Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..

   Son 3 mesaj


   Seçkin Yazılar


   Günün Popüler Konusu - Ayın, Haftanın, Günün En Aktif Üyesi

Şu an forumda günün en popüler konusu: Kimler cennetlik (26)
Başlatan: inancveahlak Son yazar: inancveahlak
Ayın Üyesi: redyellow
Haftanın Üyesi: El-Cezeri
Günün Üyesi: El Fuego

Forumda en son açılan konular

xx Söyle söyle kimdi o? Bilgen Bengü Nostalji | 31 Tem 10
candy
18:27:11 Gönderen: candy
Görüntülenme: 5 | Yorumlar: 0

70'li 80'li yılların ezgileri... Ayrı bir tat var ...


Sayfalar: 1 ... 3 4 [5]
Evrim Teorisi

ANINDA TEPKİ/Evrim Teorisi => Üst başlık evrim teorisinin bilimsel temelde tartışılması için açılmıştır. Evrim teorisi konusunda fikirlerinizi ve eleştirilerinizi bu

A A A A
Gönderen Konu: Evrim Teorisi  (Okunma sayısı 10573 defa)

duru ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Hosting firmasının Sunucusunda yaşanan bazı problemler nedeniyle zaman zaman ciddi şekilde sitemiz ağırlaşmaktadır. Bu nedenle bir müddet daha devam edebilecek bu olay için çalışılmakta olduğu bildirildi. Duyurulur.

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #100 : 08 Haziran 2009, 15:21:17 »
Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın

bilimsel bir araştırmadan yapılmış alıntıdan alıntı'dır..


insan ırkının boyunun uzamasının temel sebepleri;

ısıl faktörlerden kendisini daha iyi koruyabiliyor olması: yüzey alanımızı küçük tutmamız gerekmiyor.

yük taşıması için insan bedeninin daha az kullanılması

ve

"protein" kaynaklarının eskiye nazaran daha kolay ulaşılır ve temin edilir olmasıdır.


Elbette "istisnai" durumlar söz konusu olabilir ama "trend" uzama yönündedir.


ister katılın ister katılmayın..
"ALLAH" İNSANLARIN YARATTIKLARI BİR KAVRAMDIR.    ليس هناك شيء يسمى الله ، والله ليست سوى مفهوم وهمي    Türban kadına yapılan ve kadının kendisine yaptığı en büyük hakarettir.----h t t p : / / sexyhuri.blogspot. c o m (adresi copy paste ettikten sonra boşlukları siliniz)---

placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #101 : 08 Haziran 2009, 16:11:01 »
Boyu sadece "sağlıklı ve doğal" ürünler uzatır diye düşünmek yanlış olur. Hormon dengesi bozuk, normalden fazla hormon içeren veya yiyen bireyin vücudundaki hormon dengesini değiştiren ürünler boy uzunluğunu etkileyebilir.

Dediğiniz şey de olabilir ama ben sağlıklı ve doğal ürünler boy uzatır demedim.

Sağlıklı ve doğal ürünlerin gün geçtikçe yok olmasıyla yerlerini yapay ve genleri bozulmuş ürünlerin alması boy uzatmaz tam tersi boy kısaltır..

Yaşadığınız şehirleri bilmiyorum ama benim yaşadığım İstanbul' da özellikle bayan boy uzunluk ortalaması 1.50..
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur”
M.Kemal ATATÜRK

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #102 : 08 Haziran 2009, 16:16:05 »
yukarda araştırma yolladık ...Bilimsel konuş...benim çevremde de 1,90lık oğlan çocukları kaynıyor.

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #103 : 08 Haziran 2009, 16:17:43 »
92 doğumluyum benim boyumda 1.86 ama benim söylemek istediğim o değil.

geçmiş zamanlardan günümüze insanoğlunun boy ortalamasında bir değişiklik oldumu olmadımı?

eğer olduysa Evrim geçirme olayı gerçekden var olan bir olaydır ama sizin bahsettiğiniz gibi tek bir atadan evrildiğimiz anlamınada gelmez.
artık ucan spagetti canavarı konusunda agnostik değilim

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #104 : 08 Haziran 2009, 16:22:57 »
linke tıklarsan göreceğin grafikler insan ırkının boy ortalamasındaki değişimleri gösteriyor.


Bu arada "evrim" sadece "boy" değişimi ile ispat veya iptal edilemez ki ?

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #105 : 08 Haziran 2009, 16:32:59 »
Evrim kelimesinin anlamı bir şeylerin değişime uğraması değilmi? Oysa bugün evrim kelimesi tek bir anlam içine sıkıştırılmış durumda. İnsan ırkının boyunun zamanla uzaması ve kısalması evrime uğradığı anlamına gelmezmi örneğin; 1.500 yılında ortalam insan boyu 2 metreyken (bu konu hakkında bilgim yok) şuan 1.75 olması bir evrim sürecini göstermezmi?

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #106 : 08 Haziran 2009, 17:08:35 »
elbette "örnek" olarak gösterir ama Evrim'in tek dayanağı "fiziksel" değişimler değildir.

Boşver insanın evrimini falan..


Ben sana başka bir örnek vereyim..

Annem anlatır;
Ben 1977'liyim küçüklüğümde zatürre geçirdiğimde bir doktor 100miligram antibiyotik yazmıiş , bir başka doktor bu kadar yüksek dozda antibiyotik mi verilir diye veryansın etmişti.

Şimdi zatürre olanlara kaç miligramlık antibiyotik veriyorlar biliyor musun ??
1000 ile 1500 miligram..


virusler , bakteriler sürekli güçleniyorlar, değişiyorlar,

onlara olan şeyin insanlara olmamasının imkanı var mı ?

Al sana 20 yaş dişleri, şimdi kullanmadığımız için çenemizin içinde hapis kalıyorlar, belki 100bin nesil sonra 20 yaş dişleri kalmayacak, çünkü 20 yaş dişi çıkanlar çeşitli enfeksiyonlar yüzünden yok olup 20 yaş dişi çıkmayanlar ise yaşamaya devam edebilecekler..



GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #107 : 08 Haziran 2009, 17:19:24 »
Evrim teorisi hakkında pek bilgim yok. Bilimsel verileri takip eden veya bilimle ilgienen biri olduğumda pek söylenemez ama akıl ve mantık çerçevesi içinde bu konu hakkında yapabileceğim tek bir yorum var oda bir Karınca ile bir İnsanın ortak atadan evrilemeyeceği gerçeğidir. (gerçek olmayadabilir ama akıl ve mantık yoluyla bu sonuca ulaşmak mümkün)

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #108 : 08 Haziran 2009, 17:21:30 »
ama objektif bir bakış açısıyla konuya yaklaşınca ve karıncaların hareketlerini inceleyince : Yazın çalışıp kışın yemesi, evine yiyecek götürmesi, bir karınca öldüğü zaman cesedini ortada bırakmayıp diğer karıncaların onu taşıması gibi davranışlar evrim teorisinin "olabileceğine" kanıt olarakda gösterilebilir belki.... Sonuçta tüm canlılar bazı ortak davranışlar sergiliyor. Karıncayla insan arasında bile bir çok ortak davranış var. Karıncaların bir yol çizip aynı yolda gitmesi bile karıncalar arasındaki yaşamı bir düzene oturtma çabasıdır.

placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #109 : 08 Haziran 2009, 17:27:38 »
yukarda araştırma yolladık ...Bilimsel konuş...benim çevremde de 1,90lık oğlan çocukları kaynıyor.

Gözlem de bilimsel bir metodtur..

Selam söyle onlara ne diyim..

placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #110 : 08 Haziran 2009, 17:28:55 »
ama objektif bir bakış açısıyla konuya yaklaşınca ve karıncaların hareketlerini inceleyince : Yazın çalışıp kışın yemesi, evine yiyecek götürmesi, bir karınca öldüğü zaman cesedini ortada bırakmayıp diğer karıncaların onu taşıması gibi davranışlar evrim teorisinin "olabileceğine" kanıt olarakda gösterilebilir belki.... Sonuçta tüm canlılar bazı ortak davranışlar sergiliyor. Karıncayla insan arasında bile bir çok ortak davranış var. Karıncaların bir yol çizip aynı yolda gitmesi bile karıncalar arasındaki yaşamı bir düzene oturtma çabasıdır.

Dawkins' in kör saatçi kitabını oku çok güzel açıklamış evrim teorisini..

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #111 : 08 Haziran 2009, 18:51:33 »
Evrim teorisinden önce şuan yoğunlaştığım temel yaratıcı felsefesiyle ilgilenmeyi tercih ediyorum. Richard dawkinsin Tanrı yanılgısı kitabını fırsat bulunca alıp okumayı düşünüyorum şuan için Evrim Teorisine kafa yormayı düşünmüyorum. Sadece kafamdaki belli başlı şeyleri söyledim  :s3:

Evrim Teorisinede tıpkı yaratıcı inancındaki gibi "Oladabilir, olmayadabilir" yani Agnostik düşünceyle yaklaşmayı tercih ediyorum. Ama olmama ihtimali daha yüksekmiş gibi geliyor bana  :s3:

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #112 : 08 Haziran 2009, 22:57:49 »
@deep, kişisel düşüncem; muhtemelen varlardı ama yaşam şanslar çok düşük olduğu için çok kısa süre yeryüzünde kaldılar sonra da yok oldular. Tabii burada milyonlarca yıllık bir zaman dilimi var. Bu tür canlılara dair fosil bulmak çok zor. Çünkü bu türler genelde soylarını sürdüremedikleri için fazla sayıda değildi.


bu hassas organların kafada birikmesi için milyonlarca canlı var olması gerekir. sanırım tespit edilen milyonlarca yıllık fosillerin tamamında bu hayati organlarda kafada yer almaktadır.

dolayısı ile ilk omurgalı canlıların kafaları birden bu şekilde ortaya çıkmış demektir. ya da başka kafa yapılarına ait fosillerin bulunması gerekir.

böyle tespit edilen fosil olmadığına ve çok hücrelilerden omurgalılara geçişte ilk denemede kafada bu hayati organları biraraya getiren mutasyon vs inde olamayacağı düşünülürse evrim konusu biraz daha soru işareti oluşturmaya devam etmektedir ...


zamanını faydalı işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #113 : 08 Haziran 2009, 23:06:44 »
92 doğumluyum benim boyumda 1.86 ama benim söylemek istediğim o değil.

geçmiş zamanlardan günümüze insanoğlunun boy ortalamasında bir değişiklik oldumu olmadımı?

eğer olduysa Evrim geçirme olayı gerçekden var olan bir olaydır ama sizin bahsettiğiniz gibi tek bir atadan evrildiğimiz anlamınada gelmez.

böyle bir yöntem ile evrim teorisinin varlığı iddia edilemez. evrim teorisi mutasyon, seleksiyon ve adaptasyon mekanizmasının üçünün bir arada olduğu durumda geçerli olur.

bir populasyonu dış görünüş itibari ile ikiye ayırıp fenotip olarak birbirinden farklı bireyler elde edebilirsiniz. mesela siyah ve beyaz ırkı birbirleri ile çiftleştirirseniz bu iki birbirinden ayrılır. ama bu evrim değildir.

evrim olabilmesi için mesela beyaz ırka ait insanların mutasyon ile kanat kazanması, kanat kazananların kazanmayanlara göre avantaj yakalaması, kanadı olmayanların türlerini devam ettirememesi ve kanatlıların bir zaman sonra populasyona hakim olması gerekir ...

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #114 : 08 Haziran 2009, 23:10:26 »
Yani insanların boy ortalaması 2 metreden 1.70 e inmesi evrime uğradığını göstermez mi :S Sonuçta buda bir "değişim" değilmi?

metalok

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #115 : 08 Haziran 2009, 23:20:20 »
@deep yüzmilyonlarca yıllık bir süreçten bahsediyoruz.
Daha koca koca dinazorlara ait bile tam olarak, sağlam bulunmuş çok sayıda fosil örneği yoktur. Hal böyle iken daha önceden oluşmuş ve az sayıda olduğu tahmin edilen bahsedilen canlıların bulunma olasılığı daha düşük kalıyor.
Düğünlerde yanına gelip seni dürterek ''Sıra sana geldi'' diyen yaşlılardan sıkıldıysan sende aynısını Cenazelerde onlara yap.

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #116 : 08 Haziran 2009, 23:22:45 »
Yani insanların boy ortalaması 2 metreden 1.70 e inmesi evrime uğradığını göstermez mi :S Sonuçta buda bir "değişim" değilmi?

her değişim evrim değildir. eğer evrim sizin algıladığınız şekilde olsaydı evrime itiraz eden olmazdı.

evrim mekanizmasını tetikleyen birincil unsur mutasyondur. ortaya çıkan organizma eğer bir avantaj kazanmışsa diğer bireylere göre avantaj elde eder ve zamanla populasyondaki sayısını artırır.

dolayısı ile mutasyonsuz verilen örnekler evrime örnek olmaz, zira çevremizde mutasyonsuz binlerce değişim olmaktadır ...

mesela iki atadan gelen bütün insanlar değişim geçirip kimi siyah kimi beyaz kimi sarı ırk olmuşlardır. ama neticede hepsi insandır. eğer insanlar evrim geçirmiş olsalardı başka türlere ayrılmaları gerekirdi.

mesela kanatlı insanlar, solungaçlı insanlar, memeli insanlar vs...

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #117 : 08 Haziran 2009, 23:24:08 »
Peki ara geçiş fosili bulundu diyelim. (ara geçiş fosili; Bir canlı, başka bir canlıya dönüşürkenki hali yani sanırım) Bu fosilin bulunmasıyla Evrim Teorisi ispatlanmışmı olur? Evrim Teorisi ispatlanınca ne oluyor peki dinler hakkında? Yani Müslüman, Yahudilik ve Hristiyanlık dinleri ortadan kalkıyormu?

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #118 : 08 Haziran 2009, 23:28:51 »
@deep yüzmilyonlarca yıllık bir süreçten bahsediyoruz.
Daha koca koca dinazorlara ait bile tam olarak, sağlam bulunmuş çok sayıda fosil örneği yoktur. Hal böyle iken daha önceden oluşmuş ve az sayıda olduğu tahmin edilen bahsedilen canlıların bulunma olasılığı daha düşük kalıyor.


eğer o fosilleri bulmadan böyle bir teori icat edersek o zaman pek de bilimsel hareket ediyor olamayız. bu sadece kafa ile ilgili değil bir de.

bütün organlar için geçerli.



mesela milyonlarca yıllık bir balık. günümüz balığından ne farkı var ki ?

milyonlarca yıl önce bu formu bulup daha ileri evrilemediler mi ?

peki bu formu bulana kadar nasıl evrildiler ? tek gözlü, 3 gözlü balık var mıydı ?

soru net, uzun yazmaya gerek yok ...  ''!X+

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #119 : 08 Haziran 2009, 23:32:24 »
Peki ara geçiş fosili bulundu diyelim. (ara geçiş fosili; Bir canlı, başka bir canlıya dönüşürkenki hali yani sanırım) Bu fosilin bulunmasıyla Evrim Teorisi ispatlanmışmı olur? Evrim Teorisi ispatlanınca ne oluyor peki dinler hakkında? Yani Müslüman, Yahudilik ve Hristiyanlık dinleri ortadan kalkıyormu?

ara geçiş fosili bir tane değil milyonlarca adet olmalı. öyle ki mesela inek yunus oldu ise bu geçişi bize anlatan onlarca fosil olmalı. her bir türün diğer türe geçişini bize açıklayacak fosiller bulmamız lazım.

mesela;

penguenler günümüzde yaşamasaydı ve evrimciler penguen fosili bulsaydı, balık karaya çıktı derlerdi ya da kuş denize girdi. ama gel gör ki penguen tamamen balık ve kuşlardan bağımsız bir türdür.

dolayısı ile evrimin bu şekilde ispatlanması mümkün değildir.

ayrıca;

dinleri gönderen ile kainatı yaratan aynı Zat olduğuna göre birbirleri ile çelişmesi söz konusu değildir.  ''!X+

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #120 : 08 Haziran 2009, 23:33:06 »
@deep
Biz bu resme fosillerden hiç anlamayan bir vatandaş olarak bakıyoruz. Bizim göremediğimiz şeyleri bu işin uzmanları göremez mi? Biz bu gözlerle bakarsak bir şey anlayamayız, gayet doğal kılçıkları var, uzunluğu ve genişliği orantılı, kılçıkların çıktığı yerler aynı, kuyruk yapısı, kafa yapısı aynı.. Bizim göremediğimiz şeyleri görebiliyor olmaları zaten onları profosyonel yapan şey değilmi.

GökaLp.

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #121 : 08 Haziran 2009, 23:35:05 »
Fakat dinlerde evrimden söz etmez. "İlk insan" kavramı zaten evrim ile çelişmezmi? Çünkü ilk insan yok ilk canlı var evrime göre, daha sonra insan oluştu... Adem ile Havvayı yoktan var ettiği söylenmezmi? Doğrudan adem ve havva olarak var oldular yani başka bir canlıdan adem ve havvaya dönüşmediler..

bence evrim teorisi ile dinler çok zıt şeyler.

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #122 : 09 Haziran 2009, 09:30:49 »
Deep bilerek veya bilmeyerek hep aynı yaklaşımı sergiliyorsun bu konuda,
"kafatası" bir anda oluştu, içinde de  "beyin" oluştu, aynı anda "göğüs kafesi" oluştu ve "kalp ve akciğerler" de onun içinde "bir anda oluştu".


Sen Evrim'e "yaradılış" bakışıyla baktığın için "mantıklandıramıyorsun."..

beyni kafatası'nın içinde gelişmeyen, kalbi kaburgaların arasında ortaya çıkmayan canlılar mutlaka olmuştur, ama bunlar belki bir nesil belki iki nesil yaşayabilmişlerdir,

mesela "cam hastalığı" denen bir hastalık var kişinin kemikleri cam kadar hassas oluyor.
Buna sebep olan "gen" belki de aslında evrimsel bir adımın (iyi veya kötü) sonucu, ama bu kişiler yaşayamadıkları için "cam insan"lar "yok" olluyorlar,

ama belki bundan 2500 yıl sonra insanlar hiç yük taşımak zorunda kalmayacakları ve hiç darbeye maruz kalmayacakları bir habitat oluşturacaklar, ve bu habitat'da kemikleri sağlam olan insanlar deavantajlı hale gelecekler ama cam insanlar çok rahat yaşayacaklar ve insan ırkı cam insanlarla devam edecek.


Bir zamanlar küçük dinozolardan bazıları kemik hastalığı olarak kemiklerinde hava boşlukları ile doğmaya başlamış ve bu dinozorlar dayanıklı olmadıkları için avcılardan kaçarak kendi kolonileri ile yüksek yerlerde yaşamaya başlamış, ve kaçmak için uzun sıçrama yeteneği geliştirmiş bu sırada da on bacakları ile gövdeleri arasındaki deriyi germeye başlamış ve bu deri gittikçe kanada dönüşmüş kemiklerdeki hava boşlukları yüzünden de hafif olan bu canlılar kuşların atalarına evrilmiş olabilirler.


Bunlar milyon hatta milyar yıllık süreçler..

yaradılışdaki "bir anlık" oluşum mantığı ile "evrim"i sorgulamak yanlış oluyor biraz.

Vassago

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #123 : 09 Haziran 2009, 11:01:30 »
Alıntı
peki bu formu bulana kadar nasıl evrildiler ? tek gözlü, 3 gözlü balık var mıydı ?

soru net, uzun yazmaya gerek yok ...

Bu soruları yüzlerce kez sordun, yüzlerce kez aynı cevapları verdik ama yine yine teybi başa sarmışsın. Fosil bulmayı herhalde pazara çıkıp reyondan seçmek gibi bir şey sanıyorsunuz. Dünya üzerindeki bütün kıtaların yüz ölçümlerini alıp bunu fosil aramak için uygun olan bir kaç kilometrelik derinlikle çarparak fosil bulmanın ne kadar zor olduğunu anlayabilirsiniz hatta üzerine birde balık fosili sorduğunuz için deniz dibinde fosil aramanın henüz pek mümkün olmadığı gerçeğinide göz önünde bulundurarak artık "geçiş fosili niye bulunamıyor" lafını bir kenara bırakma zamanının geldiğini anlayabilirsiniz.

Birde şu var, geçiş fosili diyip duruyorsunuz da eknoloji artık geçiş fosiline pek gerek bırakmaz noktaya geldi, DNA saolsun bir türün bütün seceresini ortaya çıkartabiliyoruz. Biraz DNA'sal evrim kanıtlarını araştırın isterseniz. yada araştırmadan yine gelip "binlerce fosil bulunuyor niye bir tane bile geçiş fosili yok" diye mesaj yazın.

Bu arada ufaklık nasıl, sağlıklı mutludur umarım.
(Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Nisa-34
Kadınları yola getirmek biz erkeklerin göreviymiş.

metalok

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #124 : 09 Haziran 2009, 11:14:28 »
@deep o balik bulunduğu ortam içinde en ideal forma ulaştığı için daha fazla evrime uğrama gereği duymamış.
Timsahlar da milyonlarca yıldır aynı şekildedir. Timsah nehirlerde yaşamak için mükemmel şekle, yeteneğe sahiptir. Timsahın bağışıklık sistemini geçebilen bakteri türü yoktur. Hasta olmuyorlar. Timsah bu duruma geldikten sonra neden evrilmeye devam etsin ki...
Penguen kuş türüdür.
Kutup bölgelerinde besinler daha çok denizin içinde olduğu için kanatları yüzgeç biçimine dönüşmüştür. Üstelik aşırı yağlanmışlardır.

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #125 : 09 Haziran 2009, 22:49:24 »
@deep o balik bulunduğu ortam içinde en ideal forma ulaştığı için daha fazla evrime uğrama gereği duymamış.
Timsahlar da milyonlarca yıldır aynı şekildedir. Timsah nehirlerde yaşamak için mükemmel şekle, yeteneğe sahiptir. Timsahın bağışıklık sistemini geçebilen bakteri türü yoktur. Hasta olmuyorlar. Timsah bu duruma geldikten sonra neden evrilmeye devam etsin ki...
Penguen kuş türüdür.
Kutup bölgelerinde besinler daha çok denizin içinde olduğu için kanatları yüzgeç biçimine dönüşmüştür. Üstelik aşırı yağlanmışlardır.

zaten günümüzden milyonlarca yıl önceki fosillere baktığımızda hepsi günümüzdeki canlılara benziyor.

gelişimini tamamlamamış, ara form olabilecek fosiller var mı ki ?

halbuki bu ara form fosillerinden onlarca örnek gösterilmesi lazım.

mesela iddia edilen o dur ki yunus inek gibi bir canlıdan evrilmiş olsun.

inek yunus arasında binlerce canlı yaşaması lazım. ama bir tane bile delil yok.

sürüngenden memeliye vs geçişlerde de ara form yok malesef.

evrim;

bu sorulara cevap vermeden bana göre bilimsellik iddia edemez.  :fie:

metalok

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #126 : 09 Haziran 2009, 22:57:17 »
Yukarıda da yazmıştım yok olan devasa yapıdaki dinazor iskeletlerine bile çok sık rastlanmıyor. Tüm olarak bulunan dinazor iskeleti çok az... Bu durumda çok daha önce yaşadığı düşünülen ve sayıca fazla olmadığını tahmin ettimiz ara formları bulmak çok zor. @vassago'nun da dediği gibi bu fosillerin çogu deniz dibinde kalmış olabilir. Milyonlarca yıl önceki bir çok canlının günümüz canlılara benzemesinin nedeni hemen hemen gelişimlerini tamamlamış olmalarıdır.

Relusion

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #127 : 09 Haziran 2009, 23:08:25 »
Deep IDA hakkında ne düşünüyorsun? Hep bulunamayan fosillerden hareketle ''Şu bulunamadı, bu bulunamadı; o nedenle evrim bilimsel değildir!'' diyorsun. Biraz da bulunanların üzerinden değerlendirme yapar mısın?

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #128 : 10 Haziran 2009, 20:41:09 »
Yukarıda da yazmıştım yok olan devasa yapıdaki dinazor iskeletlerine bile çok sık rastlanmıyor. Tüm olarak bulunan dinazor iskeleti çok az... Bu durumda çok daha önce yaşadığı düşünülen ve sayıca fazla olmadığını tahmin ettimiz ara formları bulmak çok zor. @vassago'nun da dediği gibi bu fosillerin çogu deniz dibinde kalmış olabilir. Milyonlarca yıl önceki bir çok canlının günümüz canlılara benzemesinin nedeni hemen hemen gelişimlerini tamamlamış olmalarıdır.

ben 9 yıllık mühendisim. yüzlerce projelere baktım. her birinde en ufak detaylar bile belirtilerek çizilmiş projeler.

bu projelerdeki detaylar o kadar önemlidir ki yapılacak ufacık bir hata ileride ileride büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilir.

her biri bir projeler zinciri şeklindeki uçağı, helikopteri, boğaz köprülerini, gökdelenleri düşünün.

tüm bu eserlerin hepsi ileri derecede mühendislik eseridir. her bir detayı çok ince hesaplar ile tespit edilmiştir.

hal böyle iken;

bir organizma ki komplekslikte bütün mühendislik eserlerinden birinin kat be kat üstünde. peki biz ne iddia ediyoruz ?

bu organizmanın genlerine rastgele müdahaleler ile herbiri bir mühendislik harikası binalardan daha kompleks yapıların olabileceğini ...

bana bir okul projesinden bir köprü projesi yap deseler, bir istiklal marşından gençliğe hitabe çıkar deseler mümkün olamayacağını söylerim.

zaten bunu prof dr ali demirsoy da söylemiyor mu ? evrimin en ufak mekanizmalarından birinin olma ihtimali maymunun insanlık tarihini kusursuz yazmasına benzetmiyor mu ?

ama o diyor ki, ya olağanüstü güç yani Allah yarattı ya da maymun insanlık tarihini yazdı.

evrimci bir profesör için bile evrimin ufacık bir mekanizmasının vücuda gelmesi maymunun insanlık tarihi yazması gibi inanılması imkansız bir durum ise biz burada neyi tartışıyoruz ?

milyarlarca bazdan oluşan genetik yapıların rastgele mi oluştuğunu, binlerce görevi kusursuz icra eden organların mutasyon ile oluştuğunu mu, organlar arasındaki görev dağılımının nasıl bir düzene sokulduğunu vs.

hangibirini ikna edici şekilde evrim ile izah edebiliyoruz ?

neredeyse hiçbirini ...

peki neyi tartışıyoruz ?

komplekslikte, düzende, planda, projede mükemmel olan canlıların rastgelelikler zinciri ile var olduğunu ya da üstün bir kudretin mi Yarattığını ...

ali demirsoyun da dediği gibi bana maymunun insanlık tarihi yazması pek mantıklı gelmedi, benim tercihim Yaratıcının tüm canlıları ayrı ayrı yarattığı ve günümüzdeki değişikliklerin de büyük çoğunluğunun genetik çaprazlamalar ile ortaya çıktığı şeklinde ...


 ''!X+

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #129 : 10 Haziran 2009, 20:49:32 »
Alıntı
relusion

Deep IDA hakkında ne düşünüyorsun? Hep bulunamayan fosillerden hareketle ''Şu bulunamadı, bu bulunamadı; o nedenle evrim bilimsel değildir!'' diyorsun. Biraz da bulunanların üzerinden değerlendirme yapar mısın?


ida:



Araştırmacılar, ‘Ida’ adını verdikleri 60 cm uzunluğundaki hayvana ait fosilleşmiş iskeletin, maymun ve insanın ortak atası olabileceğini ileri sürdü. 47 milyon yıl önce gölde ölen ‘maki’ türü yaratığın kalıntılarını gösteren bilim insanları, kalıntıların insanoğlunun soyağacı ve evriminin önemli ‘kayıp halkası’ olduğunu iddia etti. (radikal)

yani ortada bir ileri sürme ve iddia var. yani bilimsel bir kesinlik yok.

ben bu fosile veya başka buna benzer fosillere bakarak maymun ile insanın ortak ataya sahip olabileceğini iddia edemem.

ayrıca ilgili haberde bu fosilin lemura benzediği de belirtiliyor.

Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın



bu durumda maymun insana evrilirken bir de lemur mu çıkmış aradan ?

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #130 : 10 Haziran 2009, 20:51:12 »
walla iki resme bakınca o fosilin bir lemura ait olduğu gün gibi ortada ...

bence insan ile lemur ortak atadan geliyor diye yeni bir iddia ortaya atabilirler ...

sizce de o fosil bir lemur fosili değil mi ?

Vassago

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #131 : 11 Haziran 2009, 00:18:30 »
Alıntı
walla iki resme bakınca o fosilin bir lemura ait olduğu gün gibi ortada ...

bence insan ile lemur ortak atadan geliyor diye yeni bir iddia ortaya atabilirler ...

sizce de o fosil bir lemur fosili değil mi ?

9 yıl boyunca incelediğiniz projeleride böyle incelediyseniz vay yurdumun haline. Bir kere lemur fotoğrafıyla bir fosili karşılaştırıyorsunuz. Gözleriniz lemurun kürkünü, derisini ortadan kaldırıp iskelet yapısını ortaya filan mı çıkartıyor? İşinize gelince çok ilginç iddalar atıyorsunuz.

Alıntı
bir organizma ki komplekslikte bütün mühendislik eserlerinden birinin kat be kat üstünde. peki biz ne iddia ediyoruz ?

bu organizmanın genlerine rastgele müdahaleler ile herbiri bir mühendislik harikası binalardan daha kompleks yapıların olabileceğini ...

bana bir okul projesinden bir köprü projesi yap deseler, bir istiklal marşından gençliğe hitabe çıkar deseler mümkün olamayacağını söylerim.

zaten bunu prof dr ali demirsoy da söylemiyor mu ? evrimin en ufak mekanizmalarından birinin olma ihtimali maymunun insanlık tarihini kusursuz yazmasına benzetmiyor mu ?

ama o diyor ki, ya olağanüstü güç yani Allah yarattı ya da maymun insanlık tarihini yazdı.

evrimci bir profesör için bile evrimin ufacık bir mekanizmasının vücuda gelmesi maymunun insanlık tarihi yazması gibi inanılması imkansız bir durum ise biz burada neyi tartışıyoruz ?

Hala aynı geyiği çeviriyorsunuz. Evrim'i mantıklı bulup kanıt arayan ve bulan belkide milyonlarca insanı bir çırpıda silip atıp, hayal perest, maymun sevici diye sıfatlar takıp, işinize gelen yönde açıklama yapan bir "evrimci profu" delil olarak sunuyorsunuz.

Size bu örneği vermekten ben sıkldım ama siz bir kere açıp okudunuz mu bilmiyorum. Ara form hani diyip duracağınıza bir zahmet "whale evolution" kelimelerini google'a giriverinde görün balina ve atacıklarını.

Bu arada tutturmuşsunuz fosil diye yahu geçin fosili. 21. yüzyıla geldik, moleküler genetik diye bir bilim var, fosil bulamıyorsanız bir zahmet "dolphine evolution dna" veya dna yerine "genetic" gibi kelimeler ekleyin, arayın, bulun, okuyun. Evrim adına bir tek harun yahyanın sitelerini gezerseniz tabi fosil yok fosil yok diye sayıklarsınız.


EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #132 : 11 Haziran 2009, 13:21:03 »
Deep;


Lemur, Goril, Şempanze, Orangutan...
Bunların hepsi "maymun türleri" zaten.

Aynen beyaz, zenci, hindu, v.b. "insan türleri" gibi..

siz sanırım sadece "şempanze" ile aynı atadan geldiğimizi iddia ettiğimizi sanıyorsunuz.  :hahhavp0:

deep

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #133 : 11 Haziran 2009, 22:40:20 »
Alıntı
vassago;

9 yıl boyunca incelediğiniz projeleride böyle incelediyseniz vay yurdumun haline. Bir kere lemur fotoğrafıyla bir fosili karşılaştırıyorsunuz. Gözleriniz lemurun kürkünü, derisini ortadan kaldırıp iskelet yapısını ortaya filan mı çıkartıyor? İşinize gelince çok ilginç iddalar atıyorsunuz.

vassago;

verdiğim linki okusaydınız evrimi savunan bir gazete olan radikalin yorumu olduğunu görürsünüz. daha o linki okumadan benim mühendisliğimi laf söylüyorsunuz. iki satır yazıyı tam manası ile kavramadan ...

buyrun radikalin linkinden alıntı yapalım sizin için ;


Bugünkü lemura çok benziyor

Alman uzman Jens Frenzer, otobur Ida’nın meyve, tohum ve yapraklarla beslendiğini, bugünkü lemura çok benzediğini belirtirken Hurum, fosilin gelecek 100 yılda tüm öğretici eserlerde yer alacağını belirtiyor. Fosille ilgili ‘Halka’ adlı belgesel pazartesi ABD’de yayımlanacak. (dha, aa)


yani lemur iddiasında olan ben değil sevgili Alman uzman Jens Frenzer bulunuyor.

lütfen yazılarımın tamamını okuyup cevap yazın ..
.  ''!X+
Alıntı


Hala aynı geyiği çeviriyorsunuz. Evrim'i mantıklı bulup kanıt arayan ve bulan belkide milyonlarca insanı bir çırpıda silip atıp, hayal perest, maymun sevici diye sıfatlar takıp, işinize gelen yönde açıklama yapan bir "evrimci profu" delil olarak sunuyorsunuz.

Size bu örneği vermekten ben sıkldım ama siz bir kere açıp okudunuz mu bilmiyorum. Ara form hani diyip duracağınıza bir zahmet "whale evolution" kelimelerini google'a giriverinde görün balina ve atacıklarını.

Bu arada tutturmuşsunuz fosil diye yahu geçin fosili. 21. yüzyıla geldik, moleküler genetik diye bir bilim var, fosil bulamıyorsanız bir zahmet "dolphine evolution dna" veya dna yerine "genetic" gibi kelimeler ekleyin, arayın, bulun, okuyun. Evrim adına bir tek harun yahyanın sitelerini gezerseniz tabi fosil yok fosil yok diye sayıklarsınız.

yukarıda evrimin mantalitesini açıklamaya çalıştım. evrimi savunan insanlar genelde din ve Yaratıcı kelimesine uzak insanlar. zira o insanlar / bilim adamları bir Yaratıcının olabileceğini düşünemiyorlar ya da kabullenemiyorlar. bu durumda dört elle evrime sarılıyorlar.

prof ali demirsoy ise durumu gayet net bir şekilde özetlemiş. basit bir mekanizmayı evrim ile açıklamak maymunun insanlık tarihini yazması ile eş tutuluyor.

kusura bakmayın ama bana maymunun insanlık tarihi yazması hiç de mantıklı gelmiyor. size geliyorsa onu bilemem ...


Prof. Dr. Ali Demirsoy (Biyolog, Hacettepe Üniversitesi):


Özünde bir Sitokrom-C'nin dizilimini oluşturmak için olasılık sıfır denecek kadar azdır. Yani canlılık eğer belirli bir dizilimi gerektiriyorsa, bu tüm evrende bir defa oluşacak kadar az olasılığa sahiptir denebilir. Ya da oluşumunda bizim tanımlayamayacağımız doğaüstü güçler görev yapmıştır. Bu sonuncusunu kabul etmek bilimsel amaca uygun değildir. O zaman birinci varsayımı irdelemek gerekir... Sitokrom-C'nin belli bir aminoasit dizilimini sağlamak, bir maymunun daktiloda hiç yanlış yapmadan insanlık tarihini yazma olasılığı kadar azdır (maymunun rastgele tuşlara bastığını kabul ederek).

Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Meteksan Yayıncılık, Ankara, 1995, Yedinci Baskı, s. 61


burada sözler gayet açık. sayın vassago ...

siz varın maymunun insanlık tarihi yazabileceğine inanın ... ben inanmıyorum ... aksine canlıların var olmasında Yaratıcının kudretinin var olduğuna inanıyorum ...

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #134 : 12 Haziran 2009, 09:18:23 »
Bilim "olabilir" diyor siz "inanmıyorum" diyorsunuz !

Bunu da sadece ama sadece sizin gibi düşünen adamların fikirleri ile destekleyebiliyorsunuz.

bu arada "maymun insanlık tarihini yazdı" ne demek ..

"maymun türleri ile insan türleri aynı atadan evrildiler" demek ile "insanlık tarihini bir maymun yazdı" demek arasında "dağlar kadar fark var" burada tamamen bir "saptırma" söz konusu.

placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #135 : 15 Haziran 2009, 10:31:40 »
İnsanlara ait kolların birbiriyle aynı uzunlukta olmasını evrim mekanizması nasl açıklıyor ?

Sadece kollarımız değil; ayaklarımızın büyüklüğüde tıpatıp aynı ve aynı numara, insanın iki elindeki aynı parmakların boyları da aynı, kulakları ve kaşlarınının uzunluğu geniliği ve kalınlığını da..

Evrim bütün bu oluşumların matematiksel oranını nasıl açıklıyor bilen varmı ?



EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #136 : 15 Haziran 2009, 13:17:29 »
İnsanlara ait kolların birbiriyle aynı uzunlukta olmasını evrim mekanizması nasl açıklıyor ?

Sadece kollarımız değil; ayaklarımızın büyüklüğüde tıpatıp aynı ve aynı numara, insanın iki elindeki aynı parmakların boyları da aynı, kulakları ve kaşlarınının uzunluğu geniliği ve kalınlığını da..

Evrim bütün bu oluşumların matematiksel oranını nasıl açıklıyor bilen varmı ?




insan vucudu simetik DEĞİLdir placebo.
hiç kimsenin kol uzunluğu , göz şekli, kulak yapısı, kaş yapısı simetrik DEĞİLdir.
sadece gözümüze simetrki görünür.

Kaldı ki bu "görünüşte simetri" olayını açıklamak evrimsel açıdan çok kolaydır.

Düşünün, bir radyoaktif etki yüzünden bir köyeki insanların sap kolları sol kollarına nazaran 25cm uzun, sol bacakları ise sağ bacaklarına oranla 45cm kısa hale gelsin.

Bu bireylerden çok azı kendileri gibi olmayan bireyler ile yani dışardan bireyler ile evlenebilirler (zor ama gönül bu ota da konar ..... da konar yaklaşımı ile eş bulduklarını varsayarsak)ama bu durumda bozuk genlerin yogunluğu azalarak sonraki kuşaklara aktarılacaktır ve bu yüzden benzer bireyler gittikçe azalacak bir süre sonra yok olacaklardır.

Bireylerin diğer kısmı ise yine kendileri gibi bireylerle evlenirlerse o zaman da akraba evlilikleri yüzünden başka hastalıkların yogunluğundaki artış görülecek ve yine aynı şekilde a-simetrik birey sayısı azalacak bir süre sonra da yok olacaklardır.

Evrim böyle bir mekanizmadır. "Türünü devam ettiremeyen" yok olur.

Canlılık tarihi boyunca mevcut şarlarda kendisine avantaj sağlamayan ya da dezavantaj sağlayan özelliklere sahip bireyler türlerini devam ettiremedikleri için yok olmuşlardır.


metalok: Bu sistemlerin "oluşumu" sürecini milyon yıllık süreçlerle modellemek son derece kolaydır.

Daha önce biryerde yazmıştım burada da tekrarlamaya çalışayım.

Bir hücre düşünün kendi kendine hareket edip besleniyor ve bölünerek çoğalıyor.
Sonra bir sebepten (kimyasal veya radyoaktif etki) bölünen hücre kendisinden ayrılmıyor. Ve bölünmeye devam ediyor.
Bu arada dış yüzeyde kalan hücreler hareket yeteneklerini korudukları halde iç yüzeydekiler hareketsizleşiyorlar aynı zamanda dış yüzeydekiler besinlere ulaşabildikleri halde içerdekiler ulaşamıyorlar ama fizik kanunları gereği difuzyon ile dış hücrelerde sindirilen besinlerin molekülleri iç hücrelere gidebiliyorlar. Bu süreçte bazı hücreler bu besinlerin aktarılmasında özelleşiyorlar ve sindirim sistemine dönüşüyorlar, benzer mekanizmalar ile milyon hatta milyar yıllık sürelerde bugünkü canlı zenginliği ve sistem yapıları ortaya çıkıyor.

Ayrıca temel olarak bakacak olusanız "fonsiyonel" yapılar bütün canlılarda hemen hemen aynılar, bu göz önüne alındığında tek kökenden gelişmişlik mantıksız görünmemeye başlayacaktır. Ayrıca eminim biliyorsunuz; bütün memelilerin ceninleri hemen hemen aynıdırlar yapısal olarak. Farklılaşma sonraki aşamalarda ortaya çıkar.

Bir maymun, bir insan ve bir kedi'nin ceninlerini gebeliğin belli bir dönemine kadar ayrıt etmek mümkünn değildir.
Bu da tek atadan gelişimizin bir kanıtı olarak değerlendirilebilir.

M

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #137 : 15 Haziran 2009, 13:58:21 »
Tam anlamıyla simetrik diyemeyiz. Yassı solucanlardan itibaren canlılarda bilateral simetri vardır ama tam ucu ucuna olacak diye bir kural yok. Kolları arasında cm. boy farkı olan insanlar var. Bacaklarda bu durum daha az ama milimetrik farklar olabiliyor ve bunlar genellikle ağrı nedenidir.

deep dokuz yıllık mühendis olman bu konuyla hiçbir bağlantı içermiyor önce bunu söyleyeyim. Alanın farklı çünkü... Bunun yanında biyoloji bilginin, evrim konusunda yorum yapmaya yeterli olmadığı da açıkça görülüyor. En basit bir laktoz, gen ifadesini (lac operonu-betagalaktosidaz-permeaz ve transasetilaz-operatör-promotör-baskılayıcı gen, substrat ilişkileri, CAP vs...) tam anlamıyla bile bilmediğini düşünüyorum çünkü.

Umarım bu yorumuma kızmazsın. Amacım seni kızdırmak değil.
Otel yakan adamın ağzından eninde sonunda saçma akar, ağzından saçma akan adam eninde sonunda otel yakar. Buna amcaoğulları, kuzenler, kardeşler, teyzeoğulları da dahildir.

placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #138 : 15 Haziran 2009, 14:12:11 »
Hayır ben normal ve dışarıdan hiçbir etkiye maruz kalmaksızın normal bir insanın kollarının aynı uzunlukta olmasını, bu kolların kalınlığı, iki elinin büyüklüğünün aynı, parmaklarının tıpatıp aynı uzunlukta olmasını evrim mekanizması nasıl açıklıyor dedim..

Okuduğum ve okuyor olduğum evrim kitaplarında bu soruları ncevabını bulamadım o yüzden sordum..
Aynı vücuttan iki kol çıkıyor ikiside aynı uzunlukta, iki ayrı koldan iki el çıkıyor ikiside aynı boyutlarda ve parmakları da tıpatıp aynı uzunlukta..

@M veya @Relusion bu konuda siizin evrim ile edindiğiniz bilgiler ne diyor ? Evrim mekanizması bu "düzgünlüğü" nasıl tanımlıyor veya nasıl açıklıyor veya açıklayabiliyor mu ? Hangi sorumu seçerseniz seçebilirsiniz..

Düzenleme : Kol ve ellerden bir sonuca varamaz iseniz gözlerden de gidebiirsiniz..İki göz çeperinin aynı büyüklükte olması da bu düzgünlük içerisinde incelenebilir.
« Son Düzenleme: 15 Haziran 2009, 14:36:46 Gönderen: placebo »

M

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #139 : 15 Haziran 2009, 15:01:31 »
Bu tutumunuzu anlamış değilim placebo. Aslında sözüm size değil, genel olarak anlayamıyorum bu durumu. Her şeyi evrim açıklamak zorunda gibi bir anlayış var.

Parmakların ya da kolların eşit uzunlukta olmasını fizyoloji ve embriyoloji açıklar, evrim değil. Evrim değişimleri açıklamakla yükümlüdür.

Dolayısıyla nasıl sorusu burada cevap verilebilecek bir soru değil. (Evrim bilgisiyle...)

Ama bilateral simetriden bahsediyorsanız, evet evrimsel sürece bakarsak çok önceleri ortaya çıkmış olan bir özelliktir. Birçok açıdan yararlı bir özellik. Örneğin aktif hareket eden kısımların işlevini kolaylaştırır. Sinir sisteminin oluşumunu ve işlevini kolaylaştırır. Bilateral simetriden sonra merkezi sinir sistemi oluşur mesela. Az miktarda da olsa dolaşımı da kolaylaştırıyor. Basitçe tabi...
Daha derine indiğimizde başka avantajlar da görebiliriz.

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #140 : 15 Haziran 2009, 15:12:25 »
Hayır ben normal ve dışarıdan hiçbir etkiye maruz kalmaksızın normal bir insanın kollarının aynı uzunlukta olmasını, bu kolların kalınlığı, iki elinin büyüklüğünün aynı, parmaklarının tıpatıp aynı uzunlukta olmasını evrim mekanizması nasıl açıklıyor dedim..

Okuduğum ve okuyor olduğum evrim kitaplarında bu soruları ncevabını bulamadım o yüzden sordum..
Aynı vücuttan iki kol çıkıyor ikiside aynı uzunlukta, iki ayrı koldan iki el çıkıyor ikiside aynı boyutlarda ve parmakları da tıpatıp aynı uzunlukta..

@M veya @Relusion bu konuda siizin evrim ile edindiğiniz bilgiler ne diyor ? Evrim mekanizması bu "düzgünlüğü" nasıl tanımlıyor veya nasıl açıklıyor veya açıklayabiliyor mu ? Hangi sorumu seçerseniz seçebilirsiniz..

Düzenleme : Kol ve ellerden bir sonuca varamaz iseniz gözlerden de gidebiirsiniz..İki göz çeperinin aynı büyüklükte olması da bu düzgünlük içerisinde incelenebilir.

Ben de diyorum ki...
Belli canlı grupları için "simetrik" olmayan bireyler varlıklarını sürdüremedikleri için günümüzde karşımıza çıkmıyorlar.

Verdiğim örneği bundan 150000yıl once yaşamış kol ve bacak asimetrisi olan bir kabile için düşündüğünüzde daha iyi anlayacaksınz.

Bir canlıda bir sebepten bir özellik ortaya çıkmışsa ve bu özellik o canlıya avantaj değil deavantaj sağlıyorsa o canlı türünü devam ettiremediği için yok olmaya mahkumdur.

Evrimsel süreçte belli bir komplexlikten yukarda olan canlılar için asimetri avantaj değil deavantaj haline geldiği için ortaya çıkmış olan asimetrik canlılar türlerini devam ettiremedikleri için yok olmuşlardır günümüzde de oluşup yok olmaya devam ediyor olabilirler.



placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #141 : 15 Haziran 2009, 15:29:44 »
"Türünü devam ettiremeyen yok olur" mekanizması etobur ve otobur gibi ortam şartlarına uyum sürecindeki canlılar için sözkonusu olabilir..

Ama "düzgünlük çerçevesinde" iki elin parmaklarının aynı kalıptan çıkmış gibi genişliği, uzunluğu, tırnak yapısı birebir aynı olması "türünü devam ettiremeyen yok olur" mantığı ile ilgisinin olduğunun söylenmesi biraz "kılıf uydurma" gibi geliyor..İki elin parmaklarının boyları aynı olmasada türlerdevamlılığını sağlayabilirdi gayet doğal olarak..Bir kol diğer kola oranla 3-5 cm. kısa, yamuk veya uzun olsaydı da yine aynı devamlılık sağlanabilirdi ama böyle değil, hepsi bir kalıp şeklinde çıkmış gibi tıpa tıp aynı..

Bunlar şu an için benim aklıma gelen "düzgünlükler"..biraz daha düşünüce "türünü devam etttirmekle, ortama uyum sağlayamayanların yok olması" ile alakası olmayan bir çok düzgünlükler de gayet rahat bulunabiir..

Hiçbir evrim kitabında göremediğim bu açıklamalar beni hiç ama hiç tatmin etmedi, tatmin olan varsa bilemem..

@M öncelikle merakımı ve sorumu anladığınız için teşekkür ederim, evrim kitaplarında kendimegöre çıkarımlarda bulunduğum çok şey var, aklıma takılanları da burada soruyorum ve insanların sadece dikte edilen açıklamalardan çok insan yapısında evrimin açıklayamadığı hatta açıklamakta ucundan bile geçemeyeceği çok şey var..






 

M

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #142 : 15 Haziran 2009, 15:51:11 »
Anladım anlamasına da, sizin sorunuz yerçekimini kanununun matematiğe sorulması gibi olmuş, bunu anlatmaya çalıştım.

Evrime nasıl diye sorarsanız, evrimsel süreci ve değişimi incelersiniz. Ama örneğin, insan nasıl nefes alır derseniz bu evrimle değil fizyolojiyle açıklanır.

Evrimin cevap veremediği şeyler neymiş, merak ettim? (Kendi alanı dahilinde...)

Simetri konusuna gelince, canlıların büyük bir bölümü bilateral simetriye sahiptir. Simetri evrimsel süreçte çok erken bir noktada bulunur. Bu yüzden simetrinin daha sonra bozulduğunu-oluştuğunu iddia etmek çok acemice olur. Evrimin temel taşlarındandır diyebiliriz yani.



placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #143 : 15 Haziran 2009, 16:03:41 »
Anladım anlamasına da, sizin sorunuz yerçekimini kanununun matematiğe sorulması gibi olmuş, bunu anlatmaya çalıştım.

Evrime nasıl diye sorarsanız, evrimsel süreci ve değişimi incelersiniz. Ama örneğin, insan nasıl nefes alır derseniz bu evrimle değil fizyolojiyle açıklanır.

Evrimin cevap veremediği şeyler neymiş, merak ettim? (Kendi alanı dahilinde...)

Simetri konusuna gelince, canlıların büyük bir bölümü bilateral simetriye sahiptir. Simetri evrimsel süreçte çok erken bir noktada bulunur. Bu yüzden simetrinin daha sonra bozulduğunu-oluştuğunu iddia etmek çok acemice olur. Evrimin temel taşlarındandır diyebiliriz yani.


Bambaşka bir bakış açısı veya bilgi ile karşı karşıyayım.
Siz fizyoloji ile evrimin birbirinden bağımsız konular mı olduğunu söylüyorsunuz ?

Birbirinden bağımsız ise @engineer neden soruya sizin gibi cevap vermedi ?

Kanımca sözüedilen evrim ile fizyoloji, biyoloji, genetik bilmlerini birbirinden ayıramazsınız.
Eğer ayırırsanız ben size akciğer solunumu yapan canlıların nasıl olurda fizyolojik değişime uğrayıp denizlerde yaşayabilen canlılar olduğunu ve bu fizyolojik değişmeyle evrim geçirdiği iddia edilen canlıların evrimini kabul etmediğinizi düşünmeye başlayacağım..

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #144 : 15 Haziran 2009, 17:24:41 »
Simetri ve uygunluk hem iman hem evrimsizlik için yeterli midir diyorsunuz?
teketeksin her zaman..

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #145 : 15 Haziran 2009, 17:37:32 »

Eğer ayırırsanız ben size akciğer solunumu yapan canlıların nasıl olurda fizyolojik değişime uğrayıp denizlerde yaşayabilen canlılar olduğunu ve bu fizyolojik değişmeyle evrim geçirdiği iddia edilen canlıların evrimini kabul etmediğinizi düşünmeye başlayacağım..


Evrime göre sudan karaya bir evriliş sözkonusu. Hem suda hem karada yaşayabilen ara türler var.
Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın



 
57’İNCİ ALAY HERYERDE

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #146 : 15 Haziran 2009, 17:41:30 »
Eşit olmayan oluşumlar o zaman evrimseldir ve yaratılmamıştırmı diyorsunuz. El kol birbirine uygunsa.

EngineerInDefenceInd

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #147 : 15 Haziran 2009, 17:54:19 »
"Türünü devam ettiremeyen yok olur" mekanizması etobur ve otobur gibi ortam şartlarına uyum sürecindeki canlılar için sözkonusu olabilir..

Ama "düzgünlük çerçevesinde" iki elin parmaklarının aynı kalıptan çıkmış gibi genişliği, uzunluğu, tırnak yapısı birebir aynı olması "türünü devam ettiremeyen yok olur" mantığı ile ilgisinin olduğunun söylenmesi biraz "kılıf uydurma" gibi geliyor..İki elin parmaklarının boyları aynı olmasada türlerdevamlılığını sağlayabilirdi gayet doğal olarak..Bir kol diğer kola oranla 3-5 cm. kısa, yamuk veya uzun olsaydı da yine aynı devamlılık sağlanabilirdi ama böyle değil, hepsi bir kalıp şeklinde çıkmış gibi tıpa tıp aynı..

Bunlar şu an için benim aklıma gelen "düzgünlükler"..biraz daha düşünüce "türünü devam etttirmekle, ortama uyum sağlayamayanların yok olması" ile alakası olmayan bir çok düzgünlükler de gayet rahat bulunabiir..

Hiçbir evrim kitabında göremediğim bu açıklamalar beni hiç ama hiç tatmin etmedi, tatmin olan varsa bilemem..

@M öncelikle merakımı ve sorumu anladığınız için teşekkür ederim, evrim kitaplarında kendimegöre çıkarımlarda bulunduğum çok şey var, aklıma takılanları da burada soruyorum ve insanların sadece dikte edilen açıklamalardan çok insan yapısında evrimin açıklayamadığı hatta açıklamakta ucundan bile geçemeyeceği çok şey var..
 

"Türünü devam ettirememek"den ne kastettiğimin anlaşılamadığını düşünüyorum.


şöyle ifade etmeye çalışayım.

Çok dalgalı bir deniz kıyısında taşların hepsinin kenarları yuvarlaktır. Çünkü birbirlerine vura vuıra aşınmış ve yuvarlaklaşmışlardır.


Deniz taşlar yuvarlak olsun diye bir çaba harcamamıştır, deniz doğası gereği dalgalıdır bu da taşların yuvarlaklaşmasına sebep olur.

Aynı şekilde, belli gelişmişliğin ilerisindeki canlılar da doğal şartlara uyum sağlayacak şekilde gelişimleri sırasında görsel simetri onlara avantaj sağladığı için simetrik gelişmişlerdir, Simetrik olmayan bireyler elbette oluşmuştur ama soylarını devam ettiremedikleri için yok olmuşlardır.

placebo

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #148 : 15 Haziran 2009, 18:23:18 »
@engineer verdiğin dalga örneği doğrudur.Ama vermiş olduğun doğru örnek ile insandaki "düzgünlükler" arasında malesef bir bağ yok..Doğru örneklerin verilmesi konuya doğru yaklaşımlar sergilendiğini göstermez..

Taşların yuvarlaklaşmasında bu yuvarlaklaşmaya etki eden bir etken var o da "dalga" dır..Dalgalar taşları yuvarlaklaştırır..İnsan uzuvlarının "düzgün" olmasında ise dıştan "görünen" bir etki yoktur..

Uyumun avantaj sağlaması tek canlı organları için geçerlidir..
Zürafanın boynu uzundur çünkü beslenmesi için "uzun boyunlu olmak" avantaj getirebilir ve bu yönde evrimleşebilir..

Ama benim verdiğim örneklerin hepsinde bir "düzgünlük" var..
İnsanın bir kolu diğerinden uzun olsaydı dediğiniz doğru olabilirdi, derdik ki avantaj sağlamak için diğerindne uzun, ama iki koldaki kolun cm. cm. aynı uzunlukta olmasına avantaj denmez "düzgünlük" denir..

Ben "avantajı "sormuyorum "düzgünlüğün" sebebini soruyorum..

metalok

Ynt: Evrim Teorisi
« Yanıtla #149 : 15 Haziran 2009, 18:33:21 »
Parmaklar için değil ama kol ve ayak boyları için aklıma şu geliyor.
Bebekler ilk doğdukları zaman kemikleri yumuşak yapıda olur. Bebekler genelde elleri üzerinde emekler. Emekleme sırasında iki kola da eşit kuvvet biner. Ayrıca bebek emeklerken de vücudunu su yüzeyine göre paralel tutmak isteyecektir. Bu durumda kollardan biri uzun diyelim. Bebeğin vücudu uzun kolun meydana getirdiği dengesizliği gidermek için kollara binen yükü değiştirecektir. Bu da belli süre sonrasında kolların eşit uzunluğa gelmesine neden olacaktır. Aynı şey bacak boyu için de geçerli...
 


Google-Etiketleri


 


Pagerank

Unutmayalım Anayasa: MADDE 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

MADDE 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.