Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Hz.Muhammed..

   Son 3 mesaj


   Seçkin Yazılar


   Günün Popüler Konusu - Ayın, Haftanın, Günün En Aktif Üyesi

Şu an forumda günün en popüler konusu: Kimler cennetlik (26)
Başlatan: inancveahlak Son yazar: inancveahlak
Ayın Üyesi: redyellow
Haftanın Üyesi: El-Cezeri
Günün Üyesi: El Fuego

Forumda en son açılan konular

xx Bu ülke gelişti mi? Et tüketimi öyle demiyor çok fakiriz | 31 Tem 10
zorless
21:06:37 Gönderen: zorless
Görüntülenme: 5 | Yorumlar: 0

ABD'deki et tüketimi ile gelişmiş başka ülkelerin ...


Sayfalar: [1] 2 3 ... 5
35 CIA ajanı ve Ergenekon

ANINDA TEPKİ/35 CIA ajanı ve Ergenekon => 35 CIA ajanı işte burada Yeniçağ gazetesi manşetten büyük harflerle soruyor: “Kim bu 35 Amerikalı?” Linkleri izlemeye izniniz yok

A A A A
Gönderen Konu: 35 CIA ajanı ve Ergenekon  (Okunma sayısı 610 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Hosting firmasının Sunucusunda yaşanan bazı problemler nedeniyle zaman zaman ciddi şekilde sitemiz ağırlaşmaktadır. Bu nedenle bir müddet daha devam edebilecek bu olay için çalışılmakta olduğu bildirildi. Duyurulur.
35 CIA ajanı ve Ergenekon
« : 01 Mart 2010, 22:39:04 »
35 CIA ajanı işte burada





Yeniçağ gazetesi manşetten büyük harflerle soruyor:
“Kim bu 35 Amerikalı?”

Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=32053


CHP Milletvekili Ali Rıza Öztürk soruyor:
5 Kasım 2007 Erdoğan-Buş Oval Ofis görüşmesinden sonra Ankara’ya gelen 35 kişilik üst düzey ABD subay ya da istihbaratçıları, üç aylığına Türkiye’ye gelmiş oldukları iddia edildiği halde, bunlar geriye dönmüşler mi? Dönmemişlerse neden dönmemişlerdir?

İçişleri Bakanı Beşir Atalay cevap veriyor:
Bende bir bilgi yok o konuda, bir bilgim yok

Konuşma şöyle devam ediyor:
ÖZTÜRK: O zaman “yok” deyin
ATALAY: Bilgim yok ki cevap vereyim
ÖZTÜRK: İçişleri Bakanı olarak sizin bilginiz yok???
ATALAY: Bak, o konuda bir bilgim yok, size vereceğim bir cevap yok.
ÖZTÜRK: Kimin bilgisi olacak Sayın Bakan?
ATALAY: Yani geldiyse, gelmediyse bilmiyorum.
ÖZTÜRK: Yalansa tekzip et, değilse açıkla.
Bu konuyu bile bilmeyen bir Bakana Kamu Düzeni ve Güvenliği’nin emanet edilmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

CHP Milletvekili Atilla Kart soruyor:
Bu 35 kişi konusu çok önemli. Islak imzadan darbeye geldik.
İhbar mektupları postaneden gönderiliyor. Ama kim? MİT bilmiyor, İçişleri bilmiyor, Dışişleri bilmiyor.
Türkiye illegal bir karargahtan mı yönetiliyor?


Sağır sultanın duyduğu Amerikalı istihbarat subaylarından Sayın Bakan’ın haberi yok. :)))

+++++++++++++++++++++++++++++++++

Aydınlık Dergisi, Bakan Atalay’ın bilmediği (!) 35 CIA ajanının yerini açıklıyor:



Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbaratının Yıldız Bürosu (Ankara)


Ergenekon tertipleri, operasyonlar, silah cephane gömme işleri, sahte belgeler, 5000 sayfalık darbe planları burada hazırlanıyor.

+++++++++++++++++++++++++++++++++

5 Kasım 2007′de Oval Ofis’teki buluşmada Tayyip Erdoğan, Buş’tan Ergenekon’un düğmesine basılması talimatını aldı.

Yandaş gazeteci Fehmi Koru, Yeni Şafak’taki köşesinde bunu açıkladı, Kanal 7 TV’de tekrar etti.

Ergenekon tertibinde, yani Türk Ordusu’na saldırıda Emniyet içindeki Fethullahçı ekibe yardımcı olmak üzere 35 üst düzey CIA-Pentagon yetkilisi Ankara’ya geldi.

Aydınlık Dergisi, 16 Mart 2008 tarihli sayısında bu olayı haberleştirdi.
35 kişilik ekip, başında bir Amerikalı Tümgeneralin bulunduğu ODC ile irtibat halinde çalışmaya başladı.
Daha sonra Yıldız Bürosu’na yerleştiler.

++++++++++++++++++++++++++++++++++

Genelkurmay, 18 Mart 2009′da İçişleri Bakanlığı’na “Özel Büro’nun Faaliyetleri” başlıklı bir yazı gönderdi.

Yazıda, Amerikan ajanlarının yetki ve görev sahası dışına çıkarak bazı yerel yöneticileri ziyaret ettikleri, bilgi istedikleri bildirildi.

28 Mayıs 2008 tarihli Bartın Halk Gazetesi, Bartın’ı ziyaret eden Jason White adlı bir Amerikalının kimliğini açıklıyor. Bir Emniyet yetkilisinin verdiği bilgiye göre, rütbesi Yüzbaşı ve kendisine Terörle Mücadele Şube Müdürü eşlik ediyor. Bu sadece buzdağının görülen bir kısmı. Adamlar tüm yurtta faaliyet gösteriyor.

Örneğin Poyrazköy’de kazılar başlamadan 17 gün önce ABD Konsolosluğu’na ait bir aracın askeri bölgede dolaşıp fotoğraflar çektiği ve bu durumun jandarmaya ihbar edildiği belgelendi. Bu konu, kabul edilen iddianameye de girdi.

Poyrazköy’de bulunan silah ve mühimat üzerindeki parmak izleri SAT Gurup Komutanlığı’ndaki tüm personelin parmak izleriyle karşılaştırıldı. İzlerin 203 personelin hiç birisine ait olmadığı ortaya çıktı.

++++++++++++++++++++++++++++++++++

Atilla Kart şöyle diyor:

“Bilmiyorum ne demek? Kendisi Bakan değil mi? Sorumluluğunun bilincinde değil mi? Taşeron bir Bakan mı?

Bu uzmanların sayısının 35 olduğu ifade ediliyor. Ancak bu sayı 85′e çıktı mı, bilmiyoruz, açıklanmalı.

Bunlar illegal bir karargahta mı görev yapıyorlar, Türkiye’yi kimler yönetiyor.

Soyut darbe iddiaları, yargıya baskı gibi son günlerde sıkça tartışılan konuların cevap anahtarı işte bu sorularda gizli

57’İNCİ ALAY HERYERDE

redyellow

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #1 : 01 Mart 2010, 22:44:39 »
Vayyyyy beeee habere bak:)

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #2 : 01 Mart 2010, 23:21:35 »
Askerin başına gelenle AKP’nin ilgisi yok!..

AKP konu mankeni..!

Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesine yapılan saldırıların kaynağı doğru görülmelidir…

Bu mesele, “İçeride iktidar-asker çekişmesi” ya da “demokrasi isteyenlerle cunta yanlıları cepheleşmesi” diye izah edilemez. Bu şekildeki izah tarzı, işbirlikçilerin, “patronları öyle istediği için” sundukları bir illizyondur…

Şu anda önemli görevlerde bulunan ve hedefe konulan generallere bakılınca bile “saldırının” nereden geldiği rahatça
anlaşılır.

Mesela 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk, neden hedeftir?!.
3. Ordu’nun dış stratejik önemi nedir?..
1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, neden “acil emekli edilsin!!” kampanyalarına muhatap?!!
Böyle sıralayabilir, sorabilirsiniz!!

Emperyalizmin gelişmelerine şöyle bir bakalım…

Avrupa Birliği’nin “aşaması” Lizbon Anlaşması ne getiriyor mesela.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurullah Aydın diyor ki; “Geleneksel Avrupa, yerini “Devletler-Milletler Avrupası”na bırakacaktır. Yeni küresel Avrupa ile yeni ulusal Avrupa devletleri, farklı işlevleri daha iyiye ulaşmak için paylaşacaklardır…”

Bu tespit, Türkiye’ye ne getirecek?..

AB eteklerinde, “yalvar yakar” teslimiyet arayan Türkiye, “Birleşik Avrupa İmparatorluğu” ne talimat verirse yapmaya hazır mı, bu yönetim anlayışları ile..!

Geçenlerde, Brüksel’de yapılan 63. Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısında, komisyon üyesi CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ile Avrupa Parlamentosu AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten arasında tartışma çıktı… Avrupa Parlamentosu TSK’ya, aynen bugün “içeride” malum işbirlikçilerin “başlıkları” ile saldırıyor. AP’liler, TSK’nın “kendilerine entegre!!” siyasi kadrolara derhal teslimini istiyorlar. Öymen AP’lilere, “PKK eşkıyası ile mücadele eden TSK’nın, bu mücadele ile ilgili istediği yasaların dahi çıkmadığını” anlatıyor. Avrupalı raportör, büyük bir pişkinlikle “Tabii çıkmayacak!!” diyor…

Okyanusu geçelim ABD’ye gidelim… Afganistan-İran-Irak petrolleri-Kafkas hattı… ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James Steinberg, “Türkiye, İran’ın nükleer programı konusunda herkesten daha fazla kaygı duymalı, Türkiye’nin desteğini istiyoruz…” Bakan Yardımcısına, Tayyip Erdoğan’ın İran’ı “dost” olarak tanımladığını söylüyorlar, cevap ilginç; “İstediğimiz şey, Türkiye’nin bizle işbirliği yapması ve İran’ın nükleer silah geliştirmesine birlikte engel olmak…”
Erdoğan, “İsrail’e çaktıkça” Orta Doğu’da puan topluyor… Anlaşılan, ABD kendisine faydalı bir “mesaj götüren müttefik” sağlamış durumda!..

Rusya’ya bir bakalım… Çin’le yakınlaşan Rusya, NATO’yu gene “karşı cephe” olarak tanımladı. ABD-Avrupa İmparatorluğu ve NATO bir tarafta, Rusya-Çin öbür tarafta…

Başlarına “iş” gelen generaller, hedef olan generallerin sözleri vardır… PKK ile, Barzani ile oyun kuran Pentagon’a karşı “Avrasya”dan dem vuran generallerdir bunlar…

ABD-Avrupa İmparatorluğu, kendileri ulusalcıdır da, “bizde” ulusalcılığı düşman cephesi olarak kabul ediyor…

DSP Lideri Masum Türker, Hacettepe Üniversitesi’nde verdiği konferansta; “Bu generallerin tamamının suçu nedir biliyor musunuz? Bu generaller, Irak tezkeresi oylamasından bir gün önce yapılan MGK’da, ‘hayır’ çıkmasını sağlayanlardır. O tarihte ’hayır’ oyu veren hiçbir milletvekili de 2007’de seçilemedi” dedi…
Mesele kısaca budur…


Behiç Kılıç

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #3 : 02 Mart 2010, 15:32:38 »
Bu habere medyada rastlayan var mı?
Ülkede iddia ettikleri gibi bir kısım basın var mı gerçekten?
Eğer olsa idi bu habere balıklama dalmazlar mıydı?
Neden yayınlanmaz acaba? Bundan daha önemli ne olabilir?
İddialar yenir yutulur değil.
Ergenekon ABD tezgahıdır deniliyor.
Tüm darbe senaryoları bunlar tarafından tezgahlandı deniliyor.
Ülkede cirit attıkları ortada. Bartın'a bile gittilerse Güneydoğu'da kimbilir neler yapıyorlardır.

Galiba boşuna konuşuluyor. Konuşma dönemi çoktan bitmiş olmalı idi. Belli ki iş yine halka düşüyor. Vatanın asıl sahipleri vatanın geleceği hakkında kendileri karar verecekler.






Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #4 : 02 Mart 2010, 17:26:36 »
Doğan'ın tutukluluğuna avukatı itiraz etmiş. Satır aralarında bilgiler çok ilginç.
 
Alıntı
"Balyoz Güvenlik Harekat Planı belgesinde 'Orgeneral Çetin Doğan-Balyoz Sıkıyönetim Komutanı' diye bir imza bulunmamaktadır. Askeri yazışma kurallarına aykırı bu imza bloğu altında herhangi bir imza yoktur. Bunun bir 'belge' bir 'kanıt' olarak kabul edilmesi hukuken olanaksızdır. Balyoz Harekat Planı denilen sahte ve kurmaca belgenin altındaki imza bloğu askeri yazışma kurallarına aykırıdır. O tarihte ilan edilmiş bir sıkıyönetim olmadığına göre Sıkıyönetim Komutanı olarak imza açılmış olması da kurgulamanın sonradan yapıldığını göstermektedir."

"Kopyalama ve yapıştırma biçiminde sansasyonel olaylarla takviyeli hayal ürünü bir planın belli bir merkezden Balyoz adı verilerek üretilmesi ve pazarlanması söz konusudur."

Plan seminerine Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan general düzeyinde temsilciler `gözlemci' statüsüyle katıldı. Genelkurmay'dan gelen heyetin başında olan kişi bugün orgeneral rütbesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan katılan kişi ise korgeneral rütbesi ile aktif görevde bulunmaktadır. 1'inci Ordu Komutanlığı'ndaki seminerde ülke savunmasında karşılaşılabilecek sorunların irdelendi. Yasal zeminin dışına çıkılmadı.

Kozmik büroda bulunan çok gizli bilgilere nüfuz etmesini becerenler, iddia edildiği gibi darbe planlarının tartışıldığı bir seminer veya toplantı yapılmış olsaydı, bununla da ilgili bir kanıta ulaşabilirlerdi.

Ordu Komutanı'nca imzalanan bir seminer planı hiçbir zaman beş altı sayfayı geçmez. Planın ekleri ilgili daire başkanları ve şube müdürlerince imzalanır. Bunların toplam hacmi de 50 sayfa civarındadır. 5 bin sayfaya ulaşmak bölük komutanlıkları seviyesindeki planları dahi dahil etsek mümkün olmayacaktır.

Kozmik odadan 2003 yılı ya da sonrasında bilgi sızdırıldığının ve kaçırıldığının ortada olduğu ifade edilerek, 'Bu bilgiler baz alınarak üstüne yeni senaryolar ve iğrenç planlar eklenmiştir. Hem kozmik odadan bilgi sızdıranlar hem de bu eklemeleri yaparak müvekkilimizin ve diğer sanıkların mağdur olmalarına neden olanlar mutlaka bulunmalı ve cezalandırılmalıdır. TSK'de bu soruşturmayı acele biçimde yapmalı ve sorumluları basına açıklamalıdır. Müvekkilimin tutuklama tedbirinin kaldırılmasını talep ederiz.

Savcılar ellerindeki bilirkişi raporları ile peşin hüküm denilebilecek bir kanıya ulaştı. Ancak savcılık elinde bulunan bilirkişi raporlarının hiçbirisi savunma ile paylaşılmadı. Savcılık ellerindeki dijital dokumanın kaynağının 1. Ordu Komutanlığı'nda bulunan bilgisayarlar olduğu iddia edilmektedir. Bu dijital dokumanların bilgisayarların tarih ve saat bilgileri değiştirilmek suretiyle, dosya yolları yeniden yaratılarak hazırlanması da teknik olarak mümkündür."

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #5 : 03 Mart 2010, 18:05:01 »
3 5 tane yetmiyormuymuşki 35 tane göndermişler.  :sarcastic:

veya şöyle diyelim, okadar özel eğitimden geçmiş ajanın parmak izi gibi basit bir meseleyi atlamış olma ihtimali olabilirmi, parmak izi kopyalamak kadar kolay birşey yok,
Ey bir aileye bile hükmedemeyen ilerici ... Üç kıtaya, yedi denize hükmeden ecdadın mı gerici ..?

time

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #6 : 03 Mart 2010, 18:12:31 »
Ülke karmakarışık. Bu da gösterir ki akp hiç bir konuyu yürütecek beceride değildir. her meselede sorun her meselede olaylar birbirine giriyor buna beceriksizlik denir. muhalefet  veya kimler ne çelme takarsa taksın beceriksizliktir bunun adı. Bilmiyorsan siyasete girmeyeceksin. Bahane üretmeyeceksin. iş yapcaksın iş. Bir boksör diyebilirmi rakip kötü vuruyor. iyi boksörsen maçı kazanacaksın

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #7 : 03 Mart 2010, 19:16:21 »
Ülke karmakarışık. Bu da gösterir ki akp hiç bir konuyu yürütecek beceride değildir. her meselede sorun her meselede olaylar birbirine giriyor buna beceriksizlik denir. muhalefet  veya kimler ne çelme takarsa taksın beceriksizliktir bunun adı. Bilmiyorsan siyasete girmeyeceksin. Bahane üretmeyeceksin. iş yapcaksın iş. Bir boksör diyebilirmi rakip kötü vuruyor. iyi boksörsen maçı kazanacaksın

Ülke karma karışık değil ancak gerçeklerin ortaya çıkmasından rahatsız olanlar ortalığı karışık göstermeye çalışıyor hepsi bu.

en basitinden Islak imza olayındada televizyonların çoğu suçsuz askerlere suç atılıp içeri alınıyor diye yaygara koparıldı ama hepsinin boş gürültü olduğu ortaya çıktı

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #8 : 03 Mart 2010, 19:44:02 »
gerçeklerin ortaya çıkmasından rahatsız olanlar ortalığı karışık göstermeye çalışıyor hepsi bu.

Yazabileceğinizden ümidim yok ama bir deneseniz de bizde öğrensek şu ortaya çıkan gerçekleri.

Olmayan darbe gerçeği?

Super ekonomi masalları iflasının görülmemesi gerçeği?

Kazan kazan tiyatrosu ile gizlenmeye çalışılan peşkeş politikalarının görülmemesi gerçeği?

Sözde dini bütün yöneticilerin her kurumu iflas noktalarına getirdiği noktanın görülmemesi gerçeği?

Allah aşkına bir dene yazmayı bizde öğrenelim. Sevap kazanırsın.  !!.ç/x



Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #9 : 04 Mart 2010, 21:48:21 »
Diyarbakır 2. sınıf Emniyet müdürü Taraf gazetesindeki yazısında orduyu, terör örgütü ile özdeş tutuyor. 35 coni kaç Türk personele sahip dersiniz?

Alıntı
TSK İç Hizmet Kanunu ne diyor

Halen birtakım yıkıcı terör örgütleriyle mücadele ediliyor. Mücadele edilen bu örgütlerin yargılaması sırasında hukuk önünde yapılan tanımı nedir, biliyor musunuz? Meclisi silah zoruyla ilga ve yönetimi silah zoruyla devirmek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı iptal etmek suretiyle Devleti yıkmaya teşebbüs eden terör örgütü... Şimdi soru şu, bir ülkede darbe yapan–yapmaya yeltenen ile yukarıdaki terör örgütü kapsamında faaliyet gösterenler arasında hukuk yönünden bir fark var mı? Türk Silahlı Kuvvetleri, kökleri orta Asya’ya kadar giden Türk Devlet geleneğinin en önemli birikimlerinden biridir. Yazıklar olsun o insanlara ki, hem de bu kurumun kültürünü almış olarak, güya “Türkiye Cumhuriyeti’ni koruma görevini yapıyorum” diye hem yukarıda bahsedildiği şekilde kendilerini lekelemişler ve hem de güya koruduklarını söyledikleri ülkeye ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne zarar vermişlerdir.

Yazıklar olsun ki, bazı hukukçular da, olmuş ve olması muhtemel darbeler için amalı-ancaklı yorumlar yapabilmekteler.....


Kerim Taş
 2. Sınıf Emniyet Müdürü


Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #10 : 04 Mart 2010, 22:27:20 »


Gladyo'nun paralel örgütlenmesi şimdi nerede?
TSK'ya karşı asimetrik savaşın şifreleri.
Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasından beklenen neydi?
Hrant Dink vuruldu, hedef neydi?
Ümraniye'de oynanan tiyatro ve kayıp bombaların sırrı!
Tutanaklarda görünen ama ortada olmayan bombalar nereden çıktı ve nereye kayboldu?
Danıştay'a yapılan saldırı ve Ümraniye tiyatrosu!
Devlet kurumları sahte belge düzenler mi?
Düzmece tutanaklar ve birbirini yalanlayan Emniyet yazışmaları!
Olay yeri inceleme ekibi neden gecekonduya sokulmadı?
Parmak izi nasıl yapıştırılır?
Olmayan bombalara varmış işlemi.
Sahte mahkeme kararları nasıl hazırlandı?
Askeri heyetin incelemek istediği bombalar, nasıl yok edildi?
İmha tiyatrosunun perde arkası! Sözde deliller nasıl yok edildi?
Bombalar nasıl dirildi?
Holding arazisinde, jandarmadan gizli sözde imha işlemi.
Kayıp C-4 kalıbının sırrı!
Polisin video kaydındaki sinkaflı ve o… çocuklu sövgüleri.
Tertibin sesli ve görüntülü kaydı.
Ergenekon tertibinin şifreleri.
Polis, Başsavcılık'tan 8 ay önce “Ergenekon” isimli bir soruşturma olacağını nereden biliyor?
Psikolojik harekâtın mutfağında kimler var?
Fellice Casson'un tertipçilerin suratlarında şaklayan tokatı ve “genç siviller”.


Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #11 : 10 Mart 2010, 22:50:27 »
 Kimler sevindi?

Newsweek dergisinin dün bir bölümünü aktardığımız “Ordu yenildi” başlıklı yazısının diğer çarpıcı bölümüne de okurumuz Selçuk Kınıklı dikkati çekiyor…
O cümle şöyle:
“… Ordunun siyasete uzanan elini kesmek Türkiye’ye laikliği demokratik olarak yorumlama ve Kürtlerin özerklik isteği gibi konularla daha açık ilgilenme imkânı verecektir. Bu tercih şimdi özellikle daha kolay…

Şu sözler de Yunanistan Başbakanı Papandreu’nun:
Türk ordusu, Türk hükümetine göre adada daha fazla müdahil durumda. Ancak ben Kıbrıs meselesinde Türk ordusundan ziyade, Türk hükümetinin daha fazla müdahil olmasını tercih ederim.

Newsweek’in ilan ettiği “Ordu yenilgisi”ni kimlerin neden istediğini biliyorduk. TSK’nın özellikle Güneydoğu ve Kıbrıs’taki tavizsiz tavrı bazıları yönünden sıkıcı oluyordu. Yukarıdaki satırlar o alanlardaki rahatlamayı ifade ediyor. Hadi hayırlısı, diyeceğiz ama… Bu işin ucunda bizim açımızdan hayırlı bir şey de görünmüyor.

Melih Aşık


Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #12 : 21 Mart 2010, 19:49:54 »
İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi “Kafes Eylem Planı” iddianamesini kabul ederken üye hâkim Oktay Kuban karara katılmayarak muhalefet şerhi koydu. Kuban’ın şerh yazısının ilk cümlesi şöyle:
Şüpheliler hakkındaki suçlamaya delil olarak gösterilen ihbar mektubu ve elektronik posta ihbarlarının nereden, kim tarafından gönderildiği ve kimliğinin ne olduğunun araştırılmamış olması…
Daha önce kabul edilen Poyrazköy iddianamesinde de İstanbul Emniyeti’ne gönderilmiş dört elektronik posta ihbarı yer alıyor, bu davada yargılanan Levent Bektaş’ın avukatı Hüseyin Ersöz, ihbarı yapanların bilinmediği ve araştırılmadığını söylüyordu.
Avukat Hüseyin Ersöz’e dün sorduk:
- Tahliye talepleri sırasında mahkeme heyeti kanıtların hukukiliğini inceliyor mu?
- Hayır, dikkat ederseniz tahliye taleplerinin reddinde “mevcut delil durumu ve kaçma şüphesi” deyimleri kullanılıyor. Deliller bu aşamada araştırılmıyor.
- Hukuk ne diyor bu işe?
- Tabii ki tutuklamaya sebep olan delillerin öncelikle gözden geçirilmesi gerekir…
- Peki Ergenekon davalarında deliller ne zaman gözden geçirilecek?
- Bunu yargıçlar çeşitli defalarca dile getirdiler: Delillerin hukuka uygunluğu hüküm aşamasında ele alınacak…
Yani? Belki beş, belki on yıl sonra…


Melih Aşık


pride

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #13 : 25 Mart 2010, 18:05:44 »
Kimler sevindi?

Newsweek dergisinin dün bir bölümünü aktardığımız “Ordu yenildi” başlıklı yazısının diğer çarpıcı bölümüne de okurumuz Selçuk Kınıklı dikkati çekiyor…
O cümle şöyle:
“… Ordunun siyasete uzanan elini kesmek Türkiye’ye laikliği demokratik olarak yorumlama ve Kürtlerin özerklik isteği gibi konularla daha açık ilgilenme imkânı verecektir. Bu tercih şimdi özellikle daha kolay…

Şu sözler de Yunanistan Başbakanı Papandreu’nun:
Türk ordusu, Türk hükümetine göre adada daha fazla müdahil durumda. Ancak ben Kıbrıs meselesinde Türk ordusundan ziyade, Türk hükümetinin daha fazla müdahil olmasını tercih ederim.

Newsweek’in ilan ettiği “Ordu yenilgisi”ni kimlerin neden istediğini biliyorduk. TSK’nın özellikle Güneydoğu ve Kıbrıs’taki tavizsiz tavrı bazıları yönünden sıkıcı oluyordu. Yukarıdaki satırlar o alanlardaki rahatlamayı ifade ediyor. Hadi hayırlısı, diyeceğiz ama… Bu işin ucunda bizim açımızdan hayırlı bir şey de görünmüyor.

Melih Aşık
siyaseten bakarsak bence ordunun yenildiği çok iyi oldu. çift başlı yapı resmen komedi. millet oy versin iktidarı belirlesin ama politikayı asker yapsın. böyle tiyatro olurmu . iç ve dış işlerinde yetki hükümetindir. ordu milletin güvenliğini sağlasın ve sadece bakanlar kurulu tarafından verilen görevleri uygulasın yeter. ordu herşeye karışırsa hitlerin wehrmachtından ne farkı kalır...

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #14 : 25 Mart 2010, 18:20:19 »
siyaseten bakarsak bence ordunun yenildiği çok iyi oldu. çift başlı yapı resmen komedi. millet oy versin iktidarı belirlesin ama politikayı asker yapsın. böyle tiyatro olurmu . iç ve dış işlerinde yetki hükümetindir. ordu milletin güvenliğini sağlasın ve sadece bakanlar kurulu tarafından verilen görevleri uygulasın yeter. ordu herşeye karışırsa hitlerin wehrmachtından ne farkı kalır...

Boş yere hevese kapılmak sükutu hayale neden olur. Ordunun yenildiği falan yok. Sadece ne mal olduğu gün gibi ortaya çıkan işbilmezleri kurtarmak, Türk siyasetinin başına yeniden bela yapmak istemediği için görünen resmi veriyor. 

Diğer iddialarınızın dayanağı nedir? Yani; ordunun yönetime karıştığı, politika yaptığı iddialarınızın kaynağı nedir?


pride

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #15 : 25 Mart 2010, 18:45:25 »
Boş yere hevese kapılmak sükutu hayale neden olur. Ordunun yenildiği falan yok. Sadece ne mal olduğu gün gibi ortaya çıkan işbilmezleri kurtarmak, Türk siyasetinin başına yeniden bela yapmak istemediği için görünen resmi veriyor. 

Diğer iddialarınızın dayanağı nedir? Yani; ordunun yönetime karıştığı, politika yaptığı iddialarınızın kaynağı nedir?
yani bunu ordu yenildi olarak da algılamamak lazım. ordu yenilmedi dersen ordunun herşeye karıştığını kabul etmiş olursun.
bugün ordu sadece olması gerektiği gibi davranıyor o kadar

ordunun yıllardır siyasete karışmadığını iddia ediyorsan çok yanılırsın. bir kere Türk demek ordu millet demek, devletlerimiz hep ordunun gücünden gelen devletlerdir. Türkiye Cumhuriyeti de malesef aynı kaderi paylaştı. ama artık millet asker değil millet kul değil millet koyun değil. bambaşka bir çağdayız. ülkenin orduya göre değil millete göre şekillenmesi gereği ortaya çıkmıştır. 
bence gerçeklere bakarken biraz gözünü açmalısın. çünkü Atatürk Türk milletine güvenerek Cumhuriyeti kurdu, orduya güvenerek değil... bugün geldiğimiz noktada millete güvenmemek Atatürk'e isyandan başka birşey değildir benim gözümde.

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #16 : 29 Nisan 2010, 17:59:36 »
Diyalogcu havarilerin hedefinde artık Müslümanlar mı var?
Ulusalcıları yeterince yıprattığını düşünen "Utah tasfiye cemaati" şimdi de vatansever özellikleri ile öne çıkan dindarları mı hedef alıyor?
Bu Ergenekon anaforu akepeyi ne zaman içine çekecek?

Alıntı
Zaman gazetesi her önüne geleni Ergenekoncu ilan etme noktasında o kadar paranoyak bir çizgiye ulaştı ki, bu çizginin bugünkü tavrı, ilerde dünya basınında örnek oluşturacak olaylarla dolu.
Dün yayınladıkları bir haberde bu örneklerin “en veciz” olanlarından biri vardı. Habere göre Ergenekonun tutuklu sanıklarından emekli Yüzbaşı Hasan Ataman çapraz sorgusunda Güven Hareketi toplantıları ile sorularla karşılaşmış. Savcı bu konuda kendisine birçok soru sormuş. Haberin devamı şöyle:
“  Hasan Ataman, Ümraniye’deki bombaların sahibi olduğu ileri sürülen emekli Astsubay Oktay Yıldırım ile bir Güven Hareketi toplantılarında tanıştığını itiraf etti. Çapraz sorgu Güven Hareketi toplantılarına birçok Ergenekon sanığına ev sahipliği yaptığını ortaya koydu. Güven Hareketi adı altında Sirkeci’de 2003 yılında başlayan seminerler 4 yıl boyunca yoğun bir tempoyla devam etti.

Devamı için;  Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın
http://www.yenimesaj.com.tr/index.php?haberno=10001886&tarih=2010-04-29

 


Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #17 : 02 Mayıs 2010, 13:55:26 »
Kara propagandanın böylesi parmak ısırtacak cinsten. "Yavuz hırsız ev sahibini bastırır" atasözümüz bile durumu anlatmakta yetersiz kalıyor. Pes...

Karapropagandacılıkla itham edilen sitelerin bazılarını hatırlıyorum. Özellikle Ermeniler ve Rumlarla ilgili olanlarını. Tamamen belgeye dayalı olarak savunma amacı ile çalışan sitelerdi. Bu yararlı siteleri bile kara propaganda amaçlı siteler olarak gösterdiklerine göre; kendileri mi çok saf, halkımız mı?



“Kara siteler” asker işiymiş

Mahkemenin kabul ettiği dördüncü Ergenekon iddianamesine göre, kara propaganda yapmak amacıyla kurulan bazı internet sitelerinin IP numaralarının Genelkurmay’a ait olduğu tespit edildi. Soruşturmayı yürüten savcıların talebi doğrultusunda araştırma yapan TR.NET Orta Doğu Yazılım Hizmetleri AŞ, Millî Savunma Bakanlığı’na ait IP numaralarını kullanan bu sitelerin Genelkurmay’a ait olduğunu ortaya çıkardı...

İŞTE KAMUOYUNU YÖNLENDİREN SİTELER

Ergenekon savcılarına ulaştırılan ihbar mektubuyla ortaya çıkan ve kamuoyunu yönlendirmek maksadıyla illegal bir şekilde işletilen internet siteleri şunlar: terorizm.info, irtica.org, nursi.info, geocities.com/fethullahgercegi, irtica.net, ozgurgenc.net, genclik.info, gencizbiz.net, aslar.org, askeriz.info, stratejik.info, tskasker.com, turkatak.gen.tr, turkuz.info, turkler.info, turkses.com, turkeyturks.com, turksturkey.com, turkses.net, turkses.org, pkkgercegi.net, pkkapo.com, apopkk.com, pkkgercegi.com, pkkgercegi.org, armenianreality.com, turkishgenocide.net, turkishmassacre.com, terorveguvenlik.net, terorizm.info, terorgercegi.com, terorveguvenlik.com, terorveguvenlik.org, greekmurderers.net, members.tripod.com/camerian-volunteer, cameria.org, yunanli.com, pontuslu.com, gurbetciler.info, turkuzbiz.org, hepimizturkuz.org, bizturkler.org.



Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #18 : 02 Mayıs 2010, 20:56:44 »
Gizli tanık açığa çıktı
İşte Erzurum'daki Ergenekon'un gizli tanığı...

Erzurum’daki Ergenekon davasında gizli tanık Efe’nin imzası ile İliç Savcısı Bayram Bozkurt’un imzasındaki benzerlik gizli tanığı açığa çıkardı.

ANKARA - Erzurum’da aralarında Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner ile 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile jandarma ve MİT görevlilerinin de olduğu sanıkların haklarında açılan Ergenekon davasının gizli tanıklarından “Efe” ile ilgili çarpıcı bir bilgi ortaya çıktı.

Gizli tanık Efe’nin ifadesinde kullandığı imza ile daha önce Adalet Bakanlığı müfettişlerine verdiği ifadede Cihaner’e suçlamalarda bulunan ve Ergenekon’un kendisine arabasına kene koyarak suikast girişiminde bulunduğunu iddia eden İliç Savcısı Bayram Bozkurt’un imzalarının aynı olması dikkat çekti.

Davanın en önemli tanığı

Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi’nde 4 Mayıs Salı günü ilk duruşması görülecek olan davanın iddianamesinde Cihaner’e yönelik suçlamalarda gizli tanık Efe’nin ifadeleri önemli bir yer tutuyor. Efe, ifadesinde kendisini “üst düzey bürokrat” olarak tanıtmış ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın altında imzası olduğu iddiasıyla tutuklanan Albay Dursun Çiçek’le Başsavcı İlhan Cihaner’i gördüğünü iddia etmişti. Efe ifadesinde “Başsavcıyı 2009 yerel seçimlerinden 15-20 gün önce (veya seçimlerden 15 gün sonra) orduevinde sabah kahvaltıda Albay Dursun Çiçek ve rütbeli birkaç subayla gördüm” demişti. Bu iddia Erzurum’daki Ergenekon soruşturmasının da en önemli dayanağı olmuştu.

Soruşturmayı yürütürken Cihaner’in tutuklanması üzerine HSYK tarafından yetkisi alınan savcı Osman Şanal’ın yetkisizlik kararında jandarma görevlileriyle üç MİT’çi arasında fiili örgütsel bağa ulaşılamadığını belirtmiş, bu konudaki tek delilin ise gizli tanık Efe’nin “Kurban Bayramı’ndan önce önce eşimle Çağlayan beldesinde restoranta gittiğimde alay komutanı, MİT Müdürü, Başsavcı ve tanımadığım bir kişiyle birlikte yemektelerdi. Beni görmediler. Üç kişinin birlikte gizli toplandıklarını biliyorum” şeklindeki ifadesi olduğu belirtilmişti.

İmzalar aynı

Gizli tanık Efe’nin bu ifadeleri ile daha önce Adalet Bakanlığı müfettişlerine Cihaner aleyhine ifade veren İliç Cumhuriyet Savcısı Bayram Bozkurt’un ifadeleriyle benzediği anlaşılmış, ancak Bozkurt kendisinin gizli tanık olduğu iddialarını yalanlamıştı. Ancak dava dosyasında gizli tanık Efe’nin imzası ile savcı Bozkurt’un imzasının aynı olması dikkat çekiyor. Bozkurt’un bir soruşturma evrakında yer alan imzası ile gizli tanık Efe’nin ifadesinin altında yer alan imzası birebir aynı imzalar olması, gizli tanık Efe’nin savcı Bayram Bozkurt olduğu şüphelerini artırdı. Dava aşamasında da gündeme gelecek bu durumla ilgili olarak mahkemenin nasıl bir karar vereceği de merakla bekleniyor.

İliç’teki bir maden şirketinden “rüşvet” istediği iddiaları ortaya atılan savcı Bozkurt hakkında ayrıca 12 soruşturma açılmıştı. Bozkurt, bu suçlamalar karşısında çaycıdan başsavcıya kadar herkesin Ergenekoncu olduğunu öne sürmüştü. Ergenekon’a karşı verdiği mücadeleden ötürü hedef alındığını iddia eden Bozkurt, Ergenekon örgütünün arabasına iki kez kene koyarak kendisine suikast girişiminde bulunduğunu ileri sürmüştü.

Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın
http://haber.gazetevatan.com/gizli-tanik-aciga-cikti/303235/1/Gundem






Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #19 : 04 Mayıs 2010, 19:41:47 »
Diyalogcu havarilerin hedefinde artık Müslümanlar mı var?
Ulusalcıları yeterince yıprattığını düşünen "Utah tasfiye cemaati" şimdi de vatansever özellikleri ile öne çıkan dindarları mı hedef alıyor?
Bu Ergenekon anaforu akepeyi ne zaman içine çekecek?


Ahan da çekmeye başlamış bile. Azıcık ucundan bucağından vatanseverlik kırıntısına sahipsen bil ki sırada sende varsın. Bir gün sıra sana da gelecek. Uyan, uyan, uyan...

Alıntı
AK Parti'deki Ergenekon şebekesi

Eminim soruyorsunuzdur, neler oluyor? Bence olanlar açık; AK Parti içindeki Ergenekon şebekesi harekete geçti.

'AK Parti'de Ergenekon'un ne işi var?' dediğinizi duyar gibi oluyorum. Siz de AK Parti yöneticileri gibi saf olmayın lütfen. Balyoz'dan Kafes'e, oradan da ıslak imzalı bitirme planına kadar 'şebeke'nin neredeyse tüm belgelerinde AK Parti içindeki adamlarından, harekete geçirilecek bağlantılardan söz ediliyordu.


Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın
http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=980150








Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #20 : 04 Mayıs 2010, 20:57:48 »
Eski akepeli vekil Ergenekoncu yaftalamasını anlatıyor.



Bir süre önce istifa eden Ankara Bağımsız Milletvekili Zekai Özcan:

AKP içinde milli hassasiyeti olan, milli duyarlılığı olan arkadaşlarımız baskı altında tutulmaya çalışılıyor. Onların partiden uzaklaştırılması için yapılıyor bütün bunlar. Milli hassasiyetlere karşı olanlar, birikimi ve duyarlı olmayanlar, Başbakanı yanlış yönlendiriyorlar. Çünkü bu arkadaşlarımız, etnik vurguya ve açılıma karşı çıktıkları için bilinçli bir şekilde partiden uzaklaştırılıyorlar. Bu arkadaşlarımızı tasfiye etmeye çalışıyorlar. Herkes vicdanıyla gizli oy kullanıyor. Bunu kimse sorgulayamaz. Kimin “ret” kimin “evet” verdiği de ortaya çıkacaktır.

pride

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #21 : 04 Mayıs 2010, 21:37:40 »
halkapınar bu bir partidir.  parti içinde aynı siyasi ve hayat görüşüne sahip insanlar toplanmıştır.
farklı düşünenler elbette uzaklaştırılırlar. bu gayet doğal.
siyasi parti mantığına ters konuşuyorsun. önce bunu bir idrak etmelisin.

şimdi eski akpli ne demiş, açılıma karşı olanlar vs partiden uzaklaştırılıyorlar demiş.
tamamda bu parti açılıma karşı deği kil, tam destekçisi hatta yaratıcısı. demekki senin yerin bu parti değil arkadaş.
bu kadar basit.

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #22 : 13 Mayıs 2010, 18:26:09 »
Akşam yazarı Çiğdem Toker, CHP’nin bilişim uzmanı milletvekili Tacidar Seyhan’ın kaset incelemesi sonucunda “uzaktan frekansla alış yapan profesyonel bir cihaz” sonucuna varmasının, Osman Paksüt olayında da kullanılan mobil araçları akla getirdiğini yazdı. Bu araçlar “Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Yasası” TBMM’den geçerken de tartışıldığını ve bu yasa hakkında bugün Anayasa Mahkemesinde ilk görüşmenin yapılacağını hatırlattı.

Çiğdem Toker 'Mahrem kasetler' ve Anayasa Mahkemesi başlıklı yazısında şunları anlattı:

“Konu, Deniz Baykal'ın istifa metninde, iktidarı hedef alan ifadeleri nedeniyle ciddi.

Bilişim uzmanı, CHP Milletvekili Tacidar Seyhan' ın 'kaset'i incelemesinin ardından yaptığı açıklamada öyle iki cümle var ki, peşine düşülmesi gerekiyor.

Eğer hala bir hukuk devletinde yaşadığımızı varsayıyorsak; içeriği 'değerler sistemi'ni ilgilendiren kayıt konusunda, 'nasıl' sorusunun cevabı, öncelikler listesinde ilk sıraya yerleşmeli.

Seyhan'ın altını çizdiğimiz cümleleri şunlar:
- Uzaktan frekansla alış yapan profesyonel bir cihazla yapıldığı belli.
- Çekimin biçiminden, kurumsal araçlar tarafından yapıldığını düşünüyorum. Bu sistem sadece oralarda var.

'Uzaktan frekansla alış' ve 'araç'...
İhtiyatlı bir üslup kullansa da Seyhan'ın sözleri, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt'ün yargıya taşıdığı olayla alevlenen konuyu akla getiriyor: Ortam dinlemesi ile görüntü kaydını içeren teknik takip yapabilecek donanıma sahip resmi araçlar.

Meclis Telekulak Alt Komisyonu üyesi CHP İzmir milletvekili Ahmet Ersin, 'Observer' adı verilen bu araçların, 2005'te Kanada ve İsrail'den ithal edildiğini, 'en az iki tanesinin sivillerde olduğunu' daha önce basınla paylamıştı..


CHP Konya Milletvekili Atilla Kart da iktidarın elinde 'hangi kuruma ait olduğunu bir türlü öğrenilemeyen' teknik takip araçları olduğunu, ısrarla gündeme taşımış bir milletvekili.

Dahası, CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne iptali için başvurduğu Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Yasası (KDGM), TBMM'de tartışılırken şu sözleri kayda geçti: 'Yeni istihbarat düzenlemesi ile sayıları 10-15 arasında olduğu belirtilen özel mobil dinleme araçları kontrol altına alınacak mı? Bu araçların kim, hangi kurum tarafından kullanıldığı ortaya çıkacak mı? Yoksa bu müsteşarlık bünyesine alınacak mıdır?'

Seyhan'ın açıklamasından sonra Kart'a bu araçların, ortam dinlemesinin yanı sıra, 'uzaktan görüntü kaydı yapıp yapamadığını' sordum.

Verdiği yanıt:
'Elbette. Bu araçlar görüntü kaydı yapacak donanıma da sahip. Ancak varlığından emin olduğumuz mobil dinleme araçlarının, hangi kuruma ait olduğu ısrarla saklanıyor. Biz Başbakanlığın kontrolünde olduğunu biliyoruz. Sayın Başbakan'ın malum kaset olayı üzerine (talimat verdim, durdurdum) demesinin çok önemi yok. Malum yapı, yazık ki kontrol dışına çıkıyor. Fiilen denetlemez hale geliyor.'

Bu varsayımın doğru olma ihtimali, yapıyı kuran otoritelerin bile mağdur olma ihtimalini akla getiriyor. Nitekim Kart bile, bu ihtimali dışlamıyor.
Dahası, CHP'nin hukukçu kurmayları, kritik bir egzersize başladı bile:
'Kaset olayı', iddia edildiği gibi, devlet yetkisi kullanılarak gerçekleştirilmiş ve bu süreçte 'mobil teknik takip araçları' kullanılmışsa, konu, KDGM yasasının iptali davasında Yüksek Mahkeme nezdinde gündeme getirilebilir mi?

Not düşelim; bugün Anayasa Mahkemesi, söz konusu iptal başvurusunun ilk incelemesini yapacak.
Yüksek Mahkeme üyelerinin yaşananları nasıl yorumlayacağı önemli.”

Oda tv


Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #23 : 02 Haziran 2010, 21:02:27 »
Orduyu yıpratma/zayıflatma çalışmalarının amacı çok açık. Ordu güçlü kaldıkça kirli emeller asla gerçekleşmeyecek. Aşağıdaki videodan anlaşıldığına göre pkk nın Tunceli baskınına asker müdahale etmeseymiş, polisin işi oldukça zormuş. Kırsal alanda Jandarmayı etkisizleştirip sözde Kamu güvenlik Kurumunu etkin kılmayı başarırlarsa bölücü feodal faşistler amaçlarına bir adım daha yaklaşmış olacak. Bunların her işleri ülkeye köklü zarar veriyor. Gel seçim gel...



Linkleri izlemeye izniniz yok  Kaydolun veya Giriş Yapın
Tunceli'de Çatışma





Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #24 : 06 Temmuz 2010, 17:38:41 »
Türkiye bu ihanetlerle yaşayamaz!

Aydınlık dergisinden Mehmet Bozkurt ve Umut Albayrak, 25-26 Ocak 2007’de İstanbul’daki hakimevinde, sekiz ilin özel yetkili Başsavcı vekili ve Adalet Bakanlığı’ndan üç yetkili ile çalıştay düzenleyen Amerikalı danışman savcının Susanne Hayden olduğunu ortaya çıkardı.
Bilindiği gibi Amerikalı bir savcının 2006 yılında Türkiye’ye hukuk danışmanı olarak gönderildiğini, Yılmaz Polat’ın “CIA Pençesinde Açılım” adlı kitabına dayanarak ortaya koymuştuk. Sonra da Adalet Bakanlığı bu bilgileri yalanlamıştı. odatv’den Barış Terkoğlu ile aynı anda, Amerikan Adalet Bakanlığı resmi internet sitesine dayanarak iddianın doğruluğunu ispatlamıştık.
O tarihten sonra Adalet Bakanlığı’ndan hiç ses çıkmadı!

* * *
CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle bir soru önergesi verdi. Köktürk, olayı anlattıktan ve Amerikan Adalet Bakanlığı’nın resmi bültenlerindeki ifadeleri sergiledikten sonra şu soruları sordu:
1-ABD Adalet Bakanlığı, resmi sitesinde, Türkiye ile ABD arasında OPDAT programı dahilinde terörle mücadeleye ilişkin yasaların çıkarılıp uygulanması konusunda bir işbirliği yapıldığını ve bu program dahilinde danışmanlık yapıldığını kamuoyuna açıklıyor. ‘ABD’li Danışman Savcı ve işbirliği’ soruları ile haberlerini yalanlayan Adalet Bakanlığı olarak; ABD Adalet Bakanlığının ve ABD Dışişleri Bakanlığının resmi Web sitelerini de yalanlamayı düşünüyor musunuz?
2-Yine ABD Dışişleri Bakanlığının resmi yayın organında, Genel Hukuk Danışmanı’nın İstanbul’da PKK ile mücadele kapsamında cumhuriyet savcıları ve yargı temsilcilerine yönelik bir program düzenlendiğinin bilgisini vermesi karşısında Adalet Bakanlığı olarak içinden geçtiğimiz süreçte kimseden danışmanlık hizmeti almadığınıza dair açıklamalarınızın gerçeği yansıttığı düşüncesinde misiniz?
3-Silivri yargılamaları (Ergenekon) ve Habur yargılama süreçlerinde de OPDAT programı dahilinde ABD ile herhangi bir işbirliği gerçekleştirilmiş midir?
4-Geçtiğimiz aylarda yasalaşan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Yasası ile getirilen ‘Yabancı Uzman Çalıştırma’ düzenlemesi, mevcut fiili durumu hukukileştirme çabasından mı kaynaklanmaktadır?

* * *
Mehmet Bozkurt ve Umut Albayrak’ın haberine bakalım:
Hayden’ın bir evi Ankara’da, bir evi de Washington’da.
Susanne Hayden hakkında 2007 yılında çıkan haberlerde Hayden’ın PKK’nın kara paralarının izini bulmak için Türkiye’ye geldiği ileri sürülüyor.
Ancak gelişmeler Hayden’ın sadece PKK için gelmediğini gösteriyor.
Hayden, 2006 yılında, dönemin ABD Ankara Büyükelçi Ross Wilson’un “Özel hukuk müşaviri” adı altında Türkiye’ye atandı. 2 Kasım 2007 tarihli Milliyet gazetesinde Hayden ile ilgili yapılan bir haberde şu bilgi veriliyor:
‘Erdoğan’ın Bush ile 5 Kasım’da yapacağı kritik görüşme öncesi apar topar İstanbul’a gelen Savcı Suzanne Hayden, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gelerek bir dizi çalışma yaptı.’
Hayden’ın bu gelişi dikkat çekici. Çünkü Fehmi Koru’nun, Kanal 7 televizyonunun 28 Ocak 2008 tarihli haber bülteninde canlı yayın konuğu olarak açıklamasına ve 1 Şubat 2008 tarihli Yeni Şafak gazetesindeki yazısına göre, Ergenekon soruşturması 5 Kasım 2007 günü yapılan Bush- Erdoğan görüşmesinde kararlaştırıldı.”
* * *
Skandalın boyutları çok büyük! Peki neden kimsenin ağzını bıçak açmıyor? Türk polisini, Türk yargısını, devam eden soruşturmaları, Amerikalı danışmanların yönlendirmesine bırakmak ve doğrudan yargılamayı etkilemek suçlarını takip edecek bir savcı yok mu bu ülkede?
Yargı işlevlerinin en önemli kısmını yabancılara teslim etmiş bir ülke yaşar mı? Vatana ihanet başka nasıl olur?

Arslan Bulut

pride

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #25 : 07 Temmuz 2010, 09:09:05 »
Orduyu yıpratma/zayıflatma çalışmalarının amacı çok açık. Ordu güçlü kaldıkça kirli emeller asla gerçekleşmeyecek. Aşağıdaki videodan anlaşıldığına göre pkk nın Tunceli baskınına asker müdahale etmeseymiş, polisin işi oldukça zormuş. Kırsal alanda Jandarmayı etkisizleştirip sözde Kamu güvenlik Kurumunu etkin kılmayı başarırlarsa bölücü feodal faşistler amaçlarına bir adım daha yaklaşmış olacak. Bunların her işleri ülkeye köklü zarar veriyor. Gel seçim gel...

Aynı şekilde, polis güçlü kaldıkça da kirli emeller asla gerçekleşmeyecek. Ordu da polis de bu vatanın bölünmez bütünlüğünün garantisidir. Birini yüceltip, diğerini yerden yere vuranlar 2 kez düşünmelidir...

kimnenasıl

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #26 : 07 Temmuz 2010, 09:23:43 »
Adamlar kendi memleketlerindeymişçesine açıkça durumu yönlendiriyorlar. Bizim Emniyetimizde , istihbaratımızda ABD lilerin ne işi var. İnsanda biraz onur olur. Bir ülke istihbaratını tamamen conilere ,yabancı ülkeye teslim eder mi?
Yoksa bu operasyonları düşünecek yapı bizde henüz yok.


Müthiş iddia!
 

İrtica belgesi operasyonu sürerken ABD’liler şubedeydi

‘İrticayla Mücadeye Planı’ davasının sanığı avukat Öztürk “Albay Göktaş’ın ofisi aranırken bir polis ’Komutanım amirlerim burada ne yapıyor bilmiyorum. ABD’liler gelip gidiyor’ demiş. Ben de Levent Albay gözaltındayken Terörle Mücadele’de ABD’lileri gördüm’ dedi

“İrtica ile Mücadele Eylem Planı” davasının 5. duruşması dün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. 7 sanıklı davanın duruşmasına tutuklu sanıklar Albay Dursun Çiçek, avukat Serdar Öztürk, Ufuk Akkaya ve Mehmet Deniz Yıldırım katıldı. Hakkında yakalama kararı bulunan Bedrettin Dalan ile tutuksuz sanıklar Özel Yılmaz ve İlhami Ümit Handan ise gelmedi.

Dünkü duruşmada “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” belgesi bürosunda bulunduğu iddia edilen avukat Öztürk savunmasını yaptı. “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” belgesi gibi belgelerin savcılar tarafından oluşturulduğunu ileri süren Öztürk, Savcı Zekeriya Öz ve bazı polisler hakkında “casusluğa iştirakten” suç duyurusunda bulunacağı sırada kendisinin devre dışı bırakıldığını da öne sürdü. Bu operasyonlarda yargının kullanıldığını ifade eden Öztürk, “Operasyonu yapanlar bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor. Aynı 12 Eylülde olduğu gibi. Amerika bize nasıl saldıracağını iyi biliyor” dedi. Tuncay Güney’in 2001’de 9 günlük bir ABD gezisine götürüldüğünü ileri süren Öztürk, Güney’in bu ziyaretten geldikten sonra kurgulanmış ifadelerini verdiğini iddia etti. ABD’nin 2001’de bu planı uygulamaya koyamadığını, Türk savcılarının, polisinin ikna edilemediğini savunan Öztürk, “Kimsenin bulamadığı örgütü Zekeriya Öz buluyor. Öz’ün heykelini dikecekler ama Amerika’ya” dedi.

DVD’yi polis koydu

Savunması sırasında avukatlığını yaptığı 2. Ergenekon davası sanığı emekli Albay Levent Göktaş’ın ofisinin aranmasını da anlatan Öztürk, Göktaş’ın ofisine polisin savcı olmaksızın aramaya başladığını, bunun hukuka aykırı bir arama olduğunu söyledi. İçinde hakim ve savcıların kişisel verilerinin ve bazı görüntülerinin bulunduğu öne sürülen 51 No’lu DVD’nin bulunduğu bu arama sırasında, ofisteki herkesin bir odaya toplandığını, sonra aramaların başladığını belirten Öztürk, bu sırada avukat Özge Evci’nin de odadan çıkarıldığını söyledi. 51 No’lu DVD’nin Evci’nin odasına bu sırada konulduğunu ve aramada bulunan DVD’-nin hemen sekreteryaya götürüldüğünü savunan Öztürk, şöyle devam etti:

“51 No’lu DVD polis tarafından konulmuştur. Levent Albay (Göktaş) ülkücüdür. Bir polis Levent Albay’a ’Komutanım ben de ülkücüyüm. Amirlerim burada ne yapıyorlar bilmiyorum. Amerikalılar gelip gidiyorlar’ demiş. Ben de 10 Ocak 2009’da İstanbul’da Levent Albay gözaltındayken Terörle Mücadele Şubesi’nde gece 22.00’de ABD’lileri gördüm.”

ALBAY ÇİÇEK’İN AVUKATI CELAL ÜLGEN:

‘SAT’çıların gömdüğünü Tanrı dışında kimse bulamaz’

“İRTİCA ile Mücadele Eylem Planı” davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek’in avukatı Celal Ülgen, Beykoz’da bulunan mühimmatı saklayan kişilerin, kendilerini fark ettirmek için her şeyi yaptıklarını söyledi. Ülgen “Bir şey saklamak isteyen neden ağaçlara tornavida çaksın? Gömülen yerin istikametini göstersin? Bu mühimmatı SAT’çılar gömmüş olamaz. Bizim SAT’çılar bir şey gömmek istese, eminim gecenin sessizliğinde kayar bölgeye girerler, en derine gömerler ve Tanrı dışında kimse gömdükleri şeyi bulamaz. Bunu yapanlar olsa olsa ABD’li conilerin kötü kopyalarıdır” dedi.Vatan.com
Devletin, ekonomik ve siyasal kararları için, dine ihtiyacı var mıdır?
"Varolan" bilinebilir ve değiştirilebilir.

Ynt: 35 CIA ajanı ve Ergenekon
« Yanıtla #27 : 07 Temmuz 2010, 11:28:13 »
AKP Derin Merkezi!

CHP’li Atilla Kart dün Başbakan’la ilgil soru önergesinde özetle diyor ki:
Taraf Gazetesi Genel Yayın Müdür Yardımcısı Yasemin Çongar’ın; ABD ’nde Ulusal Halk Radyosu’na (NPR) verdiği demeçte, Balyoz Darbe Planıyla ilgili belgelerin yayınlanması için ‘Başbakan ve Devlet İstihbaratının başı tarafından teşvik edildiklerini’ söylediği basına yansımıştır.

Öte yandan 2003-2005 yılları arasında Türkiye Büyükelçisi olarak görev yapan ABD Büyükelçisi Eric Edelman yaptığı açıklamalarda; Hükümet yanlısı ve ABD ile yakın ilişkileri olan bazı isimlerin birtakım belgeler getirdiklerini, fotokopi olan bu belgelerin darbe hazırlık planları niteliğinde olduğu, bu belgeleri uzmanlara incelettiğini, yapılan teknik çalışmalar sonucunda belgelerin sahte olduğunun anlaşıldığını ifade etmiştir.

Edelman, bu isimlerin sahte belgeler ile Ordu bünyesinde bir darbe hazırlığı yapıldığı izlenimini ABD’ye inandırmaya çalıştıklarının anlaşıldığını beyan etmiştir.

Başbakanlık, Adalet, İçişleri Bakanlığı odaklı bir karargahın illegal bir şekilde çalıştığı ve toplumsal manüplasyonlara yol açtığını doğrulayan gelişmeler söz konusudur.”
* * *
Atilla Kart sözü şöyle bağlıyor: “Gerçeğe aykırı kurgularla darbe senaryo ve iddialarının illegal bir karargah tarafından hazırlandığı ve hükümet bağımlısı medya tarafından da bu senaryoların kamuoyuna servis edildiği kuşkularımız daha da yoğunlaşmıştır...
Atilla Kart geçenlerde yaptığımız bir görüşmede de ısrarla “illegal bir karargahın” hazırladığı darbe senaryolarından söz etti. O karargahta ABD’den gelen uzmanların da çalıştığını ekliyor. Ergenekon davalarının temelini bu senaryoların oluşturduğunu söylüyor.
Bu sözlere mim koyalım...


Melih Aşık-Pencere



Google-Etiketleri


 

İlgili Olabilecek Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
9 Yanıt
84 Gösterim
Son İleti 09 Haziran 2010, 00:24:06
Gönderen: pride
0 Yanıt
12 Gösterim
Son İleti 18 Temmuz 2010, 21:18:34
Gönderen: myway


Pagerank

Unutmayalım Anayasa: MADDE 25. Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

MADDE 26. Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.