin yuvarlamak
    gindirîn yuvarlanmak, devrilmek
    gindor 1. luğ, silindir. 2. kavun.
    ginginok burnundan konuşan
    gir büyük ve iri tepe
    gîr kabız
    giramî saygı, hurmet
    giramîgirtin saygı göstermek
    giran 1. ağır, yavaş, zor, pahalı. 2. ciddi mesela: "giranbe!" ciddi ol!.
    giranbiha değerli, pahalı
    gîrandin ağlatmak
    giranî ağırlık, pahalılık
    girar bulgur pilavı
    girav ada
    gîrbûn kabız olmak
    gîre kabız olan
    girêcan ruhi sıkıntı, stres
    girêdan bağlamak, düğümlemek
    giregir ileri gelen, elit, eşraf, asil kimse
    girêhişk kör düğüm
    girêk 1. düğüm. 2. bağlaç. 3. budak.
    girfan cep
    girgîn azgın, öfkeli
    girgirik çocuk arabası
    girgirok el arabası
    girhan delik veya bir gediğin kendiliğinden kapanması hali
    girî ağlama
    girîn ağlamak
    girîng önemli, mühim, gerek(li)
    girîngî önem
    girîngîdan önem vermek, önemsemek
    girnijandin 1. gülümsetmek. 2. katlamak.
    girnijîn gülümsemek, tebessüm etmek
    girnoz pürüzlü
    gîrobûn ertelenmek
    gîrokirin ertelemek
    girover yuvarlak, küre
    girs iri, büyük
    girse kitle
    girseyî kitlesel
    girtek makbuz
    girş 1. kiriş. Üzerinde döşeme tahtalarını mıhlamak üzere kılıçlama yerleştirilen uzun yassıca direk, 2. hatıl. Duvarı berkitlemek için taşların arasına yatırılan direk. 3. cüsse. Canlıda iri gövde.
    girtî tutsak, mahkum
    girtîgeh cezaevi, hapishane
    girtin almak, yakalamak, kapmak, tutmak, tutuklamak
    girûz pürüzlü
    giryandin ağlatmak
    gît kışın belirli soğuk günleri
    giş tüm, bütün, tamam
    giştî genel
    gîtik kaval kemiği
    givî içine maya atılmış süt
    giya ot
    giyan can, ruh
    giyanewer canlı
    giyanî 1. canlılık. 2. ruhsal.
    gizgizîn 1. karıncalanmak. 2. sıtmadan kaynaklanan titreme.
    gîzre ne yaş ne kuru ağaç
    gobilîna bê esinti
    goçavik gözlük
    goçke nasır
    gokbaz futbolcu
    golik buzağı
    gom 1. yazlık ev. 2. küçük göl, gölcük. 3. köm. 4. suskun pek az konuşan. 5. ortalıkta görülmeyen, kendisinden haber alınmayan, kayıplara karışan. "zarok gombû" çocuk kayıplara kaıştı veya çocuk ortalıktan kayboldu.
    gomik 1. küçük kulübe. 2. kuzu, oğlak ve buzağıların konulduğu havlu
    gopal baston
    gor mezar
    goranî 1. kürtçenin bir lehçesi. 2. şarkı, türkü.
    gorevan mezarcı
    gorî kurban, fedakarlık
    goristan mezarlık
    gornebaş vaşak
    gornebeşk vaşak
    gornepişk mezar soyguncusu
    gosan ağustos böceği
    gosartme rezil, gülünç duruma düşmüş
    gotar 1. makale. 2. nutuk.
    gotegot söylenti
    goşt et
    goştî tuzlanıp kış için saklanan et
    goştpere cenin
    gotin söylemek, demek
    gotindar sözü söyleyen
    gotûbêj söyleşi, tartışma
    gove şahit
    govend halay
    govendger halay çeken
    goyende söyleyen kişi
    goyin nöbet sırası
    goyinger nöbetçi
    gû bok, insan dışkısı
    guh kulak
    guhar küpe
    guhartin değiştirmek, değiştirme, değişim
    guhbirin başının etini yemek
    guhdan dinlemek, dikkate almak
    guhdar dinleyici
    guher ağıl
    guherbar değişken, değişebilir
    guherîn değişmek, değişim
    guherînkar değiştirci, değiştiren
    guherto versiyon
    guhêzbar mobil, taşınabilir
    guhêztin 1. nakletmek, aktarmak, ulaştırmak. 2. tayin etmek. 3. gelini baba evinden damat evine götürmek.
    guhlêbûn 1. duymak, işitmek, farkına varmak. 2. bakmak, dikkat emek. "Guhê te li mal be." Eve dikkat et. veya Eve bak.
    guhlêdêrandin kulak kabartmak, dikkat etmek
    guhnedar umursamaz, aldırmaz
    guhrep kepçe kulak
    gûkirin sıçmak
    gulan mayıs ayı
    gule kurşun
    gulebarankirin taramak, kurşuna tutmak
    guleberbiro ayçiçeği
    gulebûk gelincik
    gûlî 1. ağaç dalı. 2. saç örgüsü.
    gulkelem karnıbahar
    guman şüphe, kuşku
    gumanbarbûn kuşkulanmak, şüphelenmek
    gumgumok kertenkele
    gumş lokma
    gun taşak
    gûn renk
    guncaw uygun, müsait
    gund köy
    gundî 1. köylü. 2. cahil, kaba kişi.
    guneh günah
    gunehdaweşandin günah çıkartmak
    gunehkar günahkar, suçlu
    gunehpêhatin acımak
    gungilî kıvırcık
    gunoyî taşak fıtığı
    gupik topuk
    gur 1. kurt. 2. gür, canlı.
    gurçik böbrek
    gurê manco masallarda adı geçen ve öcü olarak anılan mitolojik kurt
    gurêx kurt köpeği
    gurî 1. uyuz. 2. kel, saçsız.
    gurîbûn uyuz olmak
    gûstêrk ateş böceği
    gustîl yüzük
    guşî salkım
    guvaştin sıkmak
    gûzan ustura
    guzvan yüksek
    gwîzek baldır kemiği (ayak bileğinin iki yanındaki ceviz şeklindeki kemik)



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #8 : 03 Nisan 2010, 15:09:11 »


    H, h

    halan nara
    halandin nara atmak
    handan teşvik etmek, motive etmek
    handêr teşvik edici
    hanê böyle, şöyle, öyle, söz konusu
    har kuduz, azgın
    harbûn kudurmak, azmak
    harkirin kudurtmak, azdırmak
    hata îro bugüne kadar
    hate hetayê sonsuza kadar
    haş sakın, yatışmış
    haşbûn yatışmak, teskin olmak
    haşî suskunluk
    haşkirin yatıştırmak, teskin etmek
    haşû yüz ile astarın arasına yayılarak doldurulan pamuk
    hatin 1. gelmek, geliş. 2. gelir.
    hator kireç taşlarını dövmekte kullanılan tahta tokmak
    haveyn maya
    haveynbûn mayalaşmak
    haveynkirin mayalamak
    havil yarar, fayda
    havîn yaz
    havîngeh yazlık
    havlêk süpürge
    havoksazî 1.sentaks. 2.cümle bilgisi
    hawar imdat, yardım çağrısı
    hawî 1. sürüden ayrılıp başka sürüye katılan koyun. 2. yarı deli, çılgın
    hawîn hatin canı sıkılmamak
    hawir çevre
    hawirde ithalat
    hawirdor etraf
    hawirparêz çevreci
    hawran pelerin
    hay haber, bilgi
    haydar haberdar, bilgili
    haydarbûn haberdar olmak
    haydarkirin haber vermek, bilgilendirmek
    hayjêhebûn haberdar olmak, bilgi sahibi olmak
    haylêbûn farkına varmak
    hê daha, henüz
    heb tane, tablet, hab
    heban tulum
    hebirman kış için kurtulup saklanılan nar taneleri
    hebişandin hızlı ve oburca yemek yemek
    hebreş çörek otu
    hebûn 1. sahip olmak. 2. varlık, var olmak.
    hêç kendini kaybetmiş, azgın
    hechecik kırlangıç
    hedar karar kılma, yatışma
    hêdî yavaş
    hêdîka yavaşça
    hedirîn karar kılmak, yatışmak
    hefik yutak
    hefsar yular
    heft yedi rakamı
    heftê yetmiş
    heftok beş taş oyunu
    hêja değerli
    hejale pejmürde, pasaklı
    hejandin salamak
    hejar yoksul, fakir
    hejarî yoksulluk
    hejesor iğde
    hejik çalı
    hejîn salamak
    hejîr incir
    hejmar sayı
    hejmartin saymak
    hek ağabey
    hêk yumurta
    heka eğer, şayet
    hekandin kazımak
    hêker örgü ören
    hêkerûn omlet
    hêkî örgü örme işi.
    hêl taraf, yön
    e lale
    helan kolaylıkla yontulup kazınabilen taş
    helandin eritmek
    helbest şiir
    helbestvan şair
    hêle keklik ve benzeri kuşların avı.
    hêlekan salıncak
    hêlî ayna
    hêlik 1.salıncak. 2.taşak, haya.
    helîn erimek
    hêlîn kuş yuva
    helkehelk nefes nefese kalmak
    helperist çıkarcı, oportünist
    helsengandin değerlendirmek
    helwest tavır, tutum
    helwestgirtin tavır almak
    hem hem
    hêma imge, sembol
    heman aynı
    hêman unsur, öğe
    hemandin bir toprak parçasının otlak yapılmaması için etrafını çevirmek
    hêmanên bingehîn temel öğeler
    hêmayî imgesel
    hember karşı, mukabil
    hembêz kucak, bağır
    hembêzkirin kucaklamak
    hemd istenç, irade
    hêmî çürüyecek duruma gelmiş olan elbise
    hêmin ağırbaşlı, mulayim, vakur
    hemû hepsi
    hemwate eşanlamlı
    hemzik bir yemek çeşidi
    hemzir ufak ama çalışmada güçlü eşek
    henase nefes
    hendef uçurum
    henderan gurbet, diaspora
    hene kına
    henek şaka
    henek kirin şaka yapmak
    henekbaz şakacı
    henekpêkirin alay etmek, dalga geçmek
    heng 1.balarısı. 2.askeriye de alay.
    hengkuj nilüfer
    hênijîn uyaklamak, dalmak
    hênik serin
    hênikahî serinlik
    hênikbûn serinlemek
    hênikkirin serinletmek
    hepik dokuma sırasında sıklaştırmayı sağlayan alet
    heqîp heybe
    her car her defa
    her çawa her nasılsa
    her çend her ne kadar
    her dem her zaman, sürekli
    her kes her kes
    her tim her zaman, sürekli
    her tişt her şey
    her û her sürekli, daima
    her wekî din ve benzeri
    her wiha ayrıca
    hêrandin öğütmek
    herêm bölge
    herêmkî bölgesel
    hereşe tehdit
    hereşelêkirin tehdit etmek
    herî 1.çamur. 2.en
    herî baş en iyi
    herî mezin en büyük
    heridandin gücendirmek, darıtmak
    herifîn yıkılmak, tahrip olmak
    herikîn akmak
    herimandin berbat etmek
    herimîn berbat olmak, boşa gitmek
    hêrs kızgınlık, sinir, öfke
    hêrsbûn kızmak
    hêrsok alıngan, çabuk kızan
    hes 1.his. 2.ses
    hêsa dinlenmiş
    hêsabûn dinlenmek
    hesan bileme taşı
    hêsan kolay
    hêsanî kolaylık
    hesankirin bilemek
    hêsî rüzgarın etkisiyle bir yer de biriken kar yığını.
    hesibandin adlandırmak, bir şeye saymak
    hesin demir
    hesinkar demirci
    hesk kepçe
    hesp at
    hespê sêwak yılkı atı
    hest duygu
    heste çakmak
    hestî kemik
    hestîhêr şiret, inatçı
    hestîn hissetmek
    hêstir göz yaşı
    hestîvk fırıncı spatülü veya küreği
    hestiyar duygulu, duygusal, hassas
    hestpêkirin hissetmek
    hesûd kiskanç
    hêt but
    heta e değin, e kadar
    hetav güneş ışığı
    heterkirin ısrar etmek
    heş ağız içi ağrılarını iyileştirmeye yarayan mavi bir toz
    heşandin doldurmak, dolgu yapmak
    heşaş neşeli, şen
    heşifandin yazarken mürekebi kağıt üzerinde dağıtmak
    hêşîn yeşil
    hêşînnahî yeşillik, sebze
    heşt sekiz
    hêştir katır
    heştirme deve kuşu
    heştpê ahtapot
    hetîk başkalarının rezil olmalarına neden olmak
    hetikandin rezil etmek
    hetîketî rezalet, skandal
    hetikîn rezil olmak
    hetrek sert vuruş
    hev sözcüğe birbirine, beraber anlamı katar
    heval arkadaş, yoldaş
    hevalbend 1.müttefik. 2.kafadengi
    hevalbendî ittifak
    hevaltî arkadaşlık
    hevbajar hemşehir
    hevbeş ortak, özdeş
    hevbuha eşdeğer
    hevçeng bacanak
    hevçerx çağdaş,modern
    hevcure türdeş
    hevdem çağdaş, modern
    hevdeng eşsesli
    hevdil gönüldaş, yürekdaş, yoldaş
    hevdîtin görüşme
    hevedudanî bileşik
    hevenav cins isim
    hêvî umut
    hêvîdar umutlu
    hêvidar im umutluyum, umarım
    hevîr hamur
    hêvişandin esirgemek, muhafaza etmek
    hevkar ortak, meslektaş
    hevkarî işbirliği
    hevkêşe denge
    hevling bacanak
    hevnasîn tanışma
    hêvojkarî eğitim
    hevok cümle
    hêvotin eğitmek
    hevpar ortak
    hevpeyman mütefik, bağlaşık
    hevpeyvîn röportaj
    hevpîşe meslektaş
    hevrê yoldaş
    hevta aynı tarafı tutan.
    hew artık, bundan böyle
    hewa hava
    hewadar havalı
    hewandin barındırmak, bağrına çuisum
    hewce gerekli, lazım
    hewceder muhtaç
    hewdel un çorbası
    hewez şaka, latife
    hêwi nem, rutubet.
    hewîn sabır, dişlik
    hêwirandin kondurmak, barındırmak, konuşlandırmak.
    hêwirîn konmak, konuşlanmak, konaklamak
    hewl çaba, girişim
    hewldan çabalamak
    hewnas ekin biçenlerin başı.
    hewq basamak
    hewş ağıl, avlu
    hewşan yazları dışarıda veya avluda yatma mevsimi.
    heya e kader, e değin
    heya niha şimdiye kadar
    heyam dönem, çağ
    heyber varlık
    heye ku belki
    heyf acıma, üzülme
    heyf e! 1.yazık! 2.öç, intikam
    heyf hilanîn intikam almak
    heyfa min bi te tê! sana acıyorum.
    heykatkirin anlamak
    heylê heyat (dişli)
    heylo heyat (eril)
    heyv gökteki ay
    heyveron ay ışığı, dolunay
    hez sevgi
    hêz güç
    hezandin sarsmak
    hezaz yer kaymasi
    hêzên ewlekariyê güvenlik güçleri
    hêzkar güçlendirici
    hezkirin sevmek
    hibr mürekkep
    hîç hiç
    hil 1.önek. 2. sözcüğe yükseklik, yükselen anlamı yüklar.
    hilanîn 1.bir şey birine veya bir amaç içi
    hov barbar, vahşi
    hovîtî vahşilik
    hoy şart, koşul
    hoz boy, kabile
    hûçik elbise kolu, yen
    hundir iç, içeri, içerde
    hundirîn içsel, dahili
    huner sanat, yetenek
    hunerên dîtbarî görsel sanatlar
    hunerî sanatsal
    hunermend sanatçı
    hûr 1.ufak, küçük. 2.işkembe.
    hûrbijer titiz
    hûrik mink, ufak tefek
    hûrkirin 1.doğramak, ufaltmak. 2.para bozmak.
    hût mitolojik canavar
    Hwd. ve benzeri, vesaire



El-Cezeri

  • AS Üye-Kupa
  • *
  • Konuyu Açan
  • Toplam İleti: 8312
  • Toplam Konu: 449
  • Süper Puan: -19529
  • PuanBank: 0
  • www.elcevap.net
  • Katılım: 11/2008
    YearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYearsYears
    • Profili Görüntüle
  • [Puan Gönder]
  • [Puan İste]
Ynt: A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
« Yanıtla #9 : 03 Nisan 2010, 15:11:54 »


    I, i
    ingirîn inat etmek
    int kin
    intdar kindar
    intîn kin gütmek
    irq irk, soy
    istan yer, mekan anlamlı veren sonek (goristan, Kurdistan gibi).
    istatîstik istatistik
    istêre yatak dolabı
    işev bu gece


    Î, î

    îca/îcar bu kez, bu sefer
    île adacık
    îlon eylül
    în cuma günü
    încare saksı
    îro bugün
    îsal bu yıl, bu sene
    îsawî hiristiyan
    îslam islam
    îsot biber
    îstgeh durak, istasyon


    J, j

    jan sancı, sızı, acı
    jana zirav verem
    jandan sancımak, sızlamak, acı vermek
    jandar sızı veya sancı veren.
    jangirtin sancı veya sızıya tutulmak.
    jar 1.sefil, zavallı. 2.zayıf, sıska.
    jarîn inlemek, sızlamak
    jawak vahşi, yırtıcı
    jêbir silgi
    jêderk kaynak, köken
    jêgerîn vazgeçmek
    jêgirtin 1.elinden almak. 2.alıntı.
    jêhatî becerikli, başarlı, yetkin
    jehezkirin birini veya bir şeyi sevmek.
    jehr zehir
    jehrbûn zehirlenmek
    jehrîn zehirli, toksin
    jehrkirin zehirlenmek
    jêkirin kesmek, koparmak, sökmek
    jênager vazgeçilmez
    jeng pas
    jeng girtin pas tutmak
    jengar paslı
    jenîn 1.halaçlamak, taramak, dokunmak. 2.nabız veya kalbin atması. 3.titreşmek, ışık veya şisäğm çakması. 3.zonklamak
    jêr aşağı, alt
    jêrîn aşağı, aşağıda, alt taraf
    ji edat. sözcüğe den, leyin, le, ce, de, da anlamlı yükler
    jî 1.de, da, dahi anlamı veren edat. 2.ömür. 3.yay.
    ji ber ezbere, ezber
    ji ber ku çünkü
    ji ber vê yekê bundan dolayı
    ji besta gotin sayıklamak
    ji bilî den başka
    ji dil û can içten, samimi
    ji îro pê ve bugünden itibaren
    ji kerema xwe re lütfen, zahmet olmasa
    ji mêj ve eskiden beri
    ji nû ve yeniden
    ji rêzê sıradan
    ji xeynî den başka
    jiberkirin ezberlemek
    jimare numara, rekam, sayı
    jin kadın
    jîn yaşam
    jinane kadınca, kadınsı
    jinbav üvey anne
    jinbira yenge
    jîndar canlı
    jinebî dul kadın
    jinem amca hanımı ( karısı )
    jînenîgarî özyaşam, biyografi
    jîr akılı, zeki, yetkin
    jîrane zekice, akıllıca
    jîrî zeka, zekilik
    jivan 1.randevû, buluşma. 2.düelo.
    jixwe zaten
    jixwebawer kendine güvenen
    jixweber kendiliğinde
    jiyan yaşam
    jiyana rojane günlük yaşam
    jiyîn yaşamak
    jor yukarı, yüksek
    jorîn yüksekte, yukarda
    jovan poşman
    jûnî diz, diz kapağı
    jûr oda





A'dan Z'ye Kürtçe Kelimeler ve Türkçe Anlamları
 

GoogleTagged



Benzer Sayılabilecek Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1413 Gösterim
Son İleti 11 Ekim 2010, 19:15:21
Gönderen: bizbize
1 Yanıt
1925 Gösterim
Son İleti 16 Aralık 2010, 07:56:24
Gönderen: craig
1 Yanıt
2472 Gösterim
Son İleti 21 Kasım 2012, 22:07:54
Gönderen: bozuk
2 Yanıt
1458 Gösterim
Son İleti 16 Mart 2012, 12:19:19
Gönderen: gearW
4 Yanıt
1821 Gösterim
Son İleti 07 Mart 2013, 22:40:22
Gönderen: tentene



UNUTMAYALIM Anayasa: Madde 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Madde 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ

Madde 19 : Herkesin düsünme ve anlatma özgürlügü vardır. Buna göre, hiç kimse düsüncelerinden dolayı rahatsız edilemez. Ayrıca ülke sınırları söz konusu olmaksızın bilgi ve düsünceleri her türlü araçla aramak, sağlamak ve yaymak hakkına sahiptir.



Sitemiz forum sistemi olduğu için önceden izin alınmaksızın ve sonradan haber verilmeksizin konular açılabilmekte ve yorumlar yapılmaktadır. Eğer bu siteyi şu anda geziniyor ve size, yahut kanuni temsilcisi bulunduğunuz gerçek ya da tüzel kişiler aleyhinde uygun olmayan, yasalar çerçevesinde problem oluşturan bir sorun gördüyseniz, altta görülen resmi e-mail adresimize haber edebilirsiniz. E Mailiniz bize ulaştığında gerekli incelemeyi yaparak durumu açıklığa kavuştururuz. Sürekli yayında olan sitemiz için bu tür durumları fark etmemiz, her zaman mümkün olmayabilir. Bu tür durumlardan hemen her daima paylaşımları yapanlar sorumludurlar. Bunu gezinen tüm ziyaretçiler kabul etmiş sayılırlar. Aksi halde yayınların durumundan sorumlu tutulamayız.

A.T. Resmi e-mail Adresi


ÇOK ÖNEMLİ UYARI: Forumdaki Aktif-Nonaktif listede değilseniz saat başına 2 SÜPER PUAN kaybınız vardır! Renkli konumda olanlar aktif konumda oldukları için saat başına puan kazanırlar. DİKKATİNİZE!
bayrak